Giriş Yapan Ziyaretçi Sayısı

Wednesday, February 5, 2014

Paris Haute Couture 2014 İlkbahar / Yaz ( Vol.2 ) - Tuba Edman

2015 kış  koleksiyonlarının tanıtılacağı moda haftaları maratonu, ilk durağı New York' ta başlamadan hemen önce, Paris’ te 2014 ilkbahar - Yaz ayları için hazırladıkları Haute Coutre koleksiyonlarını sergileyen Moda Dünyası’nın devleri  birbirinden gösterişli tasarımlarını sundukları defilelerde Paris' e neden “Modanın Başkenti” denildiğini adeta bir kez daha kanıtladılar.Paris Haute Couture 2014 ilkbahar -yaz koleksiyonlarının ikinci kısmını size tanıtmaya geçmeden önce, en çok duyduğum “ Nedir bu Haute Couture?” sorusunu; merak edenler için bir kez daha yanıtlamak istiyorum. Bir tarihi moda geleneği olan “Haute Couture” Fransızca’ dan dünya dillerine yayılan, kişinin özel beğenisine göre tasarlanmış, özel tasarım elbise anlamına gelen bir moda terimidir. kelimenin Türkçe karşılığı olarak da   “Ismarlama” sözcüğünü kullanabiliriz. Doğrusunu söylemek gerekir ise, her özgün ya da kişiye özel yapılan tasarım Haute Couture sınıfına sokulamaz. 19. Yüzyıl sonlarında Fransa' da ortaya çıkmış bu akım, aslında çoğunlukla üst gelir seviyesine, yani bizim  elit tabaka diyebileceğimiz grubun  beğenisine göre hazırlanan çoğu zaman sınırsız yaratıcılığın beraberinde getirdiği gerçek üstü siluetlerin kullanıldığı, bazen de  giyilebilirlikten tamamen uzak tasarımların oluşturduğu bir moda kavramıdır.
 Peki  Bir Haute Couture atölyesi olabilmek ve bu ünvanı hak edebilmek için ne yapmak gerekir? İlk şart,  Haute Couture Sendikası'na yani “ Chambre Syndicale de la Haute Couture” üye olmaktır. Bu sendikaya üye olabilmenin hiçte kolay olmadığını da söylemeliyim.  Atölyede çalışacak insan sayısından çalışanların saat ücretine, dekorasyonundan üretim adetlerine kadar her konuda çok sıkı kuralları olan sendika, üyelerine her yıl  iki koleksiyon ve her koleksiyonda en az 35-40 parça hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Ayrıca Fransız Devlet’ i tarafından sıkı kurallar çerçevesinde korunan bir ünvana layık olabilmek için, moda tasarımcılarının koleksiyonlarındaki her parçanın elde dikmesi zorunludur.

“Haute Couture nedir ve nasıl Haute Couture tasarımcısı olunur?” sorusunu kısaca  yanıtladıktan sonra dilerseniz geçtiğimiz günlerde ilk bölümünü yayınladığımız  Paris Haute Couture 2014 ilkbahar -yaz koleksiyonlarını kaldığımız yerden anlatmaya devam edelim.

                  Birinci kısmı yeniden hatırlamak isterseniz aşağıdaki linkten  ulaşabilirsiniz.




    Valentino

Yaratıcılıkla zarafeti birbirinden ayırmayan tasarım ikilisi Maria Grazia Chiuri ve Pierpaolo Piccioli, fantastik Roma operasından ve Henri Rousseau’nun eserlerinden  ilham alarak hazırladıkları Valentino 2014 Couture ilkbahar koleksiyonu ile herkesi rüyalar alemine sürükledi. Adeta gözlerimiz açıkken rüya görüyoruz hissine kapıldığımız bu sihirli koleksiyon için söylenecek tek bir sözcük var;  Mükemmel!.
Her sezon farklı bir şeyle karşımıza çıkan Valentino, açılışını Giuseppe Verdi’nin “ La Traviata” operası ile yaptığı defilede, yüzlerce saat elde işlenen dantel elbiseleri, neredeyse canlı olduğunu düşündüren çiçek desenleri, savrularak geçen kabarık tüllü kısa balerin kıyafetleri, Roma sütunlarını andıran ipek tafta ve krepten mükemmel bir terziliğin eseri olduğu her halinden belli sade elbiseleri, doğanın vahşiliğinden ilham alınmış kelebek kuğu, yılan, fil ve aslanlı motiflerin süslediği, krem, kahverengi ve haki tonlarındaki koleksiyonu ile adeta başka bir dönemin güzelliğini sergiler gibiydi.
Defilede Caroline Brasch Nielsen tarafından tanıtılan ve özellikle  56. Grammy ödüllerinin kırmızı halısında  Kate  Perry giydikten sonra magazin başlıklarından günlerce inmeyen, notalarla süslenmiş beyaz elbise, Valentino’nun nefesleri kesen Couture ilkbahar 2014 koleksiyonunun, şüphesiz en popüler parçası oldu.



    Elie Saab

Tasarladığı elbiselerdeki zarafet, incelik ve masalsı görünüm sayesinde prenseslerden tutun da Hollywood yıldızlarına kadar pek çok ünlünün gözde tasarımcılarından biri olan Lübnan asıllı modacı  Elie Saab, Chaillot Sarayı’ nda görücüye çıkan birbirinden güzel parçaların oluşturduğu  kusursuz 2014 İlkbahar Couture koleksiyonu ile yine herkesi büyüledi.
Büyük çıkışını 2002 yılı Oscar ödül töreninde Halle Berry için tasarladığı o muhteşem kıyafet ile yapan Elie Saab, aslında  tanıtmaya gerek olmayacak kadar büyük bir tasarımcı. Onun bu büyük dehasına yeniden  tanık olduğumuz “ Baharın verdiği söz ” temalı Couture 2014 ilkbahar koleksiyonunda, 19. yüzyılda yaşamış ressam Lawrence Alma-Tadema'nın tablolarından ilham alan Saab, narin pembeler, şehvetli  kırmızılar, gösterişli  morlar, hardal sarıları, buğulu açık maviler, masum beyazlar ve zarif siyahların kontrastlığı ile renklendirdiği koleksiyonunu, aplike yapılmış 3D çiçek figürleri, ombre teknikleri, uçuş uçuş tül, dantel kumaşlar ve  kristal işlemeler ile zenginleştirmiş.
Yabancı bloglarda kendini tekrar ettiği, sadece renkleri değiştirdiği gibi eleştirilere ara sıra maruz kalsa da, bu nefes kesici, her birisi adeta bir sanat eseri olan koleksiyonu ile bir kez daha Couture'un Efendisi lakabını hakkettiğini ve eleştirilere gereken cevabı verdiğini düşünüyor.


   Jean Paul Gaultier

Burlesk sanatçısı Dita Von Teese’nin finalde muhteşem bir kelebek kostümünün içinde podyumda yürüdüğü Jean Paul Gaultier defilesi, adeta kelebeklerin istilasina uğramış gibiydi. Antenli, kelebek motifli kızların ardından, tüylü̈ yüksek başlıkları, tüylü̈ kuyrukları ve seksi upuzun eldivenleriyle sahne alan ünlü “Crazy Horse” kabare dansçıları ile devam eden şovuyla, modanın çılgın çocuğu lakabını her koleksiyonu ile yeniden hak eden Jean Paul Gaultier, bir kez daha aşırı uçlara çektiği tasarımlarını, müthiş kabiliyetiyle birleştirerek, izleyicilerini  şık, renkli, eğlenceli bir yolculuğa çıkarttı. Feminenliğin güçlü bir şekilde ön plana çıktığı siyah, saks mavisi, fuşya, zümrüt yeşili, mercan rengi tonları ve kırmızı gibi canlı renklerin hakim olduğu Gaultier’in 2014 Couture bahar  koleksiyonunda, dar kesim pantolon takımlar, şifon bluzlar, hacimli kollar, file elbiseler, balık etekler koleksiyonun diğer dikkat çekici parçalarını oluşturdu.




    Zuhair Murad

Zuhair Murad, 2014 Couture bahar koleksiyonunda kullandığı 25.000 aplike çiçek ve renk geçişleriyle podyumu adeta çiçek bahçesine çevirdi desek yeridir. Onun mistik bahçesinde pembe kamelya ve güller, sari frezyalar, lavanta rengi şakayıklar, pastel şeftali, nane ve defne tonları ile hayat bulmuş, gece elbiselerinin hemen hemen hepsi altın yaprak kemerlerle süslenmiş.
Ustaca kullanılan pastel tonlarının yanı sıra siyah, beyaz ve  fildişi tonlarının da yer verildiği muhteşem koleksiyon, pantolon ceket takımlar, kalem etekler, altın rengi düğmelerin kullanıldığı uzun kruvaze kokteyl elbiseleri ile bütünleştirilmiş. Ayrıca transparanla güpür dantelin birlikte kullanıldığı gece elbiselerin nefes kesici güzellikte olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Tabi  finalde sergilenen ve aplike çiçeklerle süslenmiş gelinlik de Zuhair Murad’ ın her geçen sene daha iyi iş çıkardığının kanıtı.


   Stephane Rolland

Stephane Rolland, Theatre National de Chaillot’ta tanıttığı sanat eserini andıran ve adeta yer çekimine meydan okuyan tasarımlarıyla İlkbahar  2014 Haute Couture Moda Haftası’nın en dikkat çekici koleksiyonlarından birine imza attı. Rolland, mimariden ilham aldığı tasarımlarını geniş omuzlar, drape, ve volan  gibi detaylarla zenginleştirmiş. Turuncu, siyah, beyaz ve sari  renklerin yer verildiği koleksiyonun şüphesiz  en özel parçası , kelebek formunda, 200 metre ipek organzeden yapılmış, el boyaması, kızıl güneş sarısı elbise oldu. Organze ağırlıklı kumaşların yanı sıra yüksek omuzlar, dar kalem elbiseler, monokrom, asimetrik ve maksi kesimler, geometrik formların özellikle de peplumlarin dikkat çektiği tasarımları ile Stephane Rolland, her biri kırmızı halıda sansasyon yaratabilecek tasarımlardan oluşan koleksiyonun ile harikalar yaratmış desek yerinde olur.


   Ulyana Sergeenko

Moda Dünya’sını farklı ve özgün stiliyle kasıp kavuran asıl mesleği fotoğrafçılık olsa da farklı stiliyle bunun ötesine geçen Rus tasarımcı Ulyana Sergeenko, teatral, kendine özgün tarzıyla son dönemlerin önemli isimlerinden biri olmayı başardı. Fotoğrafçılık ve modayı başarılı bir şekilde harmanlayan Sergeenko, 2014 Couture bahar koleksiyonu için ilhamının Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ a yaptığı geziler olduğunu belirtiyor.
Haute Couture 2014 İlkbahar -Yaz koleksiyonları arasında en iddialı ve en farklı siluetlere sahip olan iki çocuk annesi 32 yaşındaki Sergeenko, dördüncü sezon koleksiyonunda ağırlıklı olarak  beyaz, siyah, kırmızı lacivert,  çam yeşili, açık turkuaz, mercan, pembe ve bej renklerini kullanmayı tercih etmiş. Özgüvenli ve zarif  bir bayan stili oluşturmaya çalıştığı koleksiyonunu, incelikli el işçiliği, drapeler, parlak satenler, belden oturmalı kloş etekler, diz altı elbiseler, kum saati formlu kesimler, zengin kumaşlar ve oryantal dokunuşlarla süsleyen Sergeenko koleksiyonu,Rusya’da özel işçilikle ürettirmiş Stephen Jones imzalı şapkalarla da  büyük ilgi gördü. Kendisi de bir film yıldızı olabilecek kadar güzel olan bu kadın, kendi gibi kusursuz  güzelliğe sahip  çarpıcı koleksiyonu ile Moda Dünya’sın da fırtınalar estirirken, zirveye olan yolculuğuna emin adımlarla devam ediyor.



Ralph & Russo
Avustralyalı çift Tamara Ralph ve Michael Russo tarafından 2007 yılında kurulan Ralph & Russo markası bu sene nefis koleksiyonunu Paris’te takipçileri ile buluşturdu. “Chambre Syndicale de la Haute Couture” tarafından Paris Haute Couture Moda Haftası için seçilen ilk ve tek İngiliz moda evi olma özelliğine sahip olan marka, Beyonce ve  Angelina Jolie gibi  bir çok ünlü müşterinin gözbebeği. Siyah, beyaz, pembe, kırmızı ve mavi gibi tonların oluşturduğu basit bir renk yelpazesi içinde hazırladığı Couture 2014 bahar koleksiyonundaki dengeli siluetleri, şık ve zarif takımları, ihtişamlı ama ağırbaşlı  gece ve kokteyl elbiseleri ile yine  birçok ünlüyü kırmızı halıya hazırlayacağına şüphe yok.


Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
 http://tubaedman.blogspot.com/