Giriş Yapan Ziyaretçi Sayısı

<< PRESS >>

Paris Haute Couture 2014 İlkbahar / Yaz ( Vol.2 ) 
2015 kış  koleksiyonlarının tanıtılacağı moda haftaları maratonu, ilk durağı New Yor
Paris Haute Couture 2014 ilkbahar /Yaz Vol.1
New York son 20 yıldır görülmemiş soğuk hava, fırtına ve yoğun kar yağışı ile mücadele
Çalıkuşu New York’ta
15 Mart Cumartesi akşamı için  yapılan tüm planlar iptal, neden mi ? Hep beraber muhteşem

Yeni Yılda Özel Günlerin Ve Gecelerin Yıldızı Siz Olun!2014 İlkbahar Yaz Moda Trendleri
2013 CFDA Ödülleri Sahiplerini Buldu!Resort 2014 Defileleri Bütün Hızıyla Devam Ediyor
Londra’da Teknoloji Moda Dünyasını İstila Etti!New York Moda Haftası 2013
İyi Bir Moda Tasarımcısı Nasıl Olunur?2013 İlkbahar – Yaz Erkek Renk Trendleri
2013 İlkbahar-Yaz Erkek ModasıVictoria's Secret'ın Gizemli Öyküsü!
Tarihteki Yolculuğuna Hiç Kesintisiz devam Eden Ve Modern İnsanın Üniforması Haline Gelen Jean’ in Sırrı Ne?2013 İlkbahar Yaz Moda Trendleri
2013 İlkbahar - Yaz Sezonu Renk Trendleriİstanbul Fashion Week 30 Bin Ziyaretçiye Ev Sahipliği Yaptı
Paris Moda Haftası ( İlkbahar / Yaz 2013 )Moda Donna Milano ( İlkbahar /Yaz 2013 )
Londra Moda Haftası (İlkbahar/Yaz 2013)New York Moda Haftasının Unutulmazları
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HURRIYET GAZETESI 



HABER TURK 



http://www.haberturk.com/dunya/haber/942753-65-bin-dolarlik-valiz



VIVAHIBA 

http://vivahiba.com/article/show/kate-middletonin-kraliyet-turu-sikligi/


Cambridge Düşesi Kate Middleton`ın 65 Bin Dolarlık Kraliyet Valizi

    Tuba Edman - New York
    Prens William eşi Cambridge Düşesi Kate ve 9 aylık oğulları prens George 19 günlük kraliyet adına çıktıkları Yeni Zelanda ve Avustralya turu’nu nihayet sonlandırdılar.
    Prens William’ın hayatına girdiği andan itibaren İngiliz basının gözdesi haline gelen Kate Middleton, tarihe damgasını vuracak stil ikonlarından biri olarak gösteriliyor. Kıyafeti, hafif makyajı, sade saçları, çantası, ayakkabısı ile her zaman, zarif, sade, şık ve elbette kaliteli bir stile sahip olan düşes, güzelliği, içten gülüşü, neşesi ve asil duruşu ile adeta peri masallarından fırlamış gibi.
    Her giydiği kıyafeti ve davranışı ile yakından takip edilen Cambridge Düşesi Kate, Yeni Zelanda ve Avustralya turunda da adeta tüm dünya basınına defile yaptı desek yalan olmaz. Prens George'un sevimliliği bile Kate Middleton'ın şık ve zarif kıyafetlerini gölgede bırakmaya yetmedi.
    Yeni Zelanda’ya giderken İngiliz tasarımcı Catherine Walker imzalı kırmızı bir palto ve Yeni Zelanda’nın sembolü olan gümüş eğreltiotu şeklinde bir broş takarak başlayan Düşesin defilesi, son gün yolculuk için tercih ettiği Michael Kors bahar 2014 koleksiyonundan gri renk elbisesi ile son buldu.
    Düşesin defilesinde en büyük ilgiyi toplayan kıyafeti ise, Prens William’in, Kate Middleton'ı bir muza benzetmesi ile günlerce manşetlerden inmeyen, Düşesin Avustralya topraklarına ayak bastığında giydiği Roksanda Ilincic tasarımı, ülkenin bayrağına ve ünlü güneşine gönderme yaptığı sarı elbisesi oldu.
    Dilerseniz güzel düşesin bu uzun ziyaret kapsamında tercih ettiği maliyeti yaklaşık 65.000 $ olarak hesaplanan (bunların en pahalısı 6,722 $ Lela Rose elbise en ucuzu Hobbs markasının ucuzlukta 58 $ lik elbisesi olan ) kıyafetlerini yeniden hatırlayalım.
    Catherine Walker 2,521$
    Tory Burch 340$

    Alexander McQueen 3,935$

    Jenny Packham 5,202$

    Breton çizgili bluz 80 $ - J Brand Skinny jeans 362$

    Erdem 2,961$

    Emilia Wickstead 2,013$

    Luisa Spagnoli 830$

    Rebecca Taylor 1,080$

    Roksanda Ilincic 1,595$

    Diane von Furstenberg 325$

    Zimmermann 495 $
    Özel Terzisi

    Stella McCartney 885 $

     Jonathan Saunders Triko 621$

    Zara blazer 135 $ - J Brand Skinny jeans 362$

    Musto 336$

    LK Bennett 411 $


    Catherine Walker 797$

    Alexander McQueen 2,639$

    Hobbs 58$

     Alexander McQueen 1,012 $

    Roksanda Ilincic 998$

    Lela Rose 6,722$

    Michael Kors 2,995$


    Moda Haftası Sokaklara Taştı!

    Tuba Edman- New York
    Soğuk ve yoğun New York Moda Haftası’nı geride bırakan Moda Dünyası, bu seneki New York-Paris moda yolculuğunun ikinci durağı Londra’daydı.
    Kültürü, sanatı ve modasıyla Avrupa’nın parlayan yıldızı tezatlar şehri Londra geçtiğimiz günlerde yeni bir moda heyecanı ile sarsıldı. Usta tasarımcıları, yatırımcıları, genç yetenekleri, uluslararası medyası ve tabi konukları ile Moda Dünyası’nın tüm dikkatleri bir kez daha Londra’nın üzerine toplandı.
    Karanlık ve kasvetli havasının aksine çok keyifli ve renkli bir yaşamı barındıran şehrin, kırmızı telefonları, otobüsleri ve posta kutuları sanki şehrin gri, puslu her an yağmaya hazır havasına inat yapar gibi, sıcacık cıvıl cıvıldi. Doğrusu, Sonbahar-Kış 2014-15 koleksiyonlarının tanıtıldığı Moda Haftası ile ortam daha da şenlendi ve renklendi...
    Ev sahipliğini Somerset House’un yaptığı Hafta, bu yıl da her zamanki gibi, diğer rakiplerine oranla daha yenilikçi, daha genç, daha eğlenceli, daha cesur ve daha renkli geçti. Haftada 21.defilesini sunan Türk tasarımcı Bora Aksu, yine Türk asıllı modacı Erdem, House of Hollann, Mulberry, Temperley London, Topshop Unique, Paul Smith, Vivienne Westwood Red Label, Mary Katrantzou, Peter Pilotto, Christopher Kane, Burberry Prorsum ve modanın dahi çocuğu Tom Ford gibi bir çok ünlü marka ve tasarımcı, koleksiyonlarını tanıttı ve adeta podyumların tozunu dumanına katarak bayrağı Milano’ya devretti.
    Belli ki, Londra Moda Haftasının muhteşem şovları ve koleksiyonları daha aylarca konuşulacak ve medyada boy boy sergilenecek ama biz haftanın detaylarına geçmeden önce dilerseniz, sokağın nabzını tutalım ve cesur stillerin, desenlerin ve renklerin bolca yer aldığı Londra sokaklarına, ilham alınası kombinlerine, Moda Haftasının sokaklara taşan kısmına yakından bir göz atalım.
    Parlak Renkli Mantolar
    Modern Stiller
    Dantel Şıklığı
    Her Daim Leopar
    Midi Etekler
    Camel Paltolar
    Pembenin Her Tonu
    Izgara Ekoseler
    Canlı Renkler - Yeni Renk Kombinleri
    Erkeksi Çizgiler
    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    New York’tan En Sıcak Trendler - (2014-2015 Sonbahar / Kış)

    Tuba Edman - New York
    Şu günlerde bütün hızıyla devam eden ve yaklaşık bir ay sürecek olan Moda Haftalarında, sıra New York ‘dan sonra Londra’ya gelse de, birbirinden şahane Sonbahar-Kış 2014-2015 sezonu tasarımları, podyumları, katılımcı yıldızları, backstageleri, modelleri, trendleri, dedikoduları hatta sokak modası ile New York Moda Haftası yankılarının daha uzun süre devam edeceği şüphesiz.
    Şimdiden önümüzdeki kış trendleri belirledi bile, dolu dizgin geçen, moda ile yatıp kalktığımız koca bir haftadan sonra, işte New York Moda Haftası’ndan yansıyan en taze trendler...

    Kürkler , kış aylarının kurtarıcısı kürk paltolar ve etoller hemen hemen her koleksiyonda cesurca kullanılmış, Alice + Olivia ve DKNY’nin monokrom siyah - beyaz grafik desenli kürklerinden, Diane von Furstenberg ve Altuzarra’in rengarenk kürklerine kadar her desen ve renkte kürkler, gelecek sezonun en belirgin trendlerinden biri olacak. Yakalarda ve aksesuarlarda da bolca kullanılan kürklerin gerçek olmamasına ise özellikler vurgu yapılıyor.
    Makülen Kadınlar , Alexander Wang, DKNY, 3.1 Phillip Lim, Hugo Boss, Altazurra, Helmut Lang, Theory, The Row hatta Zac Posen gibi markaların koleksiyonlarına dahil ettiği takım elbiselerle ve haftada daha bir çok tasarımcının çizdikleri sert kadın imajı ile maskülen trendin, önümüzdeki kışın en belirgin trendlerden biri olacağına kesin gözle bakılıyor.
    Trikolar, kış aylarının vaz geçilmezi elbette, belli ki Amerika’da ağır geçen kış ve Polar Girdabı'nın da etkisi ile tasarımcılar trikoları koleksiyonlarının baş köşesine koymuşlar. Özellikle kalın dokulu, desenli hırkalar, boğazlı kazaklar, pelerinler, atkı ve berelerle sıcacık bir kış bizleri bekliyor desek yeridir. Tabi dökümlü hırka ve kazakları harika deri kemerlerle de süslemeyi unutmamalı.
    Sportif Hava , birkaç sezondur bizimle olan sportif trend tüm şık detayları ile gelecek sezona da damgasını vuracak. Marc by Marc Jacobs, Jeremy Scott,Tommy Hilfiger, DKNY, Alexander Wang koleksiyonlarında hayranlıkla izlediğimiz spor tasarımlar önümüzdeki sezonda enerjinizi artırırken içinizdeki gençlik ateşini de canlandıracak.
    Desenle r, adeta 2014-2015 kışını ele geçirmiş gibi görünüyor. Çiçekler, kusursuz kontrastlar, kaz ayakları, geometrik formlar, baskılar, kolajlar ve çizginin her türü, kısacası gelecek kış sezonunda desen adına ne ararsanız var.
    Transparan, önümüzdeki sezonun en göze çarpan detaylarından. Danteller, şifonlar, tüllerle hazırlanmış yada kombinlenmiş giysiler kış ayları da olsa yine de transparandan vaz geçemeyeceğimizin sinyallerini veriyor.
    Balıkçı Yakalar , kazaklardan tutun da triko uzun kısa elbiselere hatta crop top’lara kadar her yerde kullanılmış. Bu da gösteriyor ki “Turtleneck” yani balıkçı yaka, gelecek sezonda modaya büyük bir dönüş yapacağının sinyallerini New York Moda Haftasından vermeye başladı bile.
    Oversized, MaxMara, Celine, Stella McCartney, Jason Wu, Derek Lam, Helmut Lang, Alexander Wang ve Proenza Schouler koleksiyonlarında karşımıza çıkan abartılı büyük “ Oversized ” kabanlar, paltolar, kürkler hatta kazaklar sportif havaları ve kocaman cepleri ile gelecek sezonun en önemli trendlerinden bir olacak gibi.
    Etekler , bir kaç sezondur devam eden etek trendi önünüzdeki sezonda da baskın bir şekilde kendini belli ediyor. Mini, midi, maxi her boyda etek, 2014-2015 koleksiyonlarında ki en önemli ortak eğilim. Derek Lam ve Proenza Schouler gibi markalarda gördüğümüz “Flared” yani evaze diz altı eteklerde özellikle uzun çizmelerle gelecek sezon en çok tercih edin trenlerden biri olma yolunda.
    Geniş Paçalı Pantolonlar, Opening Ceremony, Edun, Karen Walker, Theory, Marc by Marc Jacobs koleksiyonlarında gördüğümüz çorap üstü kısa geniş paçalı pantolonlar, yine Amerikalı tasarımcıların gelecek sezon koleksiyonlarından en çok yer verdiği ortak trendlerden.
    Renklerde ise, şeker pembeden tutun da menekşe, toz, uçuk, fosforluya kadar pembenin her tonunun, pastel, bebe ve kobalt mavilerin, Scarlet kırmızısından, böğürtlene kadar uzanan bir skalada kırmızı tonlarının ve tabi modanın iki vaz geçilmezi siyah ve beyazın ağırlıklı kullanıldığı New York Moda Haftasına hangi markalar katıkmış ne tarz koleksiyonlar hazırlamış dilerseniz bir göz atalım.
    Tuba Edman / T&E Trend Tracker 
    http://tubaedman.blogspot.com ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    BAFTA Film Ödülleri'nde Kırmızı Halı Şıklığı

    Tuba Edman-New York
    Sinemanın en prestijli ödüllerinden biri olan BAFT İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi Ödülü (British Academy Film Awards) dün gece İngiltere'nin başkenti Londra'daki tarihi kraliyet opera binasında yapılan muhteşem törenle sahiplerini buldu.
    Gece de "12 Years a Slave" en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor da en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Avustralyalı aktris Cate Blanchett’in "Blue Jasmine" filmindeki performansıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığı törende, en iyi yönetmen ödülü "Gravity" filminin yönetmeni Alfonso Cuaron’a gitti.
    Altın Küre ile başlayan ödül sezonunda sırasını savan BAFTA dan sonra sinema severler için heyecanlı bekleyiş halen devam ediyor, 2 Mart 2014 de sahiplerini bulacak Oscar’a sadece bir kaç hafta kaldı, aslında yalnızca sinema dünyası değil moda tutkunları da büyük bir heyecanla Oscar’ın kırmızı halisini bekliyor.
    Gelelim, İngiltere kraliyet tahtının varislilerinden Cambridge Dükü William’in ve Helen Mirren, Uma Thurman, Angelina Jolie, Brad Pitt, Emma Thompson, Cate Blanchett, Amy Adams, Leonardo DiCaprio, Christoph Waltz, Christian Bale, Tom Hanks gibi bir çok ünlünün de katıldığı BAFTA ‘nın ödül töreni kadar ilgi gören kırmızı halısına, Londra’nın soğuk ve puslu havasına inat BAFTA’nın kırmızı halısında oldukça renkli görüntüler yaşandı. Birbirinden şık davetlilerin boy gösterdiği kırmızı halinin en dikkat çeken çifti birbirine uyumlu kıyafetleri ile geceye katılan Angelina Jolie ve Brad Pitt oldu.
    Geceye renk katan diğer Hollywood yıldızları neler giyinmişler dilerseniz birlikte bakalım.
    Laura Bailey gecede siyah straples klasik bir elbise giyinmeyi tercih ederken, Samantha Barks son derece şık Calvin Klein elbisesi ile büyük beğeni topladı. Amy Adams’in Victoria Beckham imzalı siyah elbisesi ise gerçekten çok hoş. Sai Bennett’de beyaz peplum detaylı Chanel elbisesi ile ilgi gören isimlerden, Uma Thurman’in koyu mavi elbisesi ise Atelier Versace koleksiyonundan.
    Lupita Nyong, geceye Christian Dior tarafından hazırlanmış altın kemerli, parlak zümrüt yeşili askısız bir elbisesi ile katılırken, Lily Allen, Vivienne Westwood imzalı pembe ve portakal rengini kombinlediği oldukça ideali bir kıyafetle kırmızı halıda boy gösterdi. Alicia Vikander ise Chanel’den seçtiği baskılı ve püsküllü kabile trendine uygun kıyafeti ve sandaletleri ile gerçekten çok sevimli.
    Naomie Harris, siyah bel bantlı derin dekolteli kırmızı Gucci elbisesi ile son derece asil görünüyor, Eleanor Tomlinson da gecede kırmızı rengi tercih edenlerden Tomlinson’un Dolce & Gabbana imzalı kıyafeti ile halıda en çok dikkat çeken isimlerden. Imogen Poots’in bordo Givenchy elbisesi de her ne kadar böylesine soğuk bir hava için cesaret gerektirse de aslında çok hoş bir o kadar da modern.
    Angelina Jolie ve Brad Pitt kesinlikle gecenin en ilgi gören ünlüleriydi. Angelina Jolie’nin Brad Pitt’e uyumlu seçtiği beyaz gömleği, çözülmüş papyonu ve Saint Laurent smokini büyük beğeni toplarken, ikili yine gecenin en çok manşetlere taşınan çifti oldu. Geceye erkeksi bir takımla katılan diğer isim de İngiliz aktris Ruth Wilson’du. Wilson’un gümüş gri takım elbisesi Antonio Berardi imzalı.
    En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Cate Blanchett ise Alexander McQueen tarafından hazırlanmış siyah üzerine gümüş çiçek boyalı elbisesi ile yine büyük beğeni toplayan ünlülerden, Olga Kurylenko ise törene pas ve siyah renkli Burberry bir elbise ile katılmayı tercih etmiş. Laura Carmichael’in kısa kabartma nakışlı elbisesi ise Erdem koleksiyonundan.
    Lea Seydoux’in bedeni boncuk işli etekleri transparan lacivert Prada elbisesi tek kelime ile harika. Maggie Gyllenhaal’de lacivert dantelli Lanvin elbisesi ile beğeni toplarken, Fransız aktris Josephine de la Baume’e Bodices Marios Schwab marka elbisesi ile son derece zarif. Gillian Anderson’da törene üç ton mavi renk kullanılmış Balmain imzalı bir elbise giymeyi tercih edenlerden.
    Sezonun ideali renklerinden altın rengini tercih eden İskoç Aktris Sophie Kennedy Clark, mat altın rengi elbisesi ile oldukça dikkat çekici. Fearne Cotton’da altın rengini tercih eden bir başka ünlü, aktrist tül üzerine nakış işlenmiş, pırıltılı, elbisesi içinde bütün dikkatleri üzerine toplamayı başarıyor. Georgina Chapman ise siyah üzerine altın rengi oryantal desenli Marchesa elbisesi ile çok ideali. Rebecca Wang’ın hayvan desenli baskılı, altın rengi elbisesi ise oldukça seksi.
    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    NEW YORK MODA HAFTASI'NDA SOKAK STİLLERİ

    • new york moda haftası sokak stilleri
    Tuba Edman- New York
    “ New York Moda Haftasının başlaması ile davetlilerin sokak stilleri Manhattan sokaklarını adeta devasa bir podyuma çevirdi ve her sene olduğu gibi bu yılda tasarımlar ve defileler kadar sokakların farklı trendleri de Moda Dünyasının en önemli konusu oldu. ”
    Bir haftadır moda ile yatıp kalkan New York şehri dondurucu soğuk ve kar fırtınası gibi tüm olumsuz hava koşullarına rağmen yine muhteşem şovlara, tasarımcılara, konuklara, modellere, gazetecilere ev sahipliği yaptı. Donna Karan, BCBG MaxAzria, Zac Posen, Michael Kors, Diane Von Furstenberg, Maison Martin Margiela, gibi birçok Amerikan moda devinin Sonbahar Kış 2014-2015 koleksiyonlarının görücüye çıktığı ve perşembe günü Ralph Lauren ve Calvin Klein defileleri ile son bulan New York Moda Haftasında, özellikle haftaya katılan davetlilerin içeride sergilenen koleksiyonları aratmayacak kadar şık stilleri, şehrin kar ve buz kaplı sokaklarını da adeta dev bir podyuma dönüştürdü. Günümüzde sokak modasının tasarımcılara bile ilham olacak seviyeye gelmesi ile şovlara katılan konukların ve modellerin stilleri neredeyse içeride sergilenen koleksiyonlar kadar merak edilir oldu. Ve moda haftalarından sonra, bir sonraki sezonun trend raporu kadar, sokak fotoğraflarından ilhamla sokak modası trendleri yani “Street Style “ da büyük önem kazandı. Durum böyle olunca da özünde koleksiyon görmek için gidilen moda haftaları, bir anda en çok konuşulmak, en çok görülmek için bulunulan alanlara dönüştü.
    Hafta boyunca, sezonu trendlerini şimdiden sokaklara yansıtan ve en çok fotoğrafı kim verecek yarışına giren, modellerin, moda editörlerinin, bloggerlarının, ve moda tutkunlarının, iliklere kadar işleyen soğuk hava bile gözlerini korkutmaya yetmedi. Bu senede ünlü markaların imzasını taşıyan kombinleri, kürkleri, ayakkabıları ve aksesuarları ile podyumdan fırlamış gibi görünen Fashionistalar, karşılarında bir fotoğrafçı ordusu ile birbirinden güzel pozlar verdiler ve New York sokaklarını hem ısıtıp hem de şenlendirdiler...
    Gelelim bugün itibariyle sona eren New York Moda Haftası Sokak Modasının gözümüze çarpan ve öne çıkan detaylarına.
    * Soğuk havanın da etkisi ile sokaklarda en çok göze çarpan parça ebetteki kürkler ve mantolar oldu. Rengarenk cıvıl cıvıl kürkler, Pembe, Yeşil, Sari, Kobalt, Turkuaz ve Fuşya gibi parlak renkli mantolar New York sokaklarını ve caddelerini istila etti desek yalan olmaz.
    * Kürk kabanlar dışında kürk aksesuarlar da oldukça revaçtaydı. Kürk yakalar ve kürk detaylı çantalar en sık görülen sokak modası trendlerinden bazıları.
    * Ve modanın vaz geçilmezi deri, özellikle siyah rengi ile New York sokakların da yine başroldeydi. Deri motorcu ceketleri, pantolonlar, mantolar ve etekler en şık kesimleri ile tüm dikkatleri ve kameraları üzerine çekmeyi yine başardı.
    * Şıklığın tamamlayıcısı New York sokaklarında bolca karşımıza çıkan uzun çizmelerden bahsetmeden de geçemeyeceğim. Özellikle çorap gibi saran siyah deri çizmeler hemen her yerdeydi.
    * Çizmeler dışında bu sene topuklu ayakkabıların yerini, mevsimin de etkisi ile spor ve bağcıksız slip-on ayakkabılar ile tipik sneaker modeller aldı, genellikle beyaz renk tercih edilmişti.
    * Ve modanın iki vaz geçilmezi siyah beyaz kombinler yine her yerdeydi.
    * Sezonun en favori rengi pembe de, her tonu ile özellikle manto ve kabanlarda en çok karşımıza çıkan renk oldu.
    İşte, en fazla Siyah, Beyaz, Pembe, Açık Mavi, Kobalt, Sari, Kırmızı tonlarının tercih edildiği ve bir çok farklı trendin öne çıktı New York sokaklarından objektiflere takılan sokak stilleri.
    KÜRKLER
    PARLAK RENKLI MANTOLAR
    BLUE JEAN
    ÇİZGİ VE RENK BLOKLARI
    PEMBE RENK
    KAK KAT GİYİNMEK
    KIŞLIK KAZAKLAR
    PASTEL TONLAR
    KOLEJ STİLİ
    SARI VE KOBALT MAVİ
    ÇİÇEK DESENLERİ
    Tuba Edman / T&E Trend Tracker
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Soğuk New York’un Sıcak Podyumları

      Tuba Edman / New York
      Zac Posen
      New York’ta esen moda rüzgarı tüm dünyayı sarsarak ilerlemeye devam ediyor.
      New York, Londra, Milano ve Paris’te düzenlenecek ve toplam bir ay süreyle devam edecek olan 2014-2015 Sonbahar Kış koleksiyonlarının tanıtıldığı moda haftaları; 6 Şubat tarihinde, ilk durağı New York’ta kapılarını moda severlere açtı. Bu gün altıncı gününe giren hafta süresinde, trendler belirlendi, gelecek yıl için siparişler alindi, koleksiyonlar ve şovlar tüm gündemi işgal etti ve bu muhteşem moda rüzgarı yine tüm dünyayı sarsarak hafızalarda unutulmaz anılar ve resim kareleri bırakarak 13 Şubat’ta, bayrağı, bu yıl ki moda maratonunun ikinci durağı Londra’ya devredecek.
      Sokaklarında yürürken kendinizi neon ışıkları ile çevrelenmiş düşsel bir dünyanın içinde gibi hissettiğiniz, filmlere, şarkılara, koleksiyonlara ilham olan bu büyülü şehir, Moda Haftası ile birlikte, Dünya Modasına yön veren usta tasarımcıların koleksiyonlarını sergileme heyecanı yaşadıkları, ayni zamanda bitmek, tükenmek bilmeyen kış mevsimine ve dondurucu soğuklara rağmen defileleri izlemeye gelenlerin şıklıkta birbirleri ile yarıştıkları “sokak modası fotoğrafçılarının “ karelerine girebilmek ve magazin dergilerinde boy gösterebilmek için çabaladıkları büyük bir şölen alanına dönüştü.
      1943 yılında New York’ta Press Week- Basın Haftası adı altında ilk defa düzenlenen bu büyük moda gösterisi, aslında, Paris’in hükümdarlığı altındaki moda şovlarına karşı bir alternatif oluşturmak amacıyla başlamıştı. 1993 yılında günümüzde ki halini aldı ve Mercedes-Benz Moda Haftası olarak da anılmaya başlandı. Yıllarca Bryant Park’taki çadırda ziyaretçilerini ağırlayan Moda Haftası bir kaç sezondur kapılarını, Lincoln Center’da açıyor.
      Bu kısa tarih bilgisi ile hafızalarımızı tazeledikten sonra. Soğuk New York’un sıcak podyumlarına bir göz atalım.
      New York Moda Haftası’nın beşinci gününde karşımıza çıkan markalardan biri de, yetenekli ve genç tasarımcı Zac Posen. Ünlü modacı, hazırladığı 2014- 2015 Kış koleksiyonun da ki görkemli kabarık elbiseleri ve kırmızı halıya layık modelleri ile bu yılda gündeme damgasını vurdu. Bordo, Siyah, Lacivert ve bazı soluk tonlarla sınırlı renk paleti ve kumaş seçeneklerinin sunulduğu modellerde ki ihtişam akıllara durgunluk verecek boyuttaydı. Gece kıyafetlerinde görmeye alıştığımız taşlar, payetler ve ışıltıların hiç birine ihtiyaç duymayan Zac Posen’ın adeta mimari bir yapı inşa eder gibi hazırladığı, hayal gücünün en yüksek sınırlarını zorlayan, müzeye layık gece elbiselerini, gelecek 2014 Oscar töreninin kırmızı halısında, sükse yapmak isteyen ve fiziğine güvenen hangi Hollywood yıldızlarının üzerinde göreceğiz, açıkçası şimdiden merak ediyorum.
      Tuba Edman / T&E Trend Tracker
      ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


                                Kadınlar için 2014 İlkbahar/Yaz Trendleri

                                                tag: İlkbahar/Yaz2014Trendleri
      • Kelime oyunları
      • Kabile ( Kadın Avcılar )
      • Sanatsal Baskılar
      • 2014 İlkbahar/Yaz  Moda Trendleri
      Öyle ki, zamanın hızına meydan okumaya çalışırken insanlar, modacılar evrenin saatini hızlıca akıtmak peşindeler. Bu gün bizde, onlara uyup ezeli ve ebedi döngüsünü değiştiremediğimiz tabiatın ve evrenin sonbaharına, kışına kızmak, karına yağmuruna öfkelenmek yerine, dışardaki soğuğu unutup, 2014 trendleri ile içimize yeni bir bahar heyecanı serpiştirelim nedersiniz?
      Kulaklarımızda, kuş sesleriyle kurulmuş ilahi orkestranın musikisi, içimizi kıpır kıpırheyecanlarla dolduralım, güneşin pırıltısını saçlarımıza yansıtalım, umutlarımızı uçurtma yapıp rüzgarla yükseklere uçalım ve kışı geçip bahara erişelim, hayal dünyamızda bahar yağmurları ile kederleri, öfkeleri, nefretleri, yıkayalım. Şu kısacık zaman diliminde de olsa, hayalimizdeki baharın coşkusunu; göz dolduran rengarenk, desen desen, içimizi kıpır kıpır eden yeni sezon modası ile yaşayalım.
      İşte bu halet-i ruhiye sizleri de sardı ise bakalım 2014 İlkbahar-Yaz sezonunda neler bizi heyecanlandıracak ve dolabımı yenilememin zamanı geldi dedirtecek.
      Geride bıraktığımız New York, Londra, Milano ve Paris Moda Haftalarından sonra defilelere bakarsak önümüzdeki İlkbahar- Yaz sezonunda neler giyeceğimiz az çok netleşti sayılır. Etkisini devam ettiren yarım üstler (Crop Top), sanatsal, geometrik ve çiçek desenleri, 3D süsleme detayları, püsküller, sporda giymeye alışık olduğumuz parçalar “ hiç bu kadar kadınsı olmamıştı “ dedirtecek kadar şık spor kıyafetler, her türlü formda etekler ve bol paça pantolonları sayabiliriz. Özellikle kabile yaşamından esinlenmiş motifler ve çizgeleringelecek ilkbahar ve yaz dönemine damgasını vuracağı ise şimdiden aşikar görünüyor. Tüm bunlarla beraber, 90’ların etkileri sezonunda birçok koleksiyonda kendini hissettirmeye devam ediyor. Ancak önümüzdeki yaz 90’ların meşhur dağınık, hırpani ve umursamaz “ Grunge “ stilinden ziyade, oldukça basit kalıplara sahip elbiseleri, süslemeden arındırılmış, bunun yerine heykelsi kalıpları ve dikiş kalitesi ile ön plana çıkan “ Minimalist ” akım, tasarımcılara ilham kaynağı olmuş.Aslına bakarsanız 2014 yaz trendleri geçmişe yolculuk yapmak isteyenler için harika detaylarla dolu. 40’lı ve 50’li yılların pastel tonları, ışıltılı süslemeleri ile elegant zarif şıklığını, 70’lerin diz altı etekleri ve tayyörleri ile yeniden yorumlanmış romantik kadınını bulabileceğiniz, zaman içinde zamanı yaşatan, sözün kısası büyük bir trend zenginliği içindeki yeni bir moda sezonu bizleri bekliyor diyebiliriz.
      Sanatsal Baskılar
      Daha hümanist bir yaklaşım doğrultusunda, gerçek sanat eserleri 2014 ilkbahar-yaz podyumlarını adeta bir müzeye çevirdi desek abartmışolmayız. Tanınmışözgün sanat eserleri, resimleri hatta lithography yani (taşbaskı) eserleri modacılaratasarımlarında ilham kaynağıolmuş ve iyi bilinen çalışmalar elbise, mont ve üstler üzerine büyük bir ustalıklaaktarılmış. Kenzo’nun Blue Marine Vakfı ile işbirliği yaparak, aşırı avlanma hakkında farkındalık yaratmak için balık şekilleri ile dekore ettiğiokyanus esintili suluboya benzeri baskıları, Chanel ‘in özgün çalışmalardan ilham aldığıbol renkli fırça darbeli elbiseleri, Celine’nin renkli bir geziyi anlatan 1930 İtalya’sındaçekilmişresimler ve Brassaigraffiti’lerinide kullandığı enerjik tasarımları, ElieSaab’in renkli bahçeleri ve doğa esintileri,Prada’nin lüks parçalar üzerindeyansıttığı sokak sanatı eserleri ve Jean Charles de Castelbajac’in tam anlamı ile bir tuvale dönüştürdüğü elbiselerinebakılırsa, belli ki gelecek yaz, sanat eserleri dolaplarımızı istila edecek.
      Kabile ( Kadın Avcılar )
      Zaten bir kaç sezondur Kızılderililerden, Afrika desenlerinden ilham alan, agresif kabile kültürünün boncuklu, tüylü ve kaleydoskopiktasarımlarınıve renklerini iyiden iyiye benimseyen Moda Dünyası,Valentino’nun göz alıcı etnik baskıları, grafik, geometrik desenli Alexander McQueentasarımları, Dolce&Gabbana ve Etro’nun muhteşem şal desenleri ve para baskıları ile yönünü iyiden etnik ve kabile trendine çevirmiş görünüyor, tabi daha yaratıcı ve yenilikçi fikirlerle. 2014 yazında Amazon ormanlarından, Afrikalı kabilelere, Papua Yeni Gine yerlilerinden, dünyanın diğer bölgelerindeki kabilelere kadar tüm kültürleri kucaklayan bu trend, muhteşem renk ve desenleri kendine has stili ile doğanın ve kültürlerin bir sanat olarak modaya taşınması görevini üstlenerek büyük bir hayranlık uyandırıyor.
      Kelime oyunları
      En iyi örneklerini DKNY, RebeccaMinkoff, ChristianDior, Louis Vuitton, Jean-Charles de Castelbajac, Moschino, Alexander Wang, Céline, ChristopherKane, Erdem, Kenzo ve Undercover’da görebileceğimiz bu genç eğilim; kullanılan marka isimleri, markaların iletmek istediği çevre eğitimine yönelikbazımesajları yada okunaklı metin baskıları içinde farklı kelime oyunları ve felsefeler barındıranhavası ile dolu dizgin geliyor. Belliki modacılar kelime oyunlarını t-shirt ve penyelerden çıkarıptüm giysi formlarıyla eşlemek niyetindeler.
      Püskül
      Moda trendleri gelip geçse de her zaman yüzünü geçmişe dönük yaşadığı hepimizin malumu; 1920'lerin esintisini taşıyan püsküllerin Great Gatsby filminin de etkisiyle 2013 yaz sezonunda altın çağlarından birini yaşadığını biliyoruz. Bikini, elbise, ayakkabı, çanta, bluz ve hatta aksesuarlarda da sık sık görmeye başladığımız püsküller 2014 ilkbahar-yaz koleksiyonlarında en çok dikkat çeken trendlerden. Ama bu kez çok daha romantik ve modern hatta kimi zaman işlemelerle bir sanat eseri havasında. Rodarte, AnnaSui, MarcJacobs, JillSandler, EmilioPucci, CalvinKlein, Philip Limkoleksiyonlarında moda severleri büyüleyen püsküller baharının neşesine neşe katarken sokakları da adeta dans pistine dönüştürecek gibi görünüyor.
      Kısa Üstler (Crop Top)
      1980’lerde Madonna’nın Luck Star klibinde giydiği kısa bluz Moda Dünyası’nı etkisi altına alsada, hatta kısa üstler 90’lı yıllarda tekrar gündeme gelse de, hiç birininetkisi 2013 ilkbaharı ile başlayan Crop Top çılgınlığı gibi olmadı. Öyle görülüyor ki adeta moda da bir devrim yaratan göbeği açıkta bırakan kısa üstler nam-ı diğer adı ile “Crop Top” 2014 baharında da etkisini artırarak toplu hanımların korkulu rüyası olarak yine vitrinlerdeki baş köşeyi kapacak. İllaki bu çılgınlığa ayak uydurup CropTop'lardan edinmek gibi bir niyetiniz varsa size naçizane tavsiyem, öncelikle kısa üstlerle bütün mideyi göstermek gibi bir zorunluluğunuz olmadığını bilmeniz; aşırı kısa olmayan bir tişört, gömlek veya büstiyer seçip, yüksek bel etek ya da pantolonla kombinleyebilirsiniz. Biraz gözüken karın bence tamamen açık bir mideden çok daha çekici olacaktır. Üstelik bu sayede sixpack sahibi olmanıza da gerek kalmayacak:)
      3D Çiçek Ve Süslemeler
      Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte günlük hayatımıza giren bir kavram olan 3D; bir resmin yada görüntünün, derinliğinin, genişliğinin ve yüksekliğinin olması halidir diye tarif edilebilir. Tahmin edersiniz ki Moda Dünya’sının da bu yeni kavram ile tanışması çok uzun sürmedi. İlk kez 2010 yılında Hollandalı tasarımcı Iris Van Harpen’ın kullanıldığı 3D baskılarla başlayan, sonrasında Madonna, Lady Gaga gibi ünlüler için MichealSchmidt’in hazırladığı sıra dışı kıyafetler, ThierryMuglerkoleksiyonları ve bu sene de Moda Haftalarındaki tasarımlar ile iyiden iyiye hayatımıza girmeye hazırlanan 3D, belli ki bundan sonra ki sezonlarda da moda sektöründe yepyeni ufuklar açacak. Deri ceketlerde, pantolonlarda, elbiselerde kristallerle, çiçeklerle, origami katlamalar ile yakalanan bu üç boyutlu yükseltilmiş görünümün basit siluetlere bile bir anda lüks bir dokunuş eklediği inkar edilmez bir gerçek.
      Çiçek Desenli Baskılar
      Yine ve yeniden; tüm canlılığı, romantizmi ve tazeliği ile çiçek desenleri sezon trendlerinin baş rolünde. Nefes kesen nakışlar, baskılar ve dokumalarla; güller, haşhaşlar, kamelyalar ve daha yüzlerce çiçek doğanın bahçelerini, şehre taşıma telaşında olacak, önümüzdeki bahar koleksiyonlarında.Sade ve tek renkli olanlardan büyük çiçek kolajlarına, fotoğraflardan,gerçek üstü görüntülerine, suluboya baskılardan, çiçeklerin iç yapılarına kadar akıl almaz bir yelpazede sunulan çiçek desenlerini, bu yıl yine büyük bir patlama yapan 3D yani üç boyutlu olarak da sık sıkgöreceğiz. Dilerseniz beni benden alan çiçek desenlerinin en muhteşem örneklerini; BCBG MaxAzria , PrabalGurung , JeremyLaing , Stella McCartney , MiuMiu , Hermés , Elie Saab , AntonioMarras , Emporio Armani , Cavalli , ChristopherKane , Versace , Albertakoleksiyonlarında daha detaylı inceleyebilirsiniz.
      Bol Paça Pantolon
      Özellikle bariz bir şekilde terziliğin ön plana çıktığı önümüzdeki bahar sezonunda, bol dökümlü pantolonlar Skinny(dar) ve Jean pantolonların yerini alacak gibi görünüyor. Akıcı kumaşlar ve yazlık tonlar ile hazırlanmış “Palazzo” yani bol pantolonlar şimdiden, zarif ve kadınsı havaları, geniş paçaları ve hafif kumaşları ile sıcak yaz günlerinin kurtarıcısı olmaya geliyor.
      Metalik Pırıltılar
      İlkbahar ve yaz pek çok tasarımcı için “shine on” yani parlaklık zamanı olarak düşünülebilir. Gökkuşağının tüm renklerinin saten ve pullu boncuklu metalik işlemeler ile podyumlara taşındığı parlak brokarların, ışıltılılamelerin, cazibeli bronzların ve çarpıcı altın ve gümüşnakışlarınkalın ince her türdekumaşta ve formda şekillendiği yine pırılpırıl bir bahara açacağızkapılarımızı.
      Düz Kesim Elbise
      Hangi kıyafet bir iç çamaşırından daha kadınsı olabilir ki? Hemen hemen hiç bir şey. Kadının doğal güzelliği ile birleşen yumuşacık kumaşları ile “slip dress” adi verilen bu sade kesim elbiseleri; Mark Badgley şubat 1994'te ilk defa tasarlandığında acaba sonsuza kadar yaşayacağını tahmin edebilmiş miydi dersiniz?1995 yılında Kate Moss’un CostumeInstitute Gala için giyindiği CalvinKlein imzalı beyaz elbisesi ile hafızalara kazınan bu form
      2014 baharın da maksi, mini formları ile saten, metalik ve ekose kumaşları ve romantik dantel süslemeleri ile neyse ki, geri döndü. Ve görünen o ki, her zamankinden çok daha da iddialı.
      Etek
      Doğrusu kadınlığı vurgulamanın en önemli simgelerinden biri olan etek için; fırfırlı, volanlı, asimetrik,peplum, pileli, maksi, diz boyu hatta minisi ile 2014 yazının tüm koleksiyonlarında en göze çarpan parça oldu diyebiliriz. Çiçek, hayvan derisi, geometrik, puantiye baskılardan pano desenlerine, pul, payet, boncuk işlemelerinden, tül, dantel, saten, ekoselere hatta deriye kadar her türlü formda, kumaşta, desende ve tarzda etek bulabilmenin mümkün olacağı bir sezon bizleri bekliyor anlayacağınız.
      Delikli kumaşlar
      Son sezonlarda dünya çapında büyük bir ticari başarıya sahip olan yılların vazgeçilmezi dantel, 2014 baharında tahtını “perforated” adı verilen, delikli dokumalara, lazer ile inceltme yapılarak desen oluşturulmuş kesiklere bırakacak gibi görünüyor.Ayrıca bir kaç sezondur devam eden ve “ mesh ” adı verilen delikli örgü kumaşlar bu sezonda yine modanın içinde varlığını devam ettirse de daha çok, delmeler yada yakmalar ile çiçek, geometrik yada şal deseni oluşturulmuşderi ya da deri benzeri kumaşlar sezona hakim olacak. Hele de tüller yada şifonlarla birleştiğinde bu trend hiç şüphesiz seksiliğinize seksilik katacak. Dilerseniz trendin en güzel örneklerini BurberryProrsum, VivienneWestwood, Balmain, Chloe, ChristopherKane, Louis Vuitton ve Dolce&Gabbana 2014 ilkbahar –yaz koleksiyonlarında bulabilirsiniz.
      Bahar Pardesüleri
      Yeni formları, çarpıcı renkleri, leoparlı, çiçekli desenleri, farklı süsleme detayları ve beklenmedik kumaşları ile taze ve modern bir havaya bürünmüş klasik pardesülerbahar aylarınabüyük bir tat katmak için geliyor. ÖzellikleBurberryProrsum’un baharlık;ham yün, angora, kaşmir ve angoraliflerinin karışımından oluşan kaşgora (cashgora) kumaşlarından hazırlanmış astarsız, düşük omuzlu, salaş, büyük yama cepli, temiz ve sade çizgilere sahip pardesüleri ile gelecek sezon da hepimizi baştan çıkarmaya hazırlanıyor desek yeridir. Ayrica JasonWu, Michael Kors, Donna Karan, AntonioMarras, ve SalvatoreFerragamo’nunkoleksiyonlarındaki parçalarda gerçekten görülmeye değer.
      Plise ve pile
      ChristianDior, IssyMiyake, ProenzaShouler, HaiderAckermann, Givenchy, CalvinKlein, Alexander Wang, Celine gibi daha bir çok usta modacının koleksiyonlarının baş rolünde yer alan plise gerçekten, 2014 yaz trendlerine damgasını vurmuş durumda.Aslında pili ve plise deyince akla ilk gelen kolej talebelerinin etekleri olsa da, plise etek ve elbiseler bu sene bambaşka kumaşları, sıcacık tonları, uçuş uçuş, tiril tiril şık, zarif hatta ideali yeni formları ile giyenleri mest edecek, görenleri ise baştan çıkaracak. Özellikle bel kemerinden incecik başlayıp etek ucuna doğru açılan güneş plise yani “Plisoley“ ise kadınsı olduğu kadar eğlenceli havası ile enerjik yaz günlerinizin ve gecelerinizin vaz geçilmezi olamaya hazırlanıyor.

      Tuba Edman / T&E Trend Tracker


      2014 İlkbahar Yaz Moda Trendleri

      CUMA, 22 KASIM 2013 09:23 AM
      A A A A
        
      Öyle ki, zamanın hızına meydan okumaya çalışırken insanlar, modacılar evrenin saatini hızlıca akıtmak peşindeler. Bu gün bizde, onlara uyup ezeli ve ebedi döngüsünü değiştiremediğimiz tabiatın ve evrenin sonbaharına, kışına kızmak, karına yağmuruna  öfkelenmek yerine, dışardaki soğuğu unutup, 2014 trendleri ile içimize yeni bir bahar heyecanı serpiştirelim nedersiniz? Kulaklarımızda, kuş sesleriyle kurulmuş ilahi orkestranın musikisi, içimizi kıpır kıpırheyecanlarla dolduralım, güneşin pırıltısını saçlarımıza yansıtalım, umutlarımızı  uçurtma yapıp rüzgarla yükseklere uçalım ve kışı geçip bahara erişelim, hayal dünyamızda bahar yağmurları ile kederleri, öfkeleri, nefretleri, yıkayalım. Şu kısacık zaman diliminde de olsa, hayalimizdeki baharın coşkusunu; göz dolduran rengarenk, desen desen, içimizi kıpır kıpır eden yeni sezon modası ile yaşayalım.
      İşte bu halet-i ruhiye sizleri de sardı ise bakalım 2014 İlkbahar-Yaz sezonunda neler bizi heyecanlandıracak ve dolabımı yenilememin zamanı geldi dedirtecek.

      Geride bıraktığımız New York, Londra, Milano ve Paris Moda Haftalarından sonra defilelere bakarsak önümüzdeki  İlkbahar- Yaz sezonunda neler giyeceğimiz az çok netleşti sayılır. Etkisini devam ettiren yarım üstler (Crop Top), sanatsal, geometrik ve çiçek desenleri, 3D süsleme detayları, püsküller, sporda giymeye alışık olduğumuz parçalar “ hiç bu kadar kadınsı  olmamıştı “ dedirtecek kadar şık spor kıyafetler, her türlü formda etekler ve bol paça pantolonları sayabiliriz. Özellikle kabile yaşamından esinlenmiş motifler ve çizgeleringelecek ilkbahar ve yaz dönemine damgasını vuracağı ise şimdiden aşikar görünüyor. Tüm bunlarla beraber, 90’ların etkileri sezonunda birçok koleksiyonda kendini hissettirmeye devam ediyor. Ancak önümüzdeki yaz 90’ların meşhur dağınık, hırpani ve umursamaz “ Grunge “ stilinden ziyade, oldukça basit kalıplara sahip elbiseleri, süslemeden arındırılmış, bunun yerine heykelsi kalıpları ve dikiş kalitesi ile ön plana çıkan  “ Minimalist ” akım, tasarımcılara ilham kaynağı olmuş.Aslına bakarsanız 2014 yaz trendleri geçmişe yolculuk yapmak isteyenler için harika detaylarla dolu. 40’lı ve 50’li yılların pastel tonları, ışıltılı süslemeleri ile elegant zarif şıklığını, 70’lerin diz altı etekleri ve tayyörleri ile yeniden yorumlanmış romantik  kadınını bulabileceğiniz, zaman içinde zamanı yaşatan, sözün kısası büyük bir trend zenginliği içindeki yeni bir moda sezonu bizleri bekliyor diyebiliriz.

      Püskül
      Moda trendleri  gelip  geçse de her zaman yüzünü geçmişe dönük yaşadığı hepimizin malumu; 1920'lerin esintisini taşıyan püsküllerin  Great Gatsby filminin de etkisiyle 2013 yaz sezonunda altın çağlarından birini yaşadığını  biliyoruz. Bikini, elbise, ayakkabı, çanta, bluz ve hatta aksesuarlarda da sık sık görmeye başladığımız püsküller 2014 ilkbahar-yaz koleksiyonlarında  en çok  dikkat çeken trendlerden. Ama bu kez çok daha romantik ve modern hatta kimi zaman işlemelerle bir sanat eseri havasında. Rodarte, AnnaSui, MarcJacobs, JillSandler, EmilioPucci, CalvinKlein, Philip Limkoleksiyonlarında  moda severleri büyüleyen püsküller baharının neşesine neşe katarken sokakları da adeta dans pistine dönüştürecek gibi görünüyor.

      Kısa Üstler  (Crop Top)
      1980’lerde Madonna’nın Luck Star klibinde giydiği  kısa bluz Moda Dünyası’nı etkisi altına alsada, hatta kısa üstler 90’lı yıllarda tekrar gündeme gelse de, hiç birininetkisi 2013 ilkbaharı ile başlayan Crop Top çılgınlığı gibi olmadı. Öyle görülüyor ki adeta moda da bir devrim yaratan göbeği açıkta bırakan kısa üstler nam-ı diğer adı ile “Crop Top” 2014  baharında da  etkisini artırarak toplu hanımların korkulu rüyası olarak yine vitrinlerdeki baş köşeyi kapacak. İllaki  bu çılgınlığa ayak uydurup CropTop'lardan edinmek gibi bir niyetiniz varsa size naçizane  tavsiyem, öncelikle kısa üstlerle bütün mideyi göstermek gibi bir zorunluluğunuz olmadığını bilmeniz; aşırı kısa olmayan bir tişört, gömlek veya büstiyer seçip, yüksek bel etek ya da pantolonla kombinleyebilirsiniz. Biraz gözüken karın bence tamamen açık bir mideden çok daha çekici olacaktır. Üstelik bu sayede sixpack sahibi olmanıza da gerek kalmayacak:)

      3D Çiçek Ve Süslemeler
      Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte günlük hayatımıza  giren bir  kavram olan 3D; bir resmin yada görüntünün, derinliğinin, genişliğinin ve yüksekliğinin olması halidir diye tarif edilebilir. Tahmin edersiniz ki Moda Dünya’sının da bu yeni kavram ile tanışması çok uzun sürmedi. İlk kez 2010 yılında Hollandalı  tasarımcı Iris Van Harpen’ın kullanıldığı 3D baskılarla başlayan, sonrasında Madonna, Lady Gaga gibi ünlüler için  MichealSchmidt’in hazırladığı sıra dışı kıyafetler, ThierryMuglerkoleksiyonları ve bu sene de Moda Haftalarındaki tasarımlar ile iyiden iyiye hayatımıza girmeye hazırlanan 3D,  belli ki  bundan sonra ki sezonlarda da moda sektöründe yepyeni ufuklar açacak. Deri ceketlerde, pantolonlarda, elbiselerde kristallerle, çiçeklerle, origami katlamalar ile yakalanan bu üç boyutlu yükseltilmiş görünümün  basit siluetlere bile bir anda lüks bir dokunuş eklediği inkar edilmez bir gerçek.

      Çiçek Desenli Baskılar
      Yine ve yeniden; tüm canlılığı, romantizmi ve tazeliği ile çiçek desenleri  sezon trendlerinin baş rolünde. Nefes kesen nakışlar, baskılar ve dokumalarla; güller, haşhaşlar, kamelyalar ve daha yüzlerce çiçek doğanın bahçelerini, şehre taşıma telaşında olacak, önümüzdeki bahar koleksiyonlarında.Sade ve tek renkli olanlardan büyük çiçek kolajlarına, fotoğraflardan,gerçek üstü görüntülerine, suluboya baskılardan, çiçeklerin iç yapılarına kadar akıl almaz bir yelpazede sunulan çiçek desenlerini, bu yıl yine büyük bir patlama yapan 3D yani üç boyutlu olarak da sık sıkgöreceğiz. Dilerseniz beni benden alan  çiçek desenlerinin en muhteşem örneklerini; BCBG MaxAzria , PrabalGurung , JeremyLaing , Stella McCartney , MiuMiu , Hermés , Elie Saab , AntonioMarras , Emporio Armani , Cavalli , ChristopherKane , Versace , Albertakoleksiyonlarında daha detaylı inceleyebilirsiniz.

      Kabile ( Kadın Avcılar )
      Zaten bir  kaç sezondur Kızılderililerden, Afrika desenlerinden ilham alan, agresif kabile kültürünün boncuklu, tüylü ve kaleydoskopiktasarımlarınıve renklerini iyiden iyiye benimseyen Moda Dünyası,Valentino’nun  göz alıcı etnik baskıları, grafik, geometrik desenli Alexander McQueentasarımları,  Dolce&Gabbana ve Etro’nun muhteşem şal desenleri ve para baskıları ile yönünü iyiden etnik ve kabile trendine çevirmiş görünüyor, tabi daha yaratıcı ve yenilikçi fikirlerle. 2014 yazında Amazon ormanlarından, Afrikalı kabilelere, Papua Yeni Gine yerlilerinden, dünyanın diğer bölgelerindeki kabilelere kadar tüm kültürleri kucaklayan bu trend, muhteşem renk ve desenleri  kendine has stili ile doğanın ve kültürlerin bir sanat  olarak modaya taşınması görevini üstlenerek büyük bir hayranlık uyandırıyor.

      Sanatsal Baskılar
      Daha hümanist bir yaklaşım doğrultusunda, gerçek sanat eserleri 2014 ilkbahar-yaz podyumlarını adeta bir müzeye çevirdi desek abartmışolmayız. Tanınmışözgün sanat eserleri, resimleri hatta lithography yani (taşbaskı) eserleri modacılaratasarımlarında ilham kaynağıolmuş ve iyi bilinen çalışmalar elbise, mont ve üstler üzerine büyük bir ustalıklaaktarılmış. Kenzo’nun Blue Marine Vakfı ile işbirliği yaparak, aşırı avlanma hakkında farkındalık yaratmak için balık şekilleri ile dekore ettiğiokyanus esintili suluboya benzeri baskıları, Chanel ‘in özgün çalışmalardan  ilham aldığıbol renkli fırça darbeli elbiseleri, Celine’nin renkli bir geziyi anlatan 1930 İtalya’sındaçekilmişresimler ve Brassaigraffiti’lerinide kullandığı enerjik tasarımları, ElieSaab’in renkli bahçeleri ve doğa esintileri,Prada’nin lüks parçalar üzerindeyansıttığı  sokak sanatı eserleri ve Jean Charles de Castelbajac’in tam anlamı ile bir tuvale  dönüştürdüğü elbiselerinebakılırsa, belli ki gelecek yaz, sanat eserleri  dolaplarımızı istila edecek.

      Bol Paça Pantolon
      Özellikle bariz bir şekilde terziliğin ön plana çıktığı önümüzdeki   bahar sezonunda, bol dökümlü pantolonlar Skinny(dar) ve Jean pantolonların yerini alacak gibi görünüyor. Akıcı kumaşlar ve yazlık tonlar ile hazırlanmış “Palazzo” yani bol pantolonlar şimdiden, zarif ve kadınsı  havaları, geniş paçaları ve hafif kumaşları ile sıcak yaz günlerinin kurtarıcısı olmaya geliyor.

      Metalik  Pırıltılar
      İlkbahar ve yaz pek çok tasarımcı için “shine on” yani  parlaklık zamanı olarak düşünülebilir. Gökkuşağının tüm  renklerinin  saten ve pullu boncuklu metalik işlemeler ile podyumlara taşındığı parlak brokarların, ışıltılılamelerin, cazibeli bronzların ve çarpıcı altın ve gümüşnakışlarınkalın ince her türdekumaşta ve formda şekillendiği yine pırılpırıl bir bahara açacağızkapılarımızı.

      Düz Kesim Elbise
      Hangi kıyafet bir iç çamaşırından daha kadınsı olabilir ki? Hemen hemen hiç bir şey. Kadının doğal güzelliği ile birleşen yumuşacık kumaşları ile “slip dress” adi verilen bu sade kesim elbiseleri; Mark Badgley şubat 1994'te ilk defa tasarlandığında acaba sonsuza kadar yaşayacağını tahmin edebilmiş miydi dersiniz?1995 yılında Kate Moss’un CostumeInstitute Gala için giyindiği  CalvinKlein imzalı beyaz elbisesi ile hafızalara kazınan bu form
      2014 baharın da maksi, mini formları ile saten, metalik ve ekose kumaşları ve romantik dantel süslemeleri ile neyse ki, geri döndü. Ve görünen o ki, her zamankinden çok daha da iddialı.

      Etek
      Doğrusu kadınlığı vurgulamanın en önemli simgelerinden biri olan etek için; fırfırlı, volanlı, asimetrik,peplum,  pileli, maksi, diz boyu hatta minisi ile 2014 yazının tüm koleksiyonlarında en göze çarpan parça oldu diyebiliriz. Çiçek, hayvan derisi, geometrik, puantiye baskılardan pano desenlerine, pul, payet, boncuk  işlemelerinden, tül, dantel, saten, ekoselere hatta deriye kadar her türlü formda, kumaşta, desende ve tarzda etek bulabilmenin mümkün olacağı bir sezon bizleri bekliyor anlayacağınız.

      Delikli kumaşlar
      Son sezonlarda dünya çapında büyük bir ticari başarıya sahip olan yılların vazgeçilmezi dantel, 2014 baharında tahtını “perforated”  adı verilen,  delikli dokumalara, lazer ile inceltme yapılarak desen oluşturulmuş kesiklere bırakacak  gibi görünüyor.Ayrıca bir kaç sezondur devam eden ve “ mesh ” adı verilen delikli örgü kumaşlar bu sezonda yine modanın içinde varlığını devam ettirse de daha çok, delmeler yada yakmalar ile çiçek, geometrik yada şal deseni oluşturulmuşderi ya da deri benzeri kumaşlar sezona hakim olacak. Hele de tüller yada şifonlarla birleştiğinde bu trend hiç şüphesiz seksiliğinize seksilik katacak. Dilerseniz trendin en güzel örneklerini BurberryProrsum, VivienneWestwood, Balmain, Chloe, ChristopherKane, Louis Vuitton ve Dolce&Gabbana 2014 ilkbahar –yaz koleksiyonlarında bulabilirsiniz.

      Bahar Pardesüleri
      Yeni formları, çarpıcı renkleri, leoparlı, çiçekli desenleri, farklı süsleme detayları ve beklenmedik kumaşları ile taze ve modern bir havaya bürünmüş klasik pardesülerbahar aylarınabüyük bir tat katmak için geliyor. ÖzellikleBurberryProrsum’un baharlık;ham yün, angora, kaşmir ve angoraliflerinin karışımından oluşan kaşgora (cashgora) kumaşlarından hazırlanmış astarsız, düşük omuzlu, salaş, büyük yama cepli, temiz ve sade çizgilere sahip pardesüleri ile  gelecek sezon da hepimizi baştan çıkarmaya hazırlanıyor desek yeridir. Ayrica JasonWu, Michael Kors, Donna Karan, AntonioMarras, ve SalvatoreFerragamo’nunkoleksiyonlarındaki parçalarda  gerçekten görülmeye değer.

      Kelime oyunları
      En iyi örneklerini DKNY, RebeccaMinkoff, ChristianDior, Louis Vuitton, Jean-Charles de Castelbajac, Moschino, Alexander Wang, Céline, ChristopherKane, Erdem, Kenzo ve Undercover’da görebileceğimiz bu genç eğilim; kullanılan  marka isimleri, markaların iletmek istediği çevre eğitimine yönelikbazımesajları  yada okunaklı metin baskıları içinde farklı kelime oyunları ve felsefeler barındıranhavası ile dolu dizgin geliyor. Belliki modacılar kelime oyunlarını t-shirt ve penyelerden çıkarıptüm giysi formlarıyla eşlemek niyetindeler.

      Plise ve pile
      ChristianDior, IssyMiyake,  ProenzaShouler, HaiderAckermann, Givenchy, CalvinKlein, Alexander Wang, Celine  gibi  daha bir çok usta modacının koleksiyonlarının baş rolünde yer alan plise gerçekten, 2014 yaz trendlerine damgasını vurmuş durumda.Aslında pili ve plise deyince akla ilk gelen kolej talebelerinin etekleri olsa da, plise  etek ve elbiseler bu sene bambaşka kumaşları, sıcacık tonları, uçuş uçuş, tiril tiril şık, zarif hatta ideali yeni formları ile giyenleri mest edecek, görenleri ise baştan çıkaracak. Özellikle bel kemerinden incecik başlayıp etek ucuna doğru açılan  güneş plise yani “Plisoley“ ise kadınsı olduğu kadar eğlenceli havası ile enerjik yaz günlerinizin ve gecelerinizin vaz geçilmezi olamaya hazırlanıyor.
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
       http://tubaedman.blogspot.com/

      --------------------------------------------------------------------------------------------------

      Yeni Yılda Özel Günlerin Ve Gecelerin Yıldızı Siz Olun!

      PAZARTESI, 30 ARALIK 2013 11:57 AM
      A A A A
        
      Tuba Edman - Turkishny.comHerkesin uğursuzluğuna iyiden iyiye inandığı 2013 yılının da sonuna gelmeye iyice yaklaştığımız şu soğuk, kasvetli ve çalkantılı günlerde, belki de kış mevsiminin en güzel yanı olan yılbaşının gelişi, dilerim hepimizin ihtiyacı olan yeni umutları, yeni başlangıçları, birlik ve huzurla yaşamımıza katacağımız yeni güzellikleri ve heyecanları beraberinde getirir.
      Yılbaşı geceleri, bir çoğumuz için özeldir, hele de tam saat gece yarısı 24’ü gösterdiğinde. Tam da o saatte eskide kalmış her şeyi unutup önüne, geleceğe bakmayı diler insan büyük bir ümitle. Sağlık, mutluluk, huzur, para ve elbette aşk diler. Bir de soğuk havayı hafif hafif yağan kar bütünlüyorsa, kış boyunca eziyete dönüşmüş kar birden hepimizi büyülü dünyalara sürükler bembeyaz taneleriyle.
      Yılbaşı gecesi nereye gideceğinizi ve kimlerle olacağınızı planladınız ama bu büyülü gecenin atmosferiyle uyumlu sizi partinin yıldızı yapacak, 2013’ün son gecesine damganızı vuracak kıyafetinizi henüz seçemediyseniz; ünlü markaların 2014 bahar koleksiyonundan derlediğim bir kaç detay size ilham kaynağı olacaktır umarım.
      Ayrıca  şunu söylemeliyim ki, önümüzdeki bahar ve yaz aylarının özel davet ya da gecelerinde bolca karşımıza çıkacak; Elie Saab, Marchesa, Zac Posen, Zuhair Murad, Badgley Mischka, Tadashi Shoji, Monique Lhuillier, Oscar de la Renta, Naeem Khan ve Jason Wu gibi bu konuda duayen modacıların bahar 2014 gece elbiseleri; ışıltı saçan payetleri, kırmızı, metalik ve altın tonları, transparan dokuları, romantik dantelleri, uçuş uçuş tülleri ve çiçek baskıları ile giyinen herkesi  kırmızı halıda süzülen birer star havasına sokarken, ben dahil tüm hanımları bu elbiselerden en az birini giyinmek hevesi ile yeni hayallere sürükleyecek.

      Kırmızı

      Öncelikle yılbaşı denildiğinde hiç kuşkusuz ki akla gelen ilk renk, her zaman  cazibesine hayran bırakan “ Kırmızı “. Yalnızca yılbaşı gecesi için değil tüm yıl boyu capcanlı biber renginden, koyu şarap rengine kadar her tonunu göreceğimiz kırmızı gece elbiseleri, kadınları bulundukları ortamın yıldızı yapmaya yetecek. Ünlülerin de kırmızı halı üzerinde çok sık tercih ettikleri renklerden biri olan kırmızı, törenler bittiğinde bile en çok akılda kalan parça olmaz mı zaten?

      Beyaz

      Tüm zamanların trendi ve modası olmuş ve olmaya devam edecek renk “ Beyaz ”. Taşlar, inciler ve çiçek detayları ile süslenmiş, straplez, uzun kollu yada kolsuz, giyinen hemen hemen her kadına yakışan, ayrı bir hava katan ve onları adeta bir prenses gibi gösteren beyaz gece elbiseleri, önümüzde ki bahar ve yaz aylarında da yine abiye modasının gözdesi olacak. Özel gün ve gecelerde saflığı simgeleyen beyaz bir elbise kesinlikle temiz, asil ve kuğu gibi görünmenizi sağlayacak. Ayrıca zamansız bir stilin mimarı olan siyah ve beyazı kombinleyerek de bu birlikteliğin  yarattığı illüzyonla vücut hatlarınızı istediğiniz formda gösterebileceğinizi unutmayın.

      Siyah

      Her zaman kurtarıcı ve asil “ Siyah ”. Sihirli değnek görevi gören siyah gece elbiselerinin kilolu kadınları daha zayıf, beyaz tenlileri ise daha dikkat çekici kıldığı bir gerçek. Yalnız  önümüzdeki bahar aylarında eğer trende uygun siyah bir gece elbisesi tercih edecekseniz biraz daha dikkatli davranmakta fayda var derim, çünkü siyah renk daha çok dantel ve transparan detaylarla zenginleştirilmiş.

      Parlak Tonlar ve Mücevher Renkleri
       Yılbaşı gecesinde, kışın o soğuk ve gri havasını parlak, canlı renkler ve mücevher tonları ile kırabilirsiniz. Safir, elmas, yakut, ametist gibi kıymetli taş renkleri ile gösterişli ve sofistike bir hava yaratırken, sarılar, fuşyalar, morlar, yeşiller, turkuazlar ve turuncuların en parlak tonları ile ortamı ısıtıp böylece sizin ve çevrenizdekilerin enerjisini maksimuma çıkartabilirsiniz.

      Altın
      Birkaç sezondur moda trendlerinin vazgeçilmezi olan metalik renklere yavaş yavaş etkisini bu sezondan hissettirmeye başlayan altın rengi de katılıyor. Eğer  yılbaşında tercihinizi bu yönde kullanırsanız gecede ışıl ışıl parlayabilir ve partinin yıldızı siz olabilirsiniz. Öyle görülüyor ki  zenginliğin ve ihtişamın göstergesi olan altın rengi yılbaşının, önümüzdeki sezonun ve kırmızı halıların en ideali rengi ve vazgeçilmezi olacak. Böylece önümüzdeki sezon altın rengi kumaşlar ve işlemeler ile hazırlanmış muhteşem gece elbiseleri de aklımızı başımızdan alacak. Dilerseniz sezonun en güzel altın renkli modellerini Valentin Yudashkin’in ilkbahar yaz 2014 koleksiyonunda görebilirsiniz.

      Valentin Yudashkin Spring/Summer 2014 


      Gümüş
      Altın rengi yanında, birkaç sezondur günün her saatinde görmeye iyiden iyiye alıştığımız gümüş tonları  da önümüzdeki sezonda yine favori renkler arasında. Özel gecelerde her yere ışıltınızı saçmak istiyorsanız payetler, pullar ve farklı formlardaki metallerle ve taşlarla bezeli seksi gümüş gece elbiseleri ile bu isteğinizi gerçekleştirebilirsiniz . Ayrıca cesaretiniz  gümüş ve transparanı birlikte kullanmaya yetiyorsa, Julien Macdonald’ın muhteşem 2014 ilkbahar yaz koleksiyonu size büyük bir ilham kaynağı olacaktır.

      Julien Macdonald Spring/Summer 2014


      Çiçek Desenleri
      Baharın tazeliğini gardıroplarımıza taşıyan ve birkaç sezondur olduğu gibi önümüzdeki  2014 ilkbahar-yaz trendlerinin de başında gelen çiçek desenleri, abiye modasında da bir hayli etkili olacak gibi görünüyor. Büyüklü küçüklü baskılar, işlemeler ile sunulan çiçek desenleri özellikle gece elbiselerinde 3D olarak da sıkça karşımıza çıkıyor. Eğer yılbaşı gecesi tercihiniz çiçek desenli kıyafetlerden yana olursa, her renk ve formdaki çiçekler tüm canlılığı, romantizmi ve tazeliği ile soğuk yılbaşı gecesinde bulunduğunuz ortama herkesin hasretle beklediği  bahar rüzgarları estirecek ve tüm dikkatleri şüphesiz üzerinize toplayacak

      Mavi
      Bir kaç sezondur neredeyse siyah rengin tahtına kurulan “ Mavi “ önümüzde ki yaz sezonunda da çok popüler. Lacivert  ve kobalt mavisinden, indigo ya kadar geniş bir renk skalasıyla karşımıza çıkan bu muhteşem renk, abiye gece kıyafetlerinde de son derece ideali. Sarışın, esmer ya da kızıl herkese yakışan mavi ve tonları; baskılı kumaşlarla,  transparan detaylarla, varak yada boncuk işlemeleri yada en sade kesimleri ile bile baş döndürüyor. Siz de yıllardır siyah giymekten sıkıldıysanız mavi tonlarında tercih edeceğiniz abiye gece elbiseleriniz, yılbaşı gecesi ve önümüzde ki yazın özel günlerinde sizi bambaşka bir havaya sokabilir.

      Pastel Renkler
      Soluk pembe ve lilalar, buz mavisi, mint ve su yeşilleri, kavun turuncuları ile pastel renkli gece elbiseleri; çocuksu, masum, zarif aynı zamanda feminen bir havaya bürünmemiz için  hazır bekliyor. Narin dantel, baskı ve nakışlarla süslenmiş uçuş uçuş yumuşacık kumalarla muhteşem bir uyum içindeki gece elbiselerinin size son derece zarif ama o denlide seksi göstereceğine hiç şüphe yok.

      Prenses Elbiseleri
      Straplez üstleri, nakış ve taşlarla bezeli pahalı kumaşları, uçuş uçuş tül ve dantelleri, muhteşem drapeleri ve tabi en önemlisi ihtişamlı kabarık etekleri ile hangimiz kendimizi bir masal prensesi kıyafeti içinde düşlemedik ki çocuk yaşlarımızdan beri ? İşte bu hayalleri gerçekleştirmenin belki de tam zamanı, önümüzdeki yaz tam da bu hayalleri uzun zamandır içinde yaşatanlara göre abiyeler fazlası ile moda olacak. Yeni bir yıla merhaba derken herkesin hayran bakışları altında masal kahramanı Sinderella gibi göz kamaştırıcı bir güzelliğe kavuşmanız hiçte zor değil, gereken biraz cesaret ve açıkçası birde sıkı bir diyet listesi..
      Herkese İyi Seneler !
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
       http://tubaedman.blogspot.com/
      ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

      http://www.tumhaberler.com/index.pl?haber=10293777

      ---------------------------------------------------------------------------------------

      Jean’in Sırrı Ne?

      MAGAZİN
      SALI, 27 KASIM 2012 01:10 PM
      A A A A
        
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      Turkishny.com
      Tarihteki Yolculuğuna Hiç   Kesintisiz devam Eden Ve Modern İnsanın  Üniforması Haline Gelen  Jean’ in sırrı Ne?
      Geçen haftaki yazımı okuyanlar hatırlarlar;  2013 Moda Trend’ lerini anlatırken Denim’ in yine moda olduğundan bahsetmiştik. Ortaya çıktığı günden bu yana modası hiç geçmeyen, her kesimin her dönemin gözdesi olmayı başaran bu indigo kumaşın popülerliğinin altında yatan sırrı, isterseniz birlikte  öğrenelim.
      17. yüzyılın sonlarında Blue Jean  kumaşı olan “ Denim” ilk olarak Fransa’nın  Serge de Nimes bölgesinde dokunmuştur. Kristof Kolomb‘un gemilerinde kullanmak için sağlam bir yelken kumaşı arayışı sonucunda  üretilmeye başlanan bu kumaşın en önemli ham maddesi pamuktur. Ve ilk kez giysi olarak  Cenova’ lı denizciler tarafından kullanılmıştır.

      Her şey San Francisco’ nun altına hücum eden madenciler tarafından istilası ile başladı. Bu insanların bol miktarda çadır bezi, ev ve at arabası örtüsüne ihtiyacı vardı. Böylece 1853 yılında akıllı bir adam olan Levi Strauss  bu ihtiyaca cevap vermek için denim toptancılığına başlamış oldu. Burada çalışan işçilerin kıyafetleri çok çabuk yıpranmaktaydı ve daha dayanıklı daha rahat, her zaman her yerde giyilebilecek kıyafetlere ihtiyaç duyulmaktaydı. Ancak müşterilerinden birinin “asıl pantolon satmalıydın herkesin sağlam pantolonlara ihtiyacı var” demesi aklına yeni bir fikir getirdi ve  çuval kumaşından  bir pantolon üretti, daha sonra da, yüzyıla damgasını vuran denim kumaştan olan  ilk  pantolonunu. Bu pantolonları maviye boyayarak  bakır zımbalarla sağlamlaştırdı ve 1973 yılında 501 tipi pantolonlarının patentini  aldı. Levi ancak 1902’de  pantolonun arkasına iki cep dikmeyi akıl edebilmişti.

       Levi’sin Cenova' da ki dokuma tezgahlarından Yeni Dünya' ya (Amerika' ya) Blue Jean  kumaşı ithal ederken, bu işte bir gelecek gördüğü kesindi, ama bu kumaştan üretilmiş pantolonların; yıllarca modaya hakim olacak bir vazgeçilmezin temellerini attığını, amansız bir yayılma ile dünyayı adeta istila edeceğini, siyasetin zaman gelip bir parçası olacağını, devrimlerin  bile simgesi  olarak gösterileceğini, gün  gelip politikacıların çağdaş görünmek için Blue Jean  giyeceklerini ve yüzyıllar boyu denimin tahtını sallayacak bir kumaşın bulunamayacağını muhtemelen aklına bile getirmemişti.

      Dayanıklılığı, ütü istememesi ve çalışmayı kolaylaştıran dokusu nedeniyle petrol ve maden işçilerinin giysisi olan Blue Jean, dünya nüfusunun en geniş ölçekte ortak giysisi oldu. Amerikan hayat tarzının en önemli simgelerinden biri haline geldi. Bu nedenle 20. yüzyılda kola gibi, hamburger gibi Amerika'yı ve Amerika’ lıyı akla getiren birkaç önemli üründen biri oldu. Benimsendiği kadar, sırf bu nedenle de boykotlarla karşılaştı hatta yasaklandı.

      Tarihteki yolculuğuna hiç kesintisiz devam eden ve modern insanın üniforması haline gelen  Jean’ in sırrı neydi? Bu cevabı bulmak için Jean’i Jean yapan kumaşın yani Denimin püf noktasına bakmak gerekir hammadde olarak ele alınan pamuk, doğal, terletmeyen, yumuşak, ekonomik ve boya tutan bir maddedir. Tarladan toplanan pamuklara mukavemet, yırtılma, esneklik ve aşınma değeri ile doğru görünümü elde etmek için çeşitli karışımlar uygulanır, elde edilen iplik dokunarak kumaş haline getirilir. Jean kumaşa efsanevi rengini veren boyama aşaması ham ipliğe indigo rengin uygulanmasıyla elde edilir. Eskiden Hindistan’da yetişen Indigofera isimli bir bitkiden doğal yollarla elde edilen bu renk 1878 yılında kimyagerler tarafından sentetik yollarla imal edilmeye başlamıştır. Yıkamanın Jean giyiminde kullanılmaya başlaması ise tamamen tesadüf sonucudur. North Carolina’ da 1969 yılında yaşanan tayfun, bir Jean fabrikasını sular altında bırakınca yöneticiler uğradıkları zararı telafi etmek için, özel olarak hazırladıkları kimyasal maddeler sayesinde kumaş üzerindeki boyadan bir ölçüde  kurtularak, kumaşların açık renge bürünmesini sağladılar. Ortaya çıkan sonuç çok başarılıydı ve tüketicilerin bir anda gözdesi oldu, günümüzde ise yıkama işlemi ponza taşı ve selüloz enzimleriyle yapılıyor sonra taş ve tozlardan arındırmak amacı ile durulanarak özel yumuşatıcılar yardımı ile yumuşatılarak kurutuluyor. Ağartma işlemi ise hipoklorit gibi ağartıcılar yolu ile gerçekleştiriliyor.

      Jean’ in Avrupa' ya  Sıçraması;
      Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgelere göre Avrupa' nın Levi's ile tanışması II. Dünya savaşı sırasında gerçekleşti. Avrupa'ya gelen Amerikan askerleri, eski kıtaya Levis' in ününü de taşıdılar. Cephedeki savaş sürerken markalar arasında da büyük savaş patlak verdi. 1940' larda Levi's ile Lee kapıştı. 1947' de Wrangler da girdi savaşa. Yüz yıl öncesinde çiftçiler ve demiryolu çalışanlarının vazgeçilmez giysisi olan Jean pantolon, 1950' li yıllarda kentli oldu.

      Lee; Hollywood prodüksiyonlarına sponsor olarak Amerikan  sinema yıldızlarına Jean giydirdi. James Dean ve Marlon Brando'nun üzerindeki jean bir dönem gençliğin başkaldırı sembolü oldu. Kadınlar arasında yayılması ise 1960' lı yıllarda Marilyn Monroe ve Brigitte Bardot'nun giymesi ile gerçekleşti. 68 gençliğinin gösterileri satışlarında patlama yarattı.  Tam bu sırada pazarda kendisine yer arayan firmalar harekete geçtiler. İrili ufaklı onlarca marka piyasaya doluştu.

      Türkiye’ de; kumaşı, ayakkabıyı bile devletin ürettiği bu tarihlerden, 50’ lere gelindiğinde Türkiye Batı Blok’unun en doğudaki sınırı olmuştu artık tercihini demokrasiden , serbest  piyasa ekonomisinden, NATO’dan ve daha geniş anlamı ile Amerika’dan yana kullandığı için ödüllendirilmişti. Amerikan savaş gemileri, askeri üsler ve Amerikalı askerlerin ardından Türkiye’ de Blue Jeanl ile yani bizim deyimimizle  “Blucin “ ile  tanıştı.  Blucin genç kuşağın ilgisini çekmeye başladı. 68 yılında Fransa’ da başlayan öğrenci harekeleri, Vietnam karşıtı gösteriler, askeri darbeler ve 61 anayasası Jean siyasete kadar soktu. Ve Blue Jean üniversiteye girdiğinde kamplaşmalar başlamıştı, çünkü yönetenler kadar yönetilenlerde ya sağcıydı yada solcu; sağcılar milli hassasiyetlerine ters düştüğü için blucini sevmediler, solcularda Amerika’ lıları sevmeseler de Jeanleri giyindiler ama giyinmeden önce Amerikan bayraklı etiketlerini söktüler ve haki renkli  parkaları ile Amerikan Blucinini Türk solunun simgesi yaptılar. 60’ lı yılların sonunda , ünlü Amerikalı aktör James Dean'in özellikle ‘‘Devlerin Aşkı’’ filminde giydiği Blucin,  İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'daki Amerikan askerlerinin giydiği pantolonların aynısıydı. Amerika’ lılar ülkelerine dönerken blucinleri Kapalıçarşı'nın Beyazıt girişindeki elbisecilere satılmaya başlamıştı bile, yasaktı, yani kaçaktı ama yine de satılıyordu.

      Amerikan üslerinden kaçak olarak çıkartılan mallar, el altından akıl almaz fiyatlara satılırdı. Zamanla yurtdışından tırlarla kaçak olarak tanınmış yabancı marka Blue Jeanler  bile artık ülkeye gelmeye başlamıştı. Blue Jean  Türkiye’ deki tüm yasakları delmişti. 70’lerde Hippiler geldiğinde, Jeanlerini peşlerine takılan gençlerin ellerinden zor kurtarıyorlardı. Beşiktaş pazarında yenileri, Sultanahmet pazarında ise kullanılmışları satılıyordu, ve Ankara’da Hergele Meydanı ve Saman Pazar’ından Anadolu' ya dağılıyordu.
      Muhteşem Bey’in soyadı Jean'in Türkçe ‘si oldu; Muhteşem Bey 1940 yılında iyi bir terzi olmak için gittiği Fransa’ da Bue Jeanle  tanıştı. Taş gibi sağlamlığına  ve olağanüstü dikişine hayran kaldı. Bu buluşu Türkiye’ye getirerek burada üretmeyi hayal ederek işe koyuldu; kumaşı, boyası, dikişi derken üretmeyi başarır da  ve sonunda  günde 200 adet pantolon imal ederek bu hayalini gerçekleştirdi. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle işçiler ve köylüler arasında bir anda tutuldu Jean; yani bizim “ Kot “. Ve 1958 yılında “ Kot ” marka olarak tescil ettirildi. Böylece tüccar terzi   “ Muhteşem  Kot “ artık, Türkiye’de bir marka olmuştu, 70’li yıllarda birçok yasaklı kelimeye rağmen Blue Jean bir sözcük olarak Türk Dil Kurumu sözlüğüne girmiş olsa da, o artık Türk Halkı’nın diline Kot olarak yerleşmişti  çoktan. Aslında gerçek su ki, kot herkesçe bilinen ve kullanılan ismine rağmen yine de hiçbir zaman hak ettiği  marka olma şansını gerektiği gibi kullanamamıştı. Daha sonra  Muhteşem beyin oğlu olan Aytaç  Kot, 1978 yıllarında   Frankfurt'ta  ilk  kez düzenlenen blucin fuarına katıldı; burada, yıpranmış kotların sihrini keşfeden Aytaç Bey eline yıpranmış kotların ceplerinden bulduğu minik ponza taşlarını alarak Türkiye’ye döndü, böylece Türkiye ilk kez ‘‘stonewash’’ (taş yıkama) ile tanıştı.
      Türkiye' de orijinal Amerikan Jeanlerinin ancak kaçak olarak satılabildiği 1980'li yıllardan sonra; Özal döneminde kapıların açılıp yabancı markaların ülkeye girmesi ile de otomatikman gözden düşen Muhteşem Bey‘ in kotları için   “ kot  kot değildir “ diye bir reklam kampanyası başlatılsa da  Firma 1992 sonlarında artık üretime son vermekten başa çare bulamadı. Tüm bunlara rağmen yine de Türkiye’de ‘’Levis Kot’’ soran binlerce insana halen rastlamaktayız. Muhteşem Bey’ in soyadı olan  ‘’Kot’’ marka özelliğini sürdüremese de,  kategorisinin jenerik ismi olmayı başarmıştır.…

      80’ li yıllara gelindiğinde ise;  başlayan değişim rüzgarları Türkiye’yi Blue Jean üretip ihraç eden bir ülke konumuna getirdi,  taklitteki yeteneğimiz sayesinde yabancı markaların cenneti haline gelen ülkemiz, son yıllarda , tekstilde dünyanın en önemli üreticileri arasında yer alıyor. Artık Türkiye  hem kumaşını, hem konfeksiyonu üretiliyor, ihracatı da giderek artırıyor. Mavi Jeans', Colins ve Loft' un  yanı sıra onlarca firma var sektörde. Bu firmaların bazıları marka sahibi bazıları ise hem marka sahibi hem de ünlü yabancı markalar için üretim yapıyorlar. Türk Denim sektörü artık dünya pazarlarında kendi markasıyla da varlığını ispatlamış durumda..
      Türk üreticiler Jean’ in anavatanı sayılan Amerika' nın yanı sıra geçtiğimiz sene 84 ülkeye 426,7 milyon dolar değerinde denim kumaş ihraç etti. Başlıca pazarlar arasında Rusya , Kuzey Afrika, Doğu Bloğu ve AB ülkeleri var. Bu konuda büyük başarı sağlayan üreticilerin hedefi önümüzdeki yıllarda dünya lideri olabilmek.

      Levi's veya Wrangler gibi markaların yerine Diese, Guess  gibi yeni markaların yer aldığı bu dönemde Türk markaları da büyük bir yenileşme gayreti içinde. Üretimimizin yüksek kalitesi, Jean kumaşımızın  yani Denimin dünyanın tüm markalarına satışına imkân sağlıyor. Kapasitesi, teknolojideki üstünlüğü ve finishing kalitesi,  Türk ürünlerinin tercih edilmesine neden oluyor. Tekstil sektörünün kâbusu olan Çinli üreticiler ise bizim ürettiğimiz kotu taklit bile edemiyor.
       Bir sosyal fenomen olan ve bu gün dünya genelinde 50 milyar dolarlık bir pazara sahip olan Jean’i bu kadar özel kılansa, genç, yaşlı, kadın, erkek, zengin, fakir siyah, beyaz  hiç bir ayrım yapmaksızın ; Özgürlük, Eşitlik, bağımsızlık, sağlamlık hatta seksliğin sembolü olabilmesi.
      Aslında Jean’in sırrı bence,  tüm farklılıklarımıza rağmen “herkes gibi olabilmektir."

      ----------------------------------------------------------------------------------------------------------

      2013 CFDA Ödülleri Sahiplerini Buldu!

      SALI, 4 HAZIRAN 2013 12:54 PM
      A A A A
        
      Moda dünyasının Oscar’ları olarak gösterilen Amerikan Moda Tasarımcıları Birliği ( CFDA) ve Swarovski işbirliği ile gerçekleştirilen  CFDA dün  gece New York’taki Lincoln Merkezi’nde düzenlenen muhteşem bir törenle sahiplerini buldu.Yaşam Boyu Başarı Ödülünü Vera Wang’in aldigi gecede. Eleanor Lambert Kurucular ödülü de  Oscar de la Renta’ya verildi. Yılın Erkek Tasarımcısı ödülünü ise Thom Browne kazandi.

      CFDA 2013 ödüllerinin kazananları ise şu şekilde;
      Geoffrey Beene Yaşamboyu Başarı Ödülü: Vera Wang
      Eleanor Lambert Kurucular Ödülü : Oscar de la Renta
      Eugenia Sheppard Medya Özel Ödülü: Tim Blanks  Style .com adına
      Yılın Kadın Tasarımcısı : Jack McCollough ve Lazaro Hernandez ( Proenza Schouler)
      Yılın Erkek Tasarımcısı :  Thom Browne
      Yılın Aksesuvar Tasarımcısı : Phillip Lim (3.1 Phillip Lim )
      Kadın Giyim Swarovski Ödülü : Max Osterweis ve Erin Beatty  (SUNO)
      Erkek Giyim Swarovski Ödülü : Public School’dan Dao-Yi Chow & Maxwell Osborne
      Swarovski  aksesuar Ödülü : Pamela Love
      Uluslararası Ödülü: Riccardo Tisci , Givenchy adına
      Yönetim Kurulu 'Tribute Ödülü: Colleen Atwood (Chicago, Alice Harikalar Diyarında ve Bir Geyşanın Anıları)
      Oscar de la Renta’ya gecenin ilk ödülünü sunan  Hillary Clinton’in en büyük ilgiyi topladigi muhteşem gecede, davetlilerin hepsi  birbirinden şıktı. Tabi gece Moda Tasarımcıları Derneği tarafından düzenlendiği için doğal olarak Kırmızı Halı da adeta bir podyuma dönüştü!
      Birbirinden şık ünlülerin katıldığı gecede gelelim kimler  gelmiş neler giymiş konusuna :)

       Hillary Clinton - Oscar de la Renta


      Lazaro Hernandez - Kerry Washington -Jack McCollough
       
      Erin Wasson –Alexander Wang

      Sofia Vergara

      Nicole Richie

      Miranda Kerr

      Hilary Rhoda

      Adriana Llima

      Karolina Kurkova –Michael Kors

      Olivia Palermo

      Alessandra  Ambrosio

      Vera Wang

      Jessica Stam

      Linda Evangelista

      Joan Smalls
       
      Teresa Palmer
       
      Karlie Kloss
       
      Hailee Steinfield
       
      Nina Garcia
       
      Jessica Chastain
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
         http://tubaedman.blogspot.com/

      -----------------------------------------------------------------------------------------------

      Resort 2014 Defileleri Bütün Hızıyla Devam Ediyor

      CUMARTESI, 1 HAZIRAN 2013 04:19 AM
      A A A A
        
      Biz daha kasvetli kış mevsiminden kurtulup; bırakın yazın sıcaklığını, baharın bile neşesini  içimizde  hissedemeden Resort  2014 koleksiyonları ortaya çıkmaya başladı bile.Açıkçası “ İki bin on dört “  yazarken, her şey gibi zamanı da ne  kadar hızlı tüketiyoruz, diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Kış koleksiyonlarını kaleme aldığım günler sanki birkaç hafta öncede kalmış gibi.
      Son 30 yıldır, tüketime bağlı; yani “ Hızlı  Moda ” kavramı ile  birlikte yaşasak ve kıyafetlerin aile yadigârı olarak görüldüğü günleri çok çok gerilerde bıraksak da, son yıllarda hepimizin içine sürüklendiği moda da ki bu değişim ve  tüketim fırtınası  inanılır gibi değil, artık Moda Dünyası geçen senelere göre çok daha hızlı hareket ediyor! Hatta her geçen gün hızını daha da arttırırken, insanlar da büyülenmiş gibi yeni ve taze tasarımların peşinden koşuyor. Sadece alışveriş anlamında değil görsel anlamda da hızlı tüketim inanılmaz boyutlarda, her şey gözümüze hemen eski görünmeye başlıyor. Tabi durum böyle olunca da, ne Moda Dünyası’nın içindekilere, ne de takipçilerine senede bir iki koleksiyon yetmiyor. Ve markalar yıllık koleksiyonlarına “ Resort ” adı verilen İlkbahar-Yaz ve Sonbahar-Kış koleksiyonlarına nazaran daha küçük, tatil koleksiyonları ilave ederek bu hıza ayak  uyduruyorlar. Aslında üretici her koleksiyon döngüsünde bir kez daha kar etiği için bu durumdan çokta hoşnutsuz değil.
      Christian Dior ve Chanel gibi büyük moda evlerinin jet sosyeteye, şık ama minik davetlerle Dünya Savaşı döneminden bu yana sunduğu ara sezon koleksiyonları, bu gün daha fazla moda evi, moda tasarımcısı ve hatta sokak markaları tarafından hazırlanıyor. Orta halli markalar bile, Resort yada Pre Fall koleksiyonları çıkarmak, reklamını yapmak, defileler, şovlar ve kataloglarla daha büyük kitlelere ulaşmak gayretindeler. Böylece medya ve internetin de büyük katkısı ile Resort koleksiyonlar da tıpkı Moda Haftaları gibi  büyük moda etkinliklerine dönüşmeye başladı bile. Kısacası artık çoğu markanın 4 temel sezon koleksiyonu var. Tabi bu dört temel sezon içindeki özel ( Anneler günü, Sevgililer günü, Bayram sezonu, Yılbaşı gibi..) günler için hazırlanan ekstra koleksiyonları saymıyorum bile. Neredeyse 15 günde bir yenilenen raflar, bu yüzden de  zaten az sayıda ve bedende üretilmiş ürünlerin her an bitebilir almalıyım hissi empoze edilmiş müşteri ile  Moda Dünyası’ ndaki tükettim çılgınlığı  her gün biraz daha artıyor. Peki bu hızlı modanın hızı nerden geliyor? O da bir başka yazımızın başlığı olsun ..
      Tabii bu kadar çok koleksiyon, bu kadar çok sezon, kelimelerle anlatılamayacak bir iş yükünü de beraberinde getiriyor. Bu durum  büyük bir ekip ile çalışsalar da yine tüm sorumluluğun baş tasarımcıların omuzlarına yüklüyor. Koleksiyonların tasarımcının zihninden raflara ulaşma süresi öylesine  kısaldı ve sıklaştı ki  günün moda terimi ile tükenmişlik sendromu yaşayan, rehabilitasyon merkezlerine yatan hatta intihar eden bir çok isimle karşılaşıyoruz. Ama olayın ekonomik yönü markalar için öylesine tatmin edici ki, Resort koleksiyonların en çok kıyafet satılan sezonlar haline gelmesi  ile  kimse  olayın psikolojik yönünü görmek bile  istemiyor.
      Bu arada, genellikle "Resort" kelimesi kullanılsa da "Cruise" yada “ Pre Fall “adını duyduğunuzda da şaşırmayın, hepsinin de aynı şey olduğunu söylemek isterim.

      Aslında birkaç  hafta içine sıkıştırılmış yüzlerce koleksiyonu bir anda takip etmeye çalışmaktansa zamana yayılmış  bu şık  koleksiyonları sindire sindire izlemeyi sevdiğimi, her yeni koleksiyonda heyecanlandığımı ben de itiraf etmeliyim.
      Dilerseniz; Mayıs ayının gelişi ile  yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlayan gelecek senenin trendlerinin  ipuçlarıyla dolu Resort  2014  koleksiyonlarını da tıpkı Moda Haftaları gibi birlikte takip edelim.

      CHANEL

      Chanel’in 80 parçalık 2014 Resort koleksiyonu; geçtiğimiz günlerde Karl Lagerfeld’ın Chanel’in ilk butiğinin açılışının 100. yılı anısına çektiği ve Keira Knightley'in Coco Chanel'i canlandırdığı kısa metrajlı “Once Upon a Time” filminin prömiyer gösterimin de yapıldığı bir defile ile tanıtıldı.  Dünya’ nın önde gelen dördüncü finans merkezi olarak kabul edilen ve  markanın da 6 mağazasının bulunduğu Singapur’ da görücüye çıkan koleksiyonun, bazı kıyafetlerinde yörenin geleneksel siyah beyaz dokuma perdelerinden esintilere yer verilse de, aslında  çok da fazla Asya kültürünün etkilerine rastlandığı söylenemez. 2014 Resort koleksiyonu ile  yine alışılmışın dışındaki formlarla eski ve yeni arasında şahane bir denge kuran Chanel, görünen o ki renk ve kumaş  seçimi ile 2013 kışının karanlık  çizgilerini tamamen geride bırakmış.
      Beyaz, Siyah, Krem, Lacivert ve Gri tonlarının hakim olduğu koleksiyonda detaylardaki sofistike tarz korunsa da rahat kesimler hemen göze çarpıyor. Müthiş bir işçiliğin sergilendiği ve asimetrik etek kesimlerinin, tüvit ceketlerin, tunik şeklindeki trikoların, boncuklu işlemelerin, lateksli dantellerin, gotik kolyelerin bulunduğu  koleksiyonda, en ince ayrıntılar bile ihmal edilmemiş.
      Ayrıca Chanel’in vazgeçilmez  incileri, yine ya boynu saran bir mücevher olarak ya da eteklerin, elbiselerin  kemerlerinde tüm koleksiyonu süslüyor.
      Bu arada her kesin büyük beğenisi toplayan  Chanel No.5’in şişesini andıran parfüm şeklindeki şeffaf çantayı da unutmamak gerekir.

      CHRISTIAN DIOR

      Monako Prens’ i Rainier ile olan nişan töreninde  Dior bir tuvalet giymesiyle 1956'da  bu yana, marka için özel bir anlama sahip olan Monaco’ da tanıtıldı..
      Dior' a yakışan şıklıktaki renkli defilede yavaş yavaş yaklaşan yaz mevsiminin de enerjisini yansıtan; romantizm, rahatlık ve seksapeli bir araya getiren uçuşan elbiseler ve transparan detaylar gerçekten göz alıcıydı.
      Dior’un Kreatif Direktöru Raf Simons’un markanın alışılagelmiş kadınsı stilini biraz da olsun revize etmeye  çalıştığı Resort 2014  koleksiyonun da  Dior markasının temeli olan romantizm; özellikle kabarık eteklerle, daha önce tasarımcının  hemen hemen hiç kullanmadığı detaylardaki dantellerle, beyaz ve pembe renk  tonlarıyla korumaya çalışılırken, kullanılan fermuar detayları ve renk geçişleri sağlayan blok desenler ile  koleksiyonun modern tarafı büyük bir başarı ile vurgulanmış.
      Asimetrik kesimli blok renkli elbiselerin, çiçeklerin, pencere detaylarının, şifon parçaların, büstiyerlerin, akımlı katlı elbiselerin, heykel omuzlu takımların  ve  kadınların vücut hatlarına cazibeli bir görünüm kazandıran asimetrik kesimlerin ön plan da olduğu koleksiyonda; Kobalt Mavisi, Kiraz Kırmızı, Deniz Yeşili, Uçuk Pembe, Hafif Lavanta ile Limon Sarı gibi parlak renklere yer veren Christian Dior Resort 2014 Koleksiyonun, favorisi ise  şüphesiz sivri burunlu ayakkabılar.

      BURBERRY PRORSUM

      Modelliğini  Ava Smith ve Charlotte Wiggins’in yaptığı  Burberry Prorsum Resort 2014 koleksiyonu her detayı ile  hem çok şık, hem çok zarif, hem de çok feminen. Dantel ve tüllerle tasarlanmış transparan, dizin altında biten midi boy kalem etekler ve elbiseler vücudu tam saran daracık  formları ile göz alıcı.
      Limon Sarısı, Mint Yeşili, Sıcak Leylak tonları, Gri, Zümrüt Yeşili ve Siyah-Beyaz’ın ana renkler olarak seçildiği koleksiyonda, klasik olarak tasarlanmış baharlık ince trençkotlar yanında, hem gece hem de gündüz kullanılabilecek taşlı ve parlak modeller de dikkat çekici. Gece elbiselerindeki parçalı dekoltelerin ve pencerelerin ise seksapeli son derece yüksek. Minik pastel tonlu hırkalar, desenli dantel tişörtler, yakasız ceketler, renkli deri portföyler ile son derece şık ve asil  koleksiyon da tek sorun; bu parçaları taşımak için gerçekten incecik bir beden gerekiyor olması.
      Ayrıca Burberry Prorsum 2014 Resort koleksiyonunun tamamında kullanılan beyaz, dolgu topuk, burnu açık, ayakkabının da   önümüzdeki dönem en çok göreceğimiz modellerden biri olacağı şüphesiz.
      DKNY

      Valery Kaufman ve Emeline Ghesquire’in modelliğini yaptığı hem spor hem de şık tasarımlardan oluşan DKNY Resort 2014 koleksiyonun da, parıltılı metalik kumaşlar, payetler, asimetrik kesimler, transparan ve çizgiler en çok göze çarpan detaylardan. “Night Sports” ismi verilen koleksiyon giyimdeki gece ve gündüz ayrımına son verecek gibi görünüyor. DKNY’nin, bu sezon başlattığı  şık ve sportif görünümü, kullandığı beyzbol şapkası gibi minik detaylarla önümüzdeki sezona da taşıyacağı aşikâr. Sarı, Pembe, Siyah renklerin hakim olduğu koleksiyonda Altın, Gümüş  rengi payetli eteklerle kombinlenen süveterler, eteğin ihtişamını dengeleyerek gündüz giyilebilir bir hale sokuyor.
      Ayrıca boncuklu tişörtler, yakası taşlarla bezeli bluzlar, yaldızlı deri spor ceketler ve son dönemlerde sıkça karşımıza çıkan siyah örgü, dantel, sifon ve jorjet karışımı uzun maxi etekler DKNY Resort 2014 koleksiyonunun en dikkat çekici  parçalarından.
      OSCAR DE LA  RENTA

      Oscar De La Renta, çiçek bahçesini anımsatan 2014 Resort  koleksiyonunu New York’ taki Showroom'unda düzenlediği özel bir sunum ile tanıttı. Önceki koleksiyonunda John Galliano’nun da etkisi ile daha farklı ve keskin hatlara sahip tasarımlar hazırlayan marka; Yeşil, Gri, Mercan,  Kırmızı, Çakıl, Bebe Mavisi  ve özelikle şeker pembesi renklerin kullanıldığı  bahar çiçekleri ile bezeli romantik Resort 2014 koleksiyonundaki  bir çok tanıdık parça ile görünen o ki, yine eski çizgisine dönmüş. Ayrıca kış trendlerinden olan ekose ve kazayağı  desenini çiçek motifleri ile birleştiren koleksiyonda, kolsuz günlük elbiseler, yüksek belli parçalar, ipek tunikler, çiçekli pantolonlar, ipek krep bluzlar, aplikeler, peplumlar, payetler, tığ işleri, dikkat çekerken  renk ve kesim  ne olursa olsun birbirinden güzel kıyafetler tülden yapılmış saç aksesuarları ile tamamlanmış. Yine çiçek desenli kolye, küpe ve bileklikler, ayrıca hepimizi etkisi altına alan  ince burunlu ayakkabılarla Oscar De La Renta,2014 Resort  koleksiyonunu çok şık.
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      http://tubaedman.blogspot.com/

      -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

      Londra’da Teknoloji Moda Dünyasını İstila Etti!

      ÇARŞAMBA, 13 MART 2013 06:47 AM
      A A A A
        
      Londra Moda Haftası (Sonbahar-Kış 2013/14)Bu sene Londra Moda Haftası' nda özellikle Topshop ve Burberry’nin yaptığı teknolojik hamleler yüzünden en az moda kadar “ Moda-Teknoloji ” işbirliği konuşuldu ve moda şovlarında devrim niteliğinde yeniliklere imza atıldı. Bu sayede de Londra geçmiş yıllara oranla daha da hızlı ve tempolu bir atmosfere büründü.
      Bir kaç senedir, Nanoteknoloji ile üretilen akılı kumaşlar sayesinde, daha üretim aşamasında tekstilin içine giren teknolojik gelişmeler, şimdiler de Moda Dünyası’ nın her bölümünü istila etmiş durumda. Tabi buna Moda Haftaları da dahil. Özellikle son yıllarda yaşanan iletişim teknolojisindeki büyük değişim ki, en önemlisi dokunmatik smart iletişim araçlarının ve bu sayede de internetin hayatımızın bir parçası haline gelmesi, Moda Haftalarını yalnızca davetlilerine açık özel alanlar olmaktan çıkardı. Böyle olunca da İnternet arama motoru olarak işe başlayıp, e-postasından, sosyal ağ ve mobil cihazlara kadar onlarca alana giren Google ’ın Moda sektörüne da el atması ile dünya üzerinde ki her moda tüketicisi Moda Haftaları’na evlerinden, ofislerinden hatta sokaklardan katılma şansına sahip oldu.

      Kısacası Londra Moda Haftası’nın düzenlendiği Somerset House bu sene milyonlara ev sahipliği yaptı. Teknoloji deyince akla gelen ilk isim olan Burberry Prorsum defilesini salonu dolduran seçkin 500 davetli dışında yaklaşık 19 milyon kişinin canlı olarak izlediğini söylesem durumu daha açık anlatmış olurum sanırım. Burberry Prorsum’un teknoloji ile işbirliği sayesinde defile sırasında, ürünlerin yapım aşaması, işçilikleri ve podyum hazırlıkları dokunmatik ekranlı smart cihazlardan canlı olarak takip edilebildi. Hatta ürünlerin üzerine yerleştirilen çipler sayesinde siparişe hazır hale gelmiş modellerin metal bölümlerine isteyen müşteriler için isim bile yazabilme imkânı tanındı. Firmanın “ Lüks eğer herkeste varsa lüks değildir” görüşünden yola çıkarak oluşturduğu ve Burberry Bespoke adını verdiği “Burberry ısmarlama programı” ile erkek ve kadın trençkot ‘un da yaklaşık 12 milyon farklı kombinasyon hazırlama imkan sunan Burberry Prorsum, size özel hazırlanan trençkotunuzu Twitter ve Facebook üzerinde paylaşabilmenize de imkan sağladı. Tabi her şeyin bir karşılığı var, Burberry Bespoke’da özel sipariş verebilmek için en ucuzu 1.800 $ olan ve 8.800 $ kadar çıkan özel tasarımlarınız için ciddi bir bütçe ayırmanız gerektiğini, ayrıca siparişinizin elinize ulaşma süresinin dört ile sekiz hafta arasında olduğunu hatırlatmak isterim. Tabi bu gelişmeler moda markaları için bir fırsat olurken orijinal koleksiyonların böylesine bir yaygınlıkla asimile edilmesi çok büyük sorunlara neden olacaktır düşüncesindeyim. Aslında moda ve teknoloji işbirliği konusunda inanın anlatılacak ve tartışılacak o kadar çok şey var ki başlı başına bir çok yazıya konu olabilir.

      O zaman tekrar Moda Haftası’na dönersek Tom Ford’ un uzun süredir ayrı kaldığı podyumlara, harika renkler, cesur desenler, abartılı kesimler ve kürklerle bezeli bir koleksiyon ile geri dönüşünün ve başarıları tartışılmaz Türk tasarımcılarımızdan Bora Aksu ve Erdem Moralıoğlu koleksiyonlarının da gördükleri haklı ilgi ile tüm bu gelişmelerin ardından haftaya damgasını vurduğunu gururla söyleyebilirim.
      Şimdi bu uzun giriş yazısından sonra asıl konumuza gelirsek, yeniliklerin başkenti Londra’da sergilenen koleksiyonlar da kimler öne çıktı ve hafızalarda neler kaldı isterseniz birlikte hatırlayalım!

      Burberry Prorsum Christopher Bailey, on yıldır verdiği büyük emekler sonucunda, nihayet yıllar boyu aşırı kuralcılığı ile tanınan Burberry tarzını değiştirmeyi başardığını Hyde Park’ ta düzenlenen muhteşem defilesi ile herkese bir kez daha kanıtladı. Halen klasik trençkotlarına sadık kalsa da büyük bir değişim içinde olan Burberry Prorsum “Trench Kisses : A Collection of Classics and Christine Keeler” adını verdiği 2013 Sonbahar - Kış koleksiyonun da geçtiğimiz ay Milano’da erkek koleksiyonu ile başlattığı kalp motiflerine ve vizon, dana, zebra, zürafa, leopar gibi hayvan derisi desenlerine bayan koleksiyonunda da devam etmiş. Bu arada koleksiyona adını veren ve Christopher Bailey' e esin kaynağı olan Christine Keeler’ ın kim olduğunu merak edenler için; onun eski İngiliz model olduğunu, ama asıl ününün “ Profumo olayı” olarak bilinen ve zamanın Savaş Bakanı John Profumo'nun istifasıyla sonuçlanan seks skandalının baş kahramanı olarak hafızalara kazındığını söyleyebilirim.
      Teknoloji ile olan iş birliğini giriş bölümünde uzun uzun anlattığım Burberry Prorsum koleksiyonuna yeniden dönecek olursak, kalplerle ve hayvan desenleri ile dolu tasarımlar büyük beğeni toplarken, transparan modellerin de en az onlar kadar güzel olduğunu söyleyebilirim. Burberry Prorsum 2013 Sonbahar -Kış kadın koleksiyonun da trençkotlar, ceketler, kalem elbise ve etekler, kısa pantolonlar, işlemeli elbise ve bluzlar, geniş kesim paltolar, kabanlar, hayvan derisi desenli gözlükler, altın bel kemerleri en çok dikkat çeken parçalardan. Beyaz, Taba, Altın, Kırmızı ve Siyah renklerin hakim olduğu Burberry Prorsum koleksiyonu her yönü ile yine göz alıcı…

      Topshop Unique
      İngiliz sokak modasının en önemli temsilcilerinden Topshop, hazırladığı tasarımlardan çok “The Future of the Fashion Show “ yani “ Moda şovunun geleceği ” adını verdiği projesi kapsamında internet devi Google ile yaptığı ve belki de moda şovlarının geleceğine yön verecek anlaşması ile adından çokça söz ettirdi. Geçtiğimiz sezon da Facebook’ la yaptığı işbirliği ile moda ve teknolojinin müthiş gücünü birleştiren Topshop Unique, yaptığı bu yeni anlaşma sayesinde firmanın Sonbahar-Kış 2013 defilesini Topshop'ın internet sitesinden, Youtube kanalından ve Google hesaplarından canlı olarak izlenebilmesine olanak sağladı. Dahası da var; defile günü Google - Hangout uygulaması ile firmanın tasarım ekibiyle chat yapılabilme şansı yakalayan katılımcılar, defile bitiminde de “Be The Buyer “diye adlandırılan yani “ Satın almacı ol “ uygulaması ile hem büyük mağazaların satın alma ekipleri hem de Topshop’un kendi ekibi ile önerilerini ve görüşlerini paylaşabildiler. Hatta bilgisayar başındaki izleyiciler modellerin üzerlerinde taşıdıkları yüksek çözünürlüklü çipler sayesinde defile anını onların gözünden izleyebildi.

      Moda Dünyası için devrim niteliğinde olan bu gelişmeler Topshop koleksiyonunu bir parça gölgede bıraksa da tüm çaba zaten bu koleksiyonun daha büyük kitlelere ulaşması için değil miydi, o zaman biraz da koleksiyondan bahsedelim ne dersiniz? Firma bu sene ki koleksiyonun amacının; genç isçi kızlar için sokak modasını lüks ve şık parçalarla oluşturmak olarak açıkladı . Topshop' ın mavi yakalılar olarak bilinen orta sınıf İngiliz isçilerden esinlenerek Vinil ve PVC gibi malzemeler kullanılarak hazırladığı koleksiyon da renkler Siyah, Toz Pembe, Koyu Mavi ve Kırmızı. Ayrıca Oversize ceket ve paltolar, deriler, payet işlemeler, kürkler, dağınık görünümlü saçlar, alacalı ve floral desenler ile son derece rahat, yumuşak ve pırıltılı bir koleksiyonla Topshop Unique yine takipçilerinin büyük beğenisini kazandı.

      Tom Ford
      Bir süredir ara verdiği podyuma oldukça enerjik, parlak, biraz vahşi ve kesinlikle göz alıcı bir koleksiyonla geri dönen Tom Ford, ihtişamlı ve gösterişli tasarımları ile herkesin büyük beğenisini kazandı. Modacının, hem Amerikan yerlilerinden hem de Meksika’dan ilham alarak hazırladığı koleksiyon da, diyebilirim ki hiç bir parça sıradan değildi. Abartılı zebra ve leopar desenli pelüşler, kirpi kürklü ceketler, boncuklu grafik desenli bombardıman montları, püsküller, desenli parlak pantolonlar ve rengarenk payetlerle işlenmiş çizgi roman benzeri grafik desenli gece elbiseleri ile üstünlüğünü bir kez daha ortaya koyan Tom Ford, oldukça pahalı görünümlü, cesaretini, özgür ruhunu yansıttığı 2013 Sonbahar- Kış koleksiyonunda; Fuşya, Turuncu, Pembe ve Kırmızı gibi zenginleştirilmiş bir renk paletini kullanarak, işte Tom Ford farkı bu dedirttirdi.

      Vivienne Westwood Red Label
      Vivienne Westwood yine Londra Moda Haftası’na damga vuran bir defile ile 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonunu sergiledi. Hemen hemen hiç bir moda trendini umursamadan tamamen kendi çizgisini koleksiyonlarına yansıtan çılgın tasarımcı Westwood geçtiğimiz sezondan daha yumuşak ve uysal bir koleksiyonla Moda Haftası’na katılsa da boyalı yüzlü modelleri, şaşırtıcı detayları ile bu sene de farkını bir kez daha ortaya koydu. 60 ve 70’li yıllardan ve ünlü aktris Catherine Deneuve’den esinlenerek hazırlanan koleksiyonun; uzun pardösü ve ceketleri, diz altı salaş elbise ve etekleri, mini şortları, şapkaları, çizgili desenleri, parlak kumaşları, renkli botları dikkat çekerken, koleksiyona hakim olan renklerse Mavi, Mor, Bordo, Gri olarak belirlenmiş. Defilenin başka bir yönü ise Westwood’un Assangi &Vivienne karışımı baskılı tişörtü ile defile sonunda seyircileri selamlayarak Assangi'ye olan desteğini bir kez daha herkese göstermesiydi. Tecavüz iddiasıyla suçlandığı İsveç’ye iadesi onanan ve Haziran ayından bu yana Ekvador'un Londra Büyükelçiliği'nde bulunan Julian Assange’ni tüm kalbi ile desteklediği bilinen 71 yaşındaki tasarımcı Westwood, Ekim ayında Wikileaks için tişörtler tasarlamış ve tanesini 45 Euro‘ya satışa çıkararak tişörtlerin tüm gelirini Wikileaks'e bağışlamıştı.

      Peter Pilotto
      2013 Sonbahar-Kış sezonunda da tasarımlarını birer sanat eserine çeviren Desen Krallığı’nın tasarımcıları Peter Pilotto ve Christopher de Vos, bu yıl ki koleksiyonlarını 16. yüzyıl ressamlarından El Greco’nun karmaşık desenli resimlerinden ilham alarak hazırlamışlar. Bence desen konusunda en başarılı tasarımcılardan olarak gösterilen Mary Katrantzou ne de Jonathan Saunders desenleri kullanma konusunda gerçek bir üstad olan Pilotto’nun yerini tutamaz. Lacivert, Matador Kırmızısı, Hardal, Pembe, Lavanta, Mavi gibi renklerin ağırlıklı olduğu koleksiyonda Pilotto, 3D baskıları, kaleydoskopik desenleri , heykelsi omuzlu maskülen ceketleri, doku yüklü göz alıcı trikoları, geometrik wrap etekleri, panelli elbiseleri ve kesinlikle Siyah Beyaz desenlerle hazırlanmış kirpi yakalı ceketi ile Sonbahar- Kış koleksiyonunu adeta bir sanat eseri haline getirmeyi basarmış. Bu koleksiyon için söylenebilecek tek bir söz var; HARİKA !!!

      Erdem
      Narin rengârenk ve artık onun imzası haline gelen çiçek desenleri ile büyük bir hayran kitlesine sahip olan Türk asıllı Kanada doğumlu Erdem Moralıoğlu nam-ı diğer adı ile Erdem’ in, genellikle siyah rengin hakim olduğu 2013 Sonbahar – Kış koleksiyonu ile hayranlarını White Cube galeride düzenlediği defilesinde oldukça şaşırttığını söylemeliyim. Farklı bir tarz deneyen ünlü tasarımcı bu koleksiyonu ile adeta herkesi karanlığın derinliklerine çekmek istemiş. Hitchcock ve Ingmar Bergman filmlerinin, sinematografik etkilerinin görüldüğü koleksiyon; Sarı, Mavi, Lila gibi neon renkli çiçeklerle bezenmiş olsa da Siyah rengin baskınlığında yine de oldukça karanlık bir havaya bürünmüş. Koleksiyonda; diz altı elbiseler, dar siluetler, tüvit ceketler, her zamankinin tersine ışıltıdan uzak aplike, payet ve dantellerle oluşturulmuş çiçek desenleri kullanılmış. Farklı tarzına rağmen büyük beğeni toplamayı başaran hatta bu tarzı ile moda eleştirmenlerince bir ivme daha kat ettiği söylenen Erdem’ in, tasarımlarını tamamlayan sivri burunlu bilekten bağlı topuklu ayakkabılar ise mükemmeldi.

      Bora Aksu
      Bora Aksu’nun 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu biraz hüzünlü bir hikayenin esintilerini taşıyordu. Modacının ilham aldığı Dolly ikizleri, 1920’li yıllarda yaşamış iki ünlü dansçı kardeş, Rosie ve Jenny kardeşler, o dönemde yaptıkları ayna ve hipnoz gösterileri, yaşam tarzları ile güzelliğin, gösterişin ve tabi özgürlüğün simgesi haline gelmişler, hikayenin hüzünlü yanı ise birbirinden ayrı bir hayat kurmayı başaramayan sosyal görünseler de aslında sosyalleşemeyen, bir sürü tezat duyguyu bir arada yaşayan ikizlerden birinin, günün birinde evlenmesi, diğer kardeşin ise buna dayanamayarak intihar etmesi.Bu seneki Bora Aksu koleksiyonun temelin de zaten tıpkı hikayedeki gibi “zıtlıkların uyumu “ konu edilmiş . Zıt kumaşları ve zıt formları bir arada kullanmaya çalışan modacı, hazırladığı koleksiyonda korseleri ve akıcı elbiseleri bir arada kullanarak farklı bir hava yaratmış. Burada ki amacın baskının ve özgürlüğün aynı anda kullanımı olduğunu dile getiren Aksu, ayrıca koleksiyonun da deri parçalara, erkeksi kesimlere oldukça büyük yer vermiş. Örgü detaylarla da son derece şık ve spor bir hava katılmış koleksiyon da brokar, kaşmir kumaşlar, ipek tüller, dantel ve deri kullanılmış. Beyaz, Krem, Gümüş Grisi, Koyu Fuşya, Mor ve Mavi ise koleksiyonun ana renkleri olarak belirlenmiş. Bunun yanında, dikkat çekici saç aksesuarları ve göz alıcı tasarımları ile Bora Aksu’ nun bu sene de manşetlerden inmediğini gururla söylemeliyim.

      Mary Katrantzou
      Şekil ve baskıda ki dahiyane yeteneğine bakıldığında, Mary Katrantzou’ nun Londra' nın en heyecan verici genç tasarımcıların biri olduğuna hiç şüphe yok. Ve söylenebilir ki 2013 Sonbahar Kış koleksiyonu onun yerini bir kez daha sağlamlaştırdı. Daha çok neşeli, parlak renklerin kullanıldığı pul ve kartpostal desenlerine alışık olduğumuz Katrantzou, bu sezon farklı bir konseptle duman grilerin, derin mavi renklerin kullanıldığı, puslu, bulutlu bir kış gecesinin hüzünlü ruh halini çağrıştıran baskılarla bezenmiş, daha duygusal bir koleksiyonla herkesi adeta büyüledi. Koleksiyonunu hazırlamak için Japon kesim, biçim ve motiflerini araştıran modacı, satenle yapılandırdığı origami kıvrımlı kıyafetler, karmaşık ağaç dalı baskıları, şelaleler ve Japon gündoğumu veya günbatımını yansıttığı koleksiyonuyla herkesi buğulu bir dünyaya sürükledi.

      Cheap and Chic Moschino
      Genellikle karşı konulmaz genç tasarımları ile tanınan Cheap and Chic Moschino, Roselli Jordini’nin hazırladığı “ Pembe Punk” ve ” Rock Style” karşımı bir koleksiyonla yine dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Bir yandan serseri siyah renk diğer yandan romantik ve feminen sıcak pembe tonları ile iki güçlü rengin birleştirildiği, dumanlı gözleri ve siyah rujlu mankenleri ile karmaşık bir ruh halini sergileyen, asi ama cesur bir koleksiyon olmuş diyebiliriz. Savoy Hotel’de yapılan Cheap and Chic Moschino defilesinin en göze çarpan detayları ise Franco Moschino imzalı ve leopar desenli baskılar, Mor ve Fuşya tonları, blazerler genç kız ceketleri, kısa elbiseler, fırfırlı ve düşük bel etekler, kürk yakalı montlar, hafif fetiş görünümlü gladyatörler, platform topuk ayakkabılar, rugan detaylar. Ayrıca günlerce moda sayfalarını süsleyen sevimli gitar omuz çatasını da unutmamak gerekir.

      Christopher Kane
      İskoç asıllı Kane ve kızkardeşi, Tammy tarafından 2006 yılında kurulan ve Gucci, Bottega Veneta, Saint Laurent gibi dev markaları bünyesinde bulunduran yatırım grubu PPR,’nin Ocak ayında hisselerinin %51'lik kısmını satın aldığı Christopher Kane, bu birlikteliğin açıklanmasının ardından sergilediği bu ilk koleksiyonu ile herkesin beğenisini kazandı. Kane'in PPR'la yaptığı iş birliği şüphesiz ki markanın, büyüme yolunda attığı çok önemli bir adım, genellikle Avrupa piyasalarına hitap eden marka,Alexander McQueen, Gucci, Balenciaga gibi markalarla aynı aileye katılması sayesinde daha önce giremediği piyasalara girebilme sansına sahip olacak. Biraz da Kane'in 2013 Sonbahar -Kış koleksiyonundan bahsedecek olursak kamuflaj desenli paltoları, askeri esintili elbise ve etekleri, kadifenin ve kordonenin harika uyumu, kürkleri, aplike çiçekleri ve özellikle MRI görüntüsü ile “sağlıklı çalışan bir beynin” aktivitelerinin renkli olarak gösterildiği metal teller ve baget boncuklarla işlenmiş baskılı tişörtleri, elbiseler ile gayet dengeli ve şık bir koleksiyondu.

      Sister By Sibling
      Sister By Sibling’in Joe Bates, Cozette McCreery ve Sid Bryan’den oluşan tasarım üçlüsünün hazırladığı yine farklı bir koleksiyonla Londra Moda haftasındaki yerini aldı. Sıra dışı, genellikle abartılı triko koleksiyonları ile büyük bir hayran kitlesine sahip olan, Sister By Sibling bu seneki koleksiyonunu 2000 yılında ölen İngiliz televizyon sunucusu ve yazarı Paula Yates’den ve şarkıcı ve sarkıcı Bob Geldof’dan ilham alarak hazırlamış, "Enerjik, eğlenceli ve İngilizlik, “olarak tanımladıkları 15 parçalık koleksiyon gerçekten çok sevimli. Kazak elbiseler, kalem etekli ikili setler, pelerinler, pon-pon bereler ve örme eşarplar, duvar kağıdı çiçeklerinin büyük siyah noktalar ile karıştırıldığı desenler, şeffaf pul işlemeleri, kırmızı ve siyah leopar baskıları , Aztek desenleri ve örgü çiçektekileri ile 2013 Sister By Sibling koleksiyonu çokta alışık olmadığımız farklı havası ile görülmeye değer olmuş.
      Milano Moda Haftasın da görüşebilmek dileği ile;
      Tuba Edman / T&E Trend Tracker
      http://tubaedman.blogspot.com/   
      ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

      New York Moda Haftası 2013

      PAZARTESI, 25 ŞUBAT 2013 12:20 PM
      A A A A
        
      Moda Dünyası’nın tüm telaşı ve hareketi yine geçtiğimiz hafta New York’a yöneldi. Buzlu kaldırımlar ve ciddi bir kar fırtınası tehtidi altında başlayan New York Moda Haftası, tüm olumsuz hava koşullarına rağmen yine muhteşem şovlara, tasarımcılara, konuklara, modellere, gazetecilere ev sahipliği yaptı.
      Fırtına “ Nemo” yüzünden dışarıda 30 cm’ yi bulan kar ve şiddetli rüzgâr, ne haftaya katılan firmaların, ne de moda tutkunlarının gözlerini korkutabildi. Modacıların aylardır üzerinde çalıştığı tasarımlarını sunmak için bu prestijli moda şölenine katılmalarıyla New York adeta ısındı, canlanandı ve yeniden hayat buldu. Tüm şovlar biraz gecikmeli de olsa full dolu salonlarda büyük bir coşku ile sergilendi.
      Şu günlerde bütün hızıyla devam eden Moda Haftalarında, sıra New York ve Londra’dan sonra Milano’ya gelse de, birbirinden şahane Sonbahar-Kış 2013-14 sezonu tasarımları, podyumları, katılımcı yıldızları, backstageleri, modelleri, dedikoduları hatta sokak modası ile New York Moda Haftası yankılarının daha uzun süre devam edeceği şüphesiz.

      Uzun kış günlerinin ardından gelecek yazın hayallerini kurarken hatta, henüz 2013 İlkbahar’ına bile girememişken, şimdi nereden çıktı önümüzdeki kış demeyin! Birbirinden şahane 2013-14 sezonu Sonbahar-Kış tasarımı kürkleri, derileri, kadife elbiseleri, kaşmir paltoları, mont ve ceketleri, kuzey esintili kalın örgülü kazakları, atkı ve konçları, uzun ve kısa şahane botları, çizmeleri,  trikoları, gömlek ve ceketleri gördükten sonra sizde emin olun önümüzdeki kış sezonunu şimdiden merakla bekliyor olacaksınız!
      Öyleyse New York’ta neler ve kimler öne çıktı, akılda neler kaldı, şöyle bir hatırlayalım mı ?
      BCBG Max Azria - Jason Wu - Rag & Bone - Herve Leger - Diane von Furstenberg- DKNY - Alexander Wang - Zac Posen - Tommy Hilfiger - Donna Karan - Rebecca Minkoff -Victoria by Victoria Beckham - Vera Wang - Marc by Marc Jacobs - Oscar de la Renta - Michael Kors - J. Mendel - Ralph Lauren - Calvin Klein gibi dev markaların katıldığı haftadan işte benim sizin için seçtiklerim.

      Alexander Wang
      28 yaşındaki Tayvan asıllı Kaliforniyalı tasarımcı  Alexander Wang, New York Cunard binasın da düzenlenen şovunda hoparlörlerden yayılan “Eye of the Tiger” parçası  eşliğinde, bugüne kadar yaptığı kendinden en emin ve beklenmedik koleksiyonlarından birini sundu.
      Belki de, kendi adına düzenlediği son solo şovunu sergileyen Wang, bilindiği gibi Balenciaga'nın yeni kreatif direktörü olarak Nicolas Ghesquière'in yerine geçecek ve markanın erkek, kadın hazır giyim koleksiyonları ve imajından sorumlu olacak, ayni zamanda Alexander Wang koleksiyonunu da hazırlamaya devam edecek.
      Uzun Gri bir palto ile başlayan defilede Wang, kaşmir kapüşon ve bereleri, boğazlı kazakları, kürklü abartılı boks  eldivenleri ve ayakkabıların üzerine giydirdiği triko tozlukları  ile hem gelecek kışın hem de kendi yaratıcılığının sınırlarını zorlamış sanki. Anlaşılan o ki Alexander Wang, 2013 kışında  herkesi  kat kat giydirmeye çok hevesli.
      Melanjlı kürkler, deriler, yünler, kaşmir trikolar, düşes satenler, alpaka kumaşlar, payetli örmeler ve lazer kesim deri işlemeler ile zenginleşen koleksiyonda; grinin sisli ve soluk tonları ve Siyah ana renk olarak seçilirken Karamel tonları, Metalik Gümüş, Koyu Yeşil ve Krem bu biraz sinirli ayni zamanda göz ardı edilemeyecek kadar ilginç koleksiyonun diğer renklerini oluşturdu. Moda Dünyası’nın farklı tarzı ile adından sıkça söz ettiren genç yeteneği  Wang, hem bu koleksiyonu ile hem de Balenciaga’ya geçişi ile New York Moda Haftası'nın en çok konuşulan isimlerinden biri olmayı başardı.

      BCBG Max Azria
      New York  Moda Haftası’nın ilk  ses getiren defilelerinden birine imza atan ve  İstanbul' un tarihi mimarisinden  ilham  alınarak hazırlanan  BCBG Max Azria  2013 Sonbahar -Kış koleksiyonu, bu günün modern çizgilerini İstanbul’un tarihi ile birleştirmiş, belli ki Max Azria’nin eşi ve firmanın kreatif direktörü olan Lubov Azria geçen Eylül ayında  çıktığı İstanbul seyahatinden oldukça etkilenmiş.
      Özellikle mozaik, duvar halısı, cami resimleri yanında güney Avrupa  Çingeneleri’ nden de esintiler taşıyan koleksiyonda üst üste giyilen parçalar, salaş ve oversize siluetler biraz dağınıklık hissi yaratsa da kullanılan kumaşlar ve desenlerin mükemmel uyumu sayesinde harika bir tarz ortaya çıkmış. İşte bu sokakların rahat, ama son derece cezbedici  tarzını podyuma taşımaya çalışan  marka, 2013 kışı için genelde Füme, Siyah, Koyu Kırmızı, Bordo ve Kobalt gibi koyu renkleri kullansa da koleksiyonun karanlık görüntüsünü, grafik desenlerle kombinleyerek renklendirmeyi basarmış. Deri ve kürkün  çok yoğun kullanıldığı koleksiyonunda  spor bir görüntü olmasına rağmen lazer kesim deriler, şifonlar, maxi gömlekler, yüksek çizmeler, geometrik baskılar ve dantel detaylarla koleksiyona göz alıcı bir hava katılmış.

      Victoria Beckham
      New York Moda Haftası kapsamında sahne alan Victoria Beckham 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu, tüvit, ekose ve balıksırtı gibi İngiliz mirası kumaşları, derin V yakaları, ince kemerleri, diz altı etek ve elbiseleri, cüretkar yırtmaçları ile göz doldurdu. Modacının, artan öz güveni ve olgunluğunu yansıttığı koleksiyon herkesin büyük beğenisini toplarken tüm moda eleştirmenlerinden de yine tam not almayı başardı. Kendini tam bir kontrol delisi olarak tanımlayan ve koleksiyonunun sorumluluğunu asla başkalarına bırakamayan Beckham 2013 kışı için;yine desenden uzak, sade, çağdaş, uyumlu, temiz, berrak bir koleksiyon hazırlamış. Saks Mavisi, Mor, Vizon, Kahve ve Limon Sarının yanında, tabi Beckham’ın vazgeçilmez rengi Siyahın kullanıldığı çekici elbiseler, büyük paltolar, deri kombinler, kendini çok da belli etmeyen ekoseler, asimetrik kol kesimli ceketlerden oluşmuş parçalarla bu koleksiyon, kadınsılığın tavanına vurmuş desek yeridir.

      Jason Wu 
      Jason Wu  defilesi, dışarıdaki tüm şiddetli rüzgara ve başlayan karla karışık yağmura rağmen Park Avenue’ da ki  şovun düzenlendiği muhteşem salonu tamamı ile doldurmayı başardı. Michelle Obama' nın da  kıyafetleri konusunda kendisinden destek aldığı Wu, Moda Dünyası’ nda her geçen gün yükselen bir grafik çiziyor. Aslında onun dehası, koleksiyonlarında teşhircilik ve abartıya kaçmadan, saygın, kendinden emin ama bir o kadar da seksi kadını yaratabilmesi. Bu güne kadar ki en olgun koleksiyonu hazırladığını söyleyen Wu, bu koleksiyonunu “Ekstrem Dişilik” olarak adlandırmış. Siyah ve Beyaz tonlarına olan tutkusunu bir kez daha gösteren modacı bunun dışında Gri, Kırmızı, Mor, ve Mürekkep Mavi gibi renklere de koleksiyonunda yer vermiş. Her fırsatta fazlasıyla feminen elbiseler yaratmak istediğini söyleyen Wu, bu görünümü; yılan  derisi baskılar, parlak siyah tilki yaka kürkler, sivri yakalı beyaz gömlekler, şeffaf siyah dantel yağmurluklar, renk blokları, bakırımsı kahverengi parkalar,  pilili ipek etekler ve özellikle de  Peplum detayları ile sağlamayı basarmış.
      Bu arada nedir bu son dönemde sıkça duyduğumuz “Peplum” derseniz; bunun aslında 19. Yüzyıl’ da doğan daha sonra 1940' larda popülaritesi artan son dönemlerde de Louis Vuitton, Marc Jacobs, Balmain ve Jeremy Scott gibi tasarımcılar sayesinde de modaya geri dönen, ceketlerin, eteklerin ve elbiselerin bel kısmına monte edilmiş  ek bir etek görüntüsü veren parçaya verilen isim olduğunu söyleyebilirim.

      Oscar de la Renta 
      Oscar de la Renta defilesi,  New York Moda Haftası’nın oldukça merakla beklenen şovlarından biriydi, bunun nedeni, bir süre önce süperiz bir şekilde gerçekleşen  John Galliano ve Oscar de la Renta el sıkışması tabi ki, böylece iki yıl aradan sonra  Moda Dünyası’na yeniden dönen modacının koleksiyona neler katacağı  büyük merak konusu oldu. Hatırlarsanız, Fransız modaevi Christian Dior, sarhoş halde bir kafe de söylediği Yahudi karşıtı ve Hitler hayranlığı sergileyen  sözleri internette yayımlandıktan sonra Galliano’nun işine son vermişti.
      “Galliano’nun yeteneğine hayranım, son üç haftadır birlikte çalışıyoruz, toparlanma süreci için gerçekten çok çalıştı ben de onun Moda Dünyası’na geri dönmesi için yardımcı oldum, bu nedenle de çok mutluyum” açıklaması yapan Oscar de la Renta‘ ye Galliano da  “Oscar’a kelimelerle ifade edemeyecek kadar minnettarım.” diyerek karşılık verdi.
      Şovun düzenlendiği salı günü geldiğinde, Galliano hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı ve Oscar de la Renta markası, usta modacının sihirli çizgileriyle  yine muhteşem bir koleksiyona imza attı. Defilenin sonunda moda severler Galliano’yu  piste bekleseler de final yürüyüşünü, bu sene  50. yılını kutlayan ve bu güne kadar sayısız  First Leydi ve Hollywood starını giydiren markanın 80 yaşındaki kurucusu  Oscar de la Renta ünlü model  Karlie Kloss ile yaptı. Ama Galliano’nun defilenin kulisinde  olmasına rağmen podyuma çıkmaması yeni birçok dedikodu ve soru işaretine neden oldu.
      Biraz da koleksiyondan bahsedecek olursak; Sonbahar‘ da görmeye alıştığımız o koyu ve pastel renklerin yerine Yeşil, Fuşya, Mor,  Kırmızı, Sarı  gibi canlı renklerin ağırlıklı kullanıldığı kırmızı halıya layık tasarımlarda; baskılar, çiçekli ve boncuklu işlemeler, danteller, lateks etekler ve üstler, kapüşonlu pelerinler, kürk etol ve yakalar, uzun eldivenler, cloche şapkalar ve kemerler çok şıktı. Özellikle Barok havası estiren işlemeleri ile Fuşya ve Mor renkli iki gece elbisesi günlerce dergilerin  moda sayfalarını süsledi.

      Ralph Lauren
      Ralph Lauren, 14 şubat sevgililer gününe denk gelen ve St. John Center Stüdyo da düzenlenen defilesin de yine muhteşem bir koleksiyon ile herkesi adeta 19.Yüzyıl’ ın  Rus devrim günlerine götürdü. Rus etkisinin açıkça hissedildiği  Ralph Lauren  2013 Sonbahar -Kış koleksiyonunda, podyumda yürüyen mankenler sanki Lev Tolstoy romanının sayfalarından dışarı çıkmış modern Anna Kareninalar gibiydi. Modacının; romantik devrimci bir ruhtan etkilendiği ve bu bağımsız, cesur, zamansız kahramanın önce kendini, sonrada aşkı buluşunu anlattığı koleksiyonunun ilk bölümün de; altın işlemeli subay ceketleri, yelekler, çizme içine sıkıştırılmış ve yüksek bel pantolonlar, askeri paltolar, fırfırlı beyaz gömlekler, fularlar ve kaşmir kazaklarla maskülen bir hava yaratılmak istense de sonrasın da kadife, tafta, tül ve dantel kumaşların zarafeti içinde ki gece kıyafetlerinde, dirseğe kadar uzanan eldivenler, kalpaklar, kürk pelerinler ve muhteşem boncuk islemeli  takılarla her kez derin bir romantizme sürüklerken,  Ralph Lauren  herkesi önümüzdeki kış modern birer Anna Karenina olmaya davet eder gibiydi.
      Koleksiyon; Siyah, Bordo, Koyu Lacivert gibi renklerle biraz ağır, biraz karamsar gibi görünse de, asil havayı  mükemmel yansıtan Mor, Bordo ve Yeşil kadife kumaşların koleksiyondaki uyumu ve finalde şampanya rengi tül gece elbisesi, ayni renk kalpak ve etolü, uzun eldivenleri yanında chandelier küpeleri ile  Daria Stroukos tam bir masal prensesi gibi, tek kelime ile büyüleyiciydi.

       Diane von Furstenberg 
      New York Moda Haftası’nın ilk günlerinde tasarımlarını  sergileyen ve desenlerin kraliçesi olarak tanınan Von Furstenberg “Glam Rock” temalı koleksiyonu  ile yine çok renkli, yine çok eğlenceli bir o kadar da güçlü ve cazibeliydi. 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu ile "Partiye hazır mısınız ?" diye soran ünlü modacı “Hayat zaten bir parti ! neden eğlenmek ve aldığımız kıyafetleri kullanmak için bir parti bekleyelim ki ? " diyor.
      Gold lame ve sigara pantolonlar, blazer ceketler, ipek şifonlar, jarse fularlı elbiseler, kürklü yelekler, Siyah-Beyaz baş döndürücü retro baskılar, egzotik hayvan desenleri ile  diğer baskıların harika karışımları, renk blokları, parlak pembelerle ile 70'lerin havasını günümüze taşıyan DVF’in, Lincoln Center, da sunduğu 37 parçalık iş ve patiyi birleştiren koleksiyonu, tam anlamı ile kusursuzluk ve seksilik sembolü gibiydi.
      Doğuştan yetenekli olduğunu bir kez daha gösteren Von Furstenberg kullandığı çarpıcı renk  paletinde ise; Aqua tonlarını, Siyah- Beyaz kombinasyonunu, Derin Morları, Parlak Sarıları, Hardal renklerini, Parlak Kırmızılar ve Pembeleri, Pas tonlarını, Kahve, Altın, Mavi ve Metalik renkleri kullanmayı tercih etmişti.
      Adeta  klasiğin yeniden keşfini izlediğimiz  DVF 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu, önümüzdeki Kış günlerinde de modern kadının mükemmel seçimi olacak ve onun bulaşıcı enerjisi  herkese geçecek diye tahmin ediyorum.

      Calvin Klein 
       New York moda haftasının kapanış günü  koleksiyonlarını sergileyen Calvin Klein’in kreatif direktörü Francisco Costa için “Bugüne kadar ki en giyilebilir koleksiyonlarından biri  hazırlamış, bu hali ile hem çok özgün hem de çok modern” yorumları yapıldı.
      Kış koleksiyonunun ilham kaynağının “ Kesişme “ olduğunu söyleyen modacı, hazırladığı modellerde  erkeklik ve dişilik, klasik ve yeni, yumuşak ve sertliğin kesişme noktalarını yakalamaya çalışmış. Abartılı oranların hakim olduğu tasarımlarda kullanılan Siyah, petrol Mavisi ve Loden Yeşili gibi karanlık tonlar Beyaz renk ile yumuşatılmış. Andrei Tarkovsky’in  1962 yapımı bir Sovyet filmi olan ve  İkinci Dünya Savaşı sırasında yetim bir kız çocuğun hayatını anlatan “ Ivan’s Childhood” filminden çok etkilendiğini, koleksiyonu etkisi altına alan  askeri tarzın buradan kaynaklandığını söyleyen Costa,  güçlü omuzlar, kalın kemerler, deri etekler, platform tabanlı botlar, süslemeden uzak yalnızca  metal tokalar ile bu askeri tarzı daha da keskinleştirmiş.


      Donna Karan
      Donna Karan, 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonuyla yaşayan bir moda efsanesi olduğunu  bir kez daha kanıtladı. "Duyarlı, Hassas, Heykel" başlıklı koleksiyonunu, 2001 de kaybettiği heykeltıraş eşi  Stephan Weiss'ın  sanatına ve ruhuna atfettiğini söyleyen modacının, hazırladığı koleksiyon da ki vücudu saran elbise ve eteklerde gerçekten heykelleri anımsatan bir asalet hakimdi.
      Kahverengi, Siyah, Gri ve Taba tonlarının her dokuda hayat bulduğu, jarse, saten, streç krep, kırpılmış yünler, neopren ve kaşmir karışımı kumaşlar  ile rahatlığı ön plana çıkarırken her biri kentsel savaşçı edası ile podyumda süzülen mankenler streç jarse elbiselerin üzerine atılmış rüzgârda uçuşan şalları ve pelerinleri  ile  son derece zarif , sofistike ve  şehvetli heykeller gibi görünüyordu. Kendine özgü stilini yine  başarıyla devam ettiren ve koleksiyonunu kendi gibi güçlü, modern, güvenli ayni zamanda pratik kadınlar için tasarladığını söyleyen modacının, koleksiyonun  genelinde kullandığı asimetrik detaylar, deri kürk karışımları ve tüm bedeni saran zarif deri şeritler onun ustalığını tekrar tekrar kanıtlar gibiydi.

      Michael Kors
      Forbes dergisini açıkladığına göre tahmini  kişisel birikimi 950 milyon dolara ulaşan Michael Kors bu koleksiyonu ile kısa süre de milyoner olan unvanını dolar milyarderine  taşıyacak gibi  görünüyor.
      “Bugün kentte yaşam ile başa çıkmak için birer atlet olmak lazım “ diye Kors, parlak şehir ışıkları ve hızlı kentsel yaşamdan ilham alarak hazırladığı  koleksiyonunun temellerini şık, güçlü ve atletik kıyafetler üzerine kurmuş ve zaten ultra canlı koleksiyonunu, Neon Portakal, Taksi Sarısı ve Kobalt Mavisi renkleri ile daha da canlandırmış.
      Eşofman pantolonlar, moto montlar, 60’larin tarzı fermuarlı, deri kollu ceketler, peplum ve tüvit kalem etekler, balıkçı ve deri büstiyerli kokteyl elbiseleri, Kobalt, Siyah ve Beyaz kamuflaj desenli kürkler ve kazayağı desenler ile odlukça sportif bir kış koleksiyonu sizleri bekliyor diyebiliriz . Ayrıca Michael Kors’un defilede sergilediği son gözlük koleksiyonu ve kapanışı yapan Karlie Kloss’un giydiği kristal taşlarla kaplanmış Siyah kuyruklu elbise de göz kamaştırıcıydı.

      Zac Posen
      Kırmızı halıların  vazgeçilmez  modacısı ve yıldızların bir numaralı tercihlerinden olan  Zac Posen, Plaza Hotel de düzenlenen zarif ve lüks defilesi ile yine göz kamaştırdı. Defileyi düzenlemek için Plaza otelin küçük Gilded salonunu seçen modacı, bunu seyircileri giysilere  tam anlamı ile odaklamak için tercih ettiğini söyledi. Oysa büyük bir salon tercih edilmiş olsaydı da, Gri kadife ve şifonlar, lüks altın ve deve tüyü tonları, mükemmel dizayn edilmiş kum saati siluetler, su taşı nakışları, asimetrik kesimler, muhteşem drapeler, origami katlamalı pililer, saten kumaşların ışıltısı, peplumlar, şık deriler, lüks kürklerle bezeli bu mükemmel, çekici, romantik ve kraliyet cazibesine sahip koleksiyonun hangi parçası gözden kaçabilirdi ki? Jakarlı, atlas, organze, tül ve ottoman kumaşlarla hazırlanmış yine harika bir koleksiyona daha imza atan Zac Posen, ayrıca  şık bluzlar, tüvit etekler ve ceketler, kadife pantolonlar ile 2013 kışı için sadece gece elbiseleriyle sınırlı kalmayacağının artık günlük kıyafetlere de el atacağının sinyallerini verdi.

      Marc Jacobs
      New York Moda Haftası Marc Jacobs’un  2013 Sonbahar-Kış Koleksiyonu ile adeta sallandı . Podyumu ışıldatan dev güneş fikri en az tasarımlar kadar harikaydı.
      Her defilesini muhteşem göz kamaştırıcı bir şova dönüştüren, modanın dahi çocuğu Marc Jacobs, bu defa da Lexington Avenue Armoury de, New York Limanı’ nda ki şelaleler gibi projeleri ile meşhur olan Olafur Eliasson’in beş yıl önce Londra’da ki  Tate Galeri için  hazırladığı küçük yapay güneşin bir benzerini kullanarak hazırladığı şovu ile  yaratıcılıkta sınır tanımadığını bir kere daha ispatladı. Belli ki Jacobs yeni hikayesini, kelimenin tek anlamı ile göz kamaştırıcı  kurgulamıştı ve  yapay güneşin aydınlattığı  dairesel bir sahne etrafında oturmuş seyirciler ile birlikte  tüm Moda Dünyası’nı da yine bu muhteşem gösterisi ile büyülemeyi başardı. Sarı renk ışık  ile yıkanmış  salonda, modellerin hızlı adımlarla daireler çizmesi ile başlayan defile de, adeta her şey altın rengine bürünmüştü. Hikayesi, uykudan yeni uyanan modellerin, sabah aydınlığında sokağa çıkmaları olan şovda, aydınlatmanın doğal ışık tonuna dönüşmesi ile  koleksiyonun tüm zenginliği ve azameti  bir anda gözler önüne serildi. Safir, Yakut ve Kızıl Kuartz  gibi kıymetli taş tonları, payetli bluzan elbiseler içindeki  modellerin üzerinden akıyor hissi yaratırken, belli ki  sergilenen bu görüntü  ile modellerin uykudan uyandıklarında bile ne kadar çekici olabilecekleri ispat edilmek isteniyordu.
      Payetli elbiseler, pijama pantolonlarla kombinlenmiş kabarık tüylü  kürkler, kısacık seksi saten şortlar ve ince kemerli  bluzları ile 50'li yılların etkisini derinden hissettiren defile, tek kelime ile kusursuzdu.
      Finalde ekose pijamaları ile seyircileri selamlayan Marc Jacobs’un geçen sene  Sandy kasırgasının harap ettiği  evinin, bu sene de Nemo kar fırtınasının kesintiye uğrattığı Marc by Marc Jacobs defilesinin ardından, “Jacobs kullandığı yapay güneş ile ışıltılı, sıcak ve güvenli günlere  duyduğu özlemi göstermek istemiş “ yorumlarına neden oldu.
       Defilenin tamamlanıp salon tamamı ile  karanlığa gömülürken, Marc Jacobs yine hafızalardan kolay silinmeyecek şovu ile  bu seneki New York Moda Haftası'nın da  kapanışını yaptı.
      New York'tan sonra Londra'da görüşmek dileği ile :)
      Tuba Edman / T&E Trend Tracker

      ----------------------------------------------------------------------------------------------------

      İyi Bir Moda Tasarımcısı Nasıl Olunur?

      ÇARŞAMBA, 6 ŞUBAT 2013 05:46 AM
      A A A A
        
      Tuba Edman
      T&E Trend Tracker
      TurkishNY.com
      Moda; öylesine ışıltılı  bir dünya ki, dışarıdan bakan çoğu kişi bu göz kamaştırıcı ve şaşaalı dünyanın içine girmek; renklerin, desenlerin büyüsüne kapılmak, hayallerini, farklılıklarını özgürce yaşamak tüm bunanların yanında şöhret, imaj, güç ve sonuç  olarak da paranın getirdiği o lüks hayatın sahibi olmak istiyor.  
      Ama moda dünyasının içinde yer edinebilmek, hele ki bu gerçek üstü dünyanın başrolünü paylaşan tasarımcılardan biri olabilmek, dışarıdan görüldüğü kadar kolay değil. Bu büyülü kapıdan içeri girebilmek için öncelikle azim, sabır, ciddi bir eğitim, yetenek, büyük bir tutku ve bir hayli de  şanslı olmak gerekiyor.

      Ama, bu renkli dünyanın içine “moda tasarımcısı “ olarak girmeye karalıysanız o zaman “ Nasıl moda tasarımcısı olunur ? ” sorusunun cevabını öğrenmekle ilk adımı atabilirsiniz .
      Belki de bu konuda en çok merak edilen soru  “ Moda  tasarımı kariyerine  başlamanın bir yaşı var mı ? ” Buna şöyle cevap verebilirim, ister 14 yaşında olun, ister 40 eğer içinizde moda  tutkusu varsa, sizin için ne çok erken ne de çok geç . Şunu söyleye bilirim ki, okuldaki profesörlerimden biri, bu mesleğe yıllarca bambaşka bir alanda  çalıştıktan sonra 40’lı yaşlarda başlamış ve yıllarca dünyanın sayılı markalarının koleksiyonlarını hazırladıktan sonra, şu an halen moda dünyasına yeni yetenekler yetiştirmek için okulda dersler veriyor ve ne mutlu ona ki, geçtiğimiz ay 75. yaş gününü öğrencileri ile birlikte kutladı. Bir keresinde, eğitmenlik hayatı boyunca yetiştirdiği en yetenekli öğrencisinin, bu işe 15 yaşında başladığını şu anda 20’li yaşlarda olmasına rağmen kendi firmasını kurup milyon dolarlar kazandığını ayrıca Marc Jacobs’un 14, Pierre  Cardin’in 15 yaşında bu işe başladığını anlatmıştı. Yani,  burada anlatmak istediğim şey, içinizde moda tutkusu olduğu sürece, tasarım işine, ne başlamak nede bırakmak için yaşınızın hiç  bir önemi yok!

      Peki moda tasarımcısı olabilmek için gereken diğer adımlar nelerdir? Öncelikle bu rüyalar ülkesine doğru çıkılan  yolculuğun uzun ve zor olduğunu bilmeli, zaman zaman bu yolda kabusların da size eşlik edeceğini unutmamalı ve buna hazır olmalısınız. Ve atacağınız ilk adım bu yoldaki stratejinizi belirlemek olmalıdır; Aslında moda kariyerine başlamak için birçok farklı yol denenebilir, bu kariyerin zirvesindekilere bakacak olursak  Ralph Lauren' in Polo imparatorluğunu Bloomingdale’s  da satmaya başladığı küçük bir kravat koleksiyonu üzerinde kurmuş olduğunu, Michael Kors'un New York’ta küçük bir butikle başladığı işini, müşteri ağı kurarak bu günkü durumuna getirdiğini, Christian Dior’un sanatsal çalışmalar satan küçük bir sanat galerisi açarak ilk defa eskizlerini burada satmaya başladığını, yıllar sonra ancak bir kumaş üreticisinin desteği ile ilk moda evini açabildiğini, Helmut Lang'un da beğendiği bir tişört bulamayınca kendi mağazasını açmaya karar verip zirveye bu yolla çıktığını çoğunuz duymuşsunuzdur. Bu tarzda verilecek bir çok örnek olmasına rağmen, mesleğin duayenleri, yine de tasarım kariyeri için tıpkı Calvin Klain, Marc Jacobs, Donna Karan, Valentino, Zac  Posen’un yaptigi gibi  prestijli bir okulda moda ve  güzel sanatlar eğitimi almanın,  bu yolda başlangıç için en iyi adım olduğu konusunda hem fikir.

      Ama gerçekçi olmak gerekir ise, eğer amacınız  yalnızca moda sektöründe bir iş bulmak ise, o zaman bir terzi veya modelist yanında yada bir moda evinde stajyer olarak çalışarak da bu işe adım atabilirsiniz. Bu tarz gönüllü işler çok da çekici olmamasına  rağmen, moda dünyasını tanımanız, böylece perde arkasında olup bitenlerden haberdar olmanız adına  çok önemli. Ayrıca unutulmamalı ki, hayallerinizi süsleyen bu sihirli dünyaya giriş  kapısının nereden açılacağı hiç belli olmaz. Sadece sektörde yer edinmeye çalışırken birde bakmışsınız rüyalar ülkesindesiniz. Birkaç sezondur moda dünyasını sallayan Balenciaga için tasarım yapan  Nicolas Ghesquiere’nin Jean-Paul Gaultier asistanı olarak bu işe başladığını, unutmamak gerekir.

      İster eğitimli ister alaylı olsun, moda kariyerinde gerçek bir  başarı yakalamak için, gerekli 10 temel beceriyi sahip olmak gerekir.

      Güçlü  Bir Yaratıcılığa Sahip Olma ;

      Yaratıcılıktan bahsederken, bunun ilahi yaratıcılık ile karıştırılmaması gerektiğini, burada bahsetmek istediğim şeyin "Creativity" olduğunu öncelikle söylemek istiyorum.  Aslında çoğu zaman tasarım ve yaratıcılık sık sık birbirine karıştırılan iki kavram olmuştur. Gerçekte tasarım öğrenilebilen bir şeydir; gerek okulundan, gerek ustasından, hatta kitabından, yani her tasarım yapan, yaratıcıdır anlamın gelmez. Yaratıcılığın ise, bir yetenek olduğu ve doğuştan geldiği rahatlıkla söylenebilir. Yaratıcılık neredeyse herkeste vardır! Ama az ama çok, esasen burada önemli olan: miktarıdır. Zaten, iyi bir tasarımcıyı piyasada öne çıkaran, onun tasarım bilgisi yanında, güçlü bir yaratıcı dimağa da sahip olmasıdır. Ancak yaratıcı bir yeteneğe sahip olan tasarımcı, eğer güçlü bir tasarım bilgisine de sahip ise işte o zaman kombinasyon tamamlanmış demektir.

      Çizim Becerisi;

      Tasarımcılar için sahip olunması gereken  en önemli yeteneklerden birisi de güçlü çizim becerisidir. Tasarımcı ressam değildir, ama  tasarımını yaptığı kıyafetin detaylarını anlatabilecek ve kendinden sonraki kadroları doğru  yönlendirecek kadar çizim tekniğini bilmesi bu beceriye sahip olması gerekir.


      Detaylar İçin İyi Bir Göz; 

      Temel çizimlerin dışında tüm detayları takip edebilecek güçlü  bir göze sahip olmak çok önemlidir. Çünkü tasarımları benzersiz kılan detaylarıdır. Bunun yanında iyi bir tasarımcının denge ve oran duygusunun gelişmiş olması gerekir.

      Renk Ve  Kumaş Bilgisi ;

      İyi bir tasarımcı renklerin dünyasını iyi tanımalı, hangi renkleri birbiri ile kombinleyeceğini bilmeli, kumaşların oluşum şekillerini, sınıflandırılmalarını, birbirinden ayıran özellikleri, hatta  kalite kontrolü dahil her detayına hakim olmalıdır. Tasarladığı ürünün hangi kumaşta nasıl bir sonuç vereceğini önceden hayal edebilmeli,  gelişen teknoloji ile beraber değişen kumaş endüstrisini yakından takip etmelidir.


      Dikiş, Kesim, Kalıp Ve Atölye  Bilgisine Sahip Olmak;

      Dikiş bilmeyen birisinin hayal ettiği şeyleri hayata geçirmesi çok zordur. Zira, her şeyin bir kalıbı, kalıpların da püf noktaları vardır. Hayal edersiniz, kalıba döker, keser  ve dikersiniz. İyi modacı olmak için biraz değil en detayına kadar dikişi ve tekniklerini bilmek gerekir. Modelist sizi anlamadığında hayalinizi kalıba dökebilmeli, makineciniz uygulamak istediğiniz bir şeye yapılamaz dediğinde, makinaya oturup nasıl olacağını gösterebilmelisiniz. Kısacası piyasa tabiri ile iyi bir tasarımcının  atölyenin tozunu yutması  beyninde kurguladığı andan modelin askılandığı ana kadar her adımına hakim olması gerekir .


      Mükemmel İletişim Ve Takım Ruhuna Sahip Olmak;

      Bu işin bir ekip işi olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle iyi bir tasarımcı da ekip ruhunun gelişmiş olması iyi bir iletişim ve problem çözme becerisinin olması şarttır. Tasarımcı ekibini  motive edebilmeli  ve departmanlar arası işbirliğinin, arkadaşlığın başarıya katkısını göz ardı etmemelidir.

      Finansal Bilgiye Sahip Olmak;
      Ne yazık ki, üstün bir  yaratıcılığa ve tüm detaylara hakim olmak bile, bazen  iyi bir tasarımcı olmak  için yeterli olmamakta, hele ki kendi şirketinizi  kurmak ve ayakta tutmak  istiyorsanız, son derece organize olmalı ergonomiyi, maliyet hesaplarını bilmeli ve ekonominin en azından temellerini öğrenmelisiniz. Dünyanın önde gelen Calvin Klein, Tom Ford, Ralph Lauren gibi başarılı tasarımcılarına baktığımızda  yaratıcılıklarından daha çok ticari zekaları ile  bulundukları yere geldiklerini görebilirsiniz. Dünya üzerindeki en zengin modacı olarak bilinen  Ralph Lauren’in toplam 4.6 milyar dolar olarak bilinen servetini sadece üstün tasarım yeteneğine bağlamak mümkün değildir. Onu bu seviyeye taşıyan şüphesiz ki tasarım yeteneğini, ticari bilgi ve zekası ile birleştirmesidir.

      Bilgili Olmak Ve Güncel Moda Trendlerini Takip Etmek;

      Moda trendlerinin tespit ve takibi kolay bir iş değildir, moda tasarımcıları hep diğer insanlardan bir adım önde olmak mecburiyetindedir. Bunu yapmak için de moda tarihinin hareketleri hakkında bilgi sahibi olmak, ayrıca güncel moda olaylarını ve diğer tasarımcıların yaptıklarını sıkı sıkıya takip etmek gerekir, gelişen dünya şartlarına ve trendlere hızla adapte olunmalı, teknoloji kesintisiz takip edilmelidir. Tasarımla ilgili Adobe Photoshop, Illustrator, Excel gibi  CAD-tipi  yazılım programlarına hakim olmak günümüzde moda tasarımcıları için hayati önem taşır.

      Rekabetçi Ruh;
      Bu piyasada  rekabetin  çok sert olduğunu unutmamak gerekir. Ama bu rekabet, yeni tasarımların oluşmasında büyük bir motivasyon sağlayacak ve rekabetçi ruh  yaratıcılığı her an taze tutarken, yeni fikirler konusunda teşvik edecektir. Tabi bu konuda aşırıya kaçmamak  ve  rekabeti savaş haline getirmemek de gerekir .

      Eleştiriye Açık Olmak;

      İyi bir moda tasarımcısının eleştiriye açık olması çok önemli. Çünkü tasarım zevke ve beğeniye dayanan bir iş ve bu tür işlerde eleştiri kaçınılmaz bir sonuç. Ama hiç unutmadığım harika bir söz der ki
       “ Büyük insanlar, kendilerine atılan eleştiri taşlarından heykeller dikenlerdir.”


      Günümüzde eğitimin, tasarım kariyeri kurabilmeniz için çok önemli olduğundan daha önce de bahsetmiştik, tasarımcı olmak isteyen kişi,  her ne kadar yetenekli ve yaratıcı da olsa bu yeteneğinin de yaratıcılığının da işletilmesi, yönlendirilmesi ve geliştirilmesi gerekir. Her şeyden önce, özel bir okul veya üniversitede moda tasarımı eğitimi almak, moda sektöründe ihtiyaç duyacağınız tüm incelikleri, detayları  öğrenmenize sağlayacaktır.

      - Anatomi, oran, orantı oluşturmak
      - Ton, ışık, gölge, renk bilgisi ve boyama teknikleri
      - Tekstil – doku tasarımı
      - Aksesuar çizimleri (çanta, ayakkabı, şapka, eldiven, takı )
      - Desen çalışmaları
      - İnsan vücudu etütleri, siluet hazırlama ve giydirme  teknikleri
      - Tekstil, malzeme bilgisi
      - Kalıp ve dikiş bilgisi
      - Drape teknikleri
      - Moda tarihi
      - Teknik çizim
      -  İllüstrasyon
      - Giyim tarzlarının analizi
      - Bilgisayar destekli çizim programları uygulamalı olarak öğrenilebilir.

      Ayrıca, kendi içinde bir çok bölüme ayrılan moda tasarımcılığının, eğitiminiz sırasında hangi branşında kariyer yapacağınıza ve uzmanlaşacağınıza karar verebilirsiniz.

      İyi bir moda tasarımcının, aslında  bir kaşif olduğunu unutmamak gerekir. Tasarımcı kendi iç dünyasında şekillendirdiği tasarımını kumaş, aksesuar, estetik ve ergonomi ile  birleştirerek zekice tasarlayan ve amacına ulaşan kişidir. Ve iyi bir tasarımcı olmanın temeli  her daim ar-ge ruhunu ayakta tutarak, yeniliklere korkusuzca yelken açmaktan geçer.
      Dünyanın en önemli 11 Moda Tasarım Okulunu; Moda dünyasına adim atmak isteyen siz moda tutkunları için araştırdım;
      İyi Şanslar!
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker

      1. CENTRAL SAINT MARTINS (Londra, İngiltere)
      - Programlar: Fashion, Textile, and Jewelry Design
      - Öğrenci sayısı:  1.200
      - Ücreti : £9.500-12.700 ($14.900- $20.000)
      - Ünlü öğrencileri : Stella McCartney, John Galliano, Alexander McQueen, Phoebe Philo, Christopher Kane, Hussein Chalayan, Zac Posen, Hamish Bowles, Paul Smith, Giles Deacon, Luella Bartley, Jenny Packham, Jonathan Saunders, Marios Schwab, Alice Temperley, Riccardo Tisci, Matthew Williamson Central Saint Martins College of Art and Design
      Southampton Row
      London WC1B 4AP
      United Kingdom
      +44-20-7514-7022
      csm.arts.ac.uk
      2. FASHION INSTITIUTE OF TECHNOLOGY (FIT) (New York, US)
      - Programlar: Design, business, marketing, illustration, styling,
      - Öğrenci sayısı : 10.000
      - Ücreti $2,584/dönemi ( NYC’de  yaşayanlar için )
      $6,775/ dönemi ( Şehir dışından gelenler için )
      - Ünlü öğrencileri: Reem Acra, Francisco Costa, Nina Garcia, Carolina Herrera, Calvin Klein, Michael Kors, Nanette Lepore, Ralph Rucci
      Fashion Institute of Technology
      227 W. 27th St.
      New York, NY 10001-5992
      212-217-7999
      fitnyc.edu
      3. PARSONS, THE NEW SCHOOL FOR DESIGN (New York, US)
      - Programlar: Fashion Design, Fashion Studies, Fashion Marketing
      - Öğrenci sayısı 1.400
      - Ücreti $36.800
      - Ünlü öğrencileri: Donna Karan, Marc Jacobs, Tom Ford, Narciso Rodriguez, Alexander Wang, Anna Sui, Jason Wu, Jenna Lyons (J.Crew), Jack McCollough and Lazaro Hernandez (Proenza Schouler), Behnaz Serafpour, Doo Ri Chung, Sophie Buhai and Lisa Mayock (Vena Cava), Flora Gill and Alexa Adams (Ohne Titel), Prabal Gurung, Steven Meisel, Thakoon Panichgul, Carmen Marc Valvo
      Parsons The New School for Design
      66 Fifth Ave.
      New York, NY 10011
      212-229-8900
      parsons.edu
      4. BUNKA FASHION COLLEGE/BUNKA WOMEN’S UNIVERSITY (Tokyo, Japonya)
      - Programlar: Fashion Design, Fashion Creation & Technology,                        
                             Marketing, Accessories & Textiles.
      - Öğrenci sayısı: 12.000
      - Ücreti : ¥1.045.000- 1.570.000 ($12.677- $19.030)
      - Ünlü öğrencileri: Kenzo Takada, Junya Watanabe,
       Hiroko Koshino, Chisato Tsumori
      Bunka Fashion College
      3-22-1, Yoyogi,Shibuya-ku
      Tokyo 151-8522
      Japan
      +81-3-3299-2057
      bunka-fc.ac.jp
      5. ECOLE DE LA CHAMBRE SYNDICALE (Paris, Fransa)

      - Programlar: Fashion Design & Technique
      - Öğrenci sayısı: 240
      - Ücreti: €10.450 ($13.230).
      - Ünlü öğrencileri: André Courreges, Issey Miyake, Valentino, Yves Saint Laurent, Nicole Miller
       Ecole De La Chambre Syndicale  (Paris, France)
       119 Rue Réaumur  75002 Paris, Fransa
       +33 1 42 61 00 77
        ecole@modeaparis.com
      6. ROYAL COLLEGE OF ART ( Londra, İngiltere)

      - Programs: Fashion Design, Textiles
      - Öğrenci sayısı:  100
      - Ünlü öğrencileri: Philip Treacy, Erdem Moralioglu, Christopher Bailey, Ossie Clark, Zandra Rhodes
      Royal College of Art
      Kensington Gore
      London SW7 2EU
      United Kingdom
      Tel: +44 20 7590 4444
      www.rca.ac.uk
      7. ACADEMY OF ART UNIVERSITY (San Francisco, US)
      - Programlar: Fashion Design, Knitwear Design, Textile Design,
          Fashion Journalism and Fashion Merchandising & Marketing
      - Öğrenci sayısı: 17.000
      - Ücreti: $20.343
      Academy of Art University
      79 New Montgomery Streets, 4th Floor
      San Francisco, CA 94105-3410
      Tel: +1 415 274 2200
      Www.academyart.edu/fashion-school
      8. PRATT (Brooklyn, NY, US)

      - Programlar: Fashion design
      - Öğrenci sayısı:  3.000
      - Ücreti: $35,000
      - Ünlü öğrencileri: Jeremy Scott, Betsey Johnson
       Pratt institute
       Main Brooklyn Campus
       200 Willoughby Ave Brooklyn, NY 11205
       (718) 636-3600 |
       info@pratt.edu
      PRATT MANHATTAN CAMPUS
      Pratt Manhattan Campus
      114 West 14 th Street New York 10011
       (212) 647-7778
      9. ESMOD (Paris, Fransa )

      - Programlar: Fashion Design/Fashion Business
      - Öğrenci sayısı : 700
      - Ücreti: €12.000 ($15.990)
      - Ünlü öğrencileri: Christophe Decarnin
       ESMOD International Fashion University Group
      12 Rue de Cléry
      75002 Paris
      France
      +33-140-41-0327
      12 Rue De La Rochefoucault
      75009 Paris, France
      +33-144-83-8150
      esmod.com
      10. ANTWERP ROYAL ACADEMY OF FINE ARTS (Antwerp, Belçika )
       - Programlar: Fashion Design
       - Öğrenci sayısı:  140
       - Ücreti: €6.000 ($8.000)
       - Ünlü öğrencileri: Ann Demeulemeester, Dries Van Noten, Dirk Bikkembergs, Walter Van Beirendonck, Dirk Van Saene, Marina Yee (The Antwerp Six), Martin Margiela, Veronique Branquinho, Haider Ackermann, Peter Pilotto, Bruno Pieters.
      11. ISTITUTO MARANGONI  ( Milano, Londra, Paris )
      - Programlar: Fashion, Textile, and Jewelry Design
      - Öğrenci sayısı:  2.400
      - Ücreti : €17.000 ($ 22.990)
      - Ünlü öğrencileri: Dolce Gabana, Domenica Dolce ,Moschino
      Istituto Marangoni - Milan
      Via Pietro Verri, 4
      20121 Milan, Italya
      milano@istitutomarangoni.com
      Istituto Marangoni - Paris
      12, Avenue Raymond Poincaré 75116 Paris, Fransa
      paris@istitutomarangoni.com
      Istituto Marangoni - London
      30, Fashion Street
      E1 6PX London, İngiltere
      london@istitutomarangoni.com

      ------------------------------------------------------------------------------------------------

      2013 İlkbahar – Yaz Erkek Renk Trendleri

      ÇARŞAMBA, 16 OCAK 2013 03:42 AM
      A A A A
        

      2013 ilkbahar - Yaz koleksiyonlarına baktığımızda erkek modasının altın çağını yaşadığı çok açık görülüyor, bu yaz erkek modası hiç olmadığı kadar cesur, etkileyici ve her zamankinden daha renkli. Kesim ve stilde ki bu cesaret tam anlamı ile renklere de yansımış durumda. Gökkuşağının her renginin en parlak halleriyle kullanıldığı koleksiyonlar ilk başta gözünüzü korkutsa da kullanırken kendinize olan güveninizi artıracak ve daha fark edilir hissetmenizi sağlayacaktır. Ama tercihiniz illa ki natürel renklerden yana ise tasarımcılar kesinlikle sizleri de unutmuş değil.
      Renklerin gizemli dünyasına girmeyi seviyor, taşıdıkları gizemlerle, yaşamımızı doldurup size enerjilerini aktarmasını istiyorsanız bu sezon tam size göre.

      Öyle ise 2013 ilkbahar –yaz sezonun da ki erkek kıyafetlerinde en sık göreceğimiz renkleri tanımaya başlayalım.


      BEYAZ
      Yaz sezonunda beyaz rengi kullanmayan tasarımcı neredeyse yok gibi. Dolaysı ile podyumlardan vitrinlere en çok taşınacak renklerden biri de şüphesiz beyaz olacak, o yüzden sizde kullanımı biraz zor olsa da baharın romantizmini, yazın enerjisini ortaya çıkaran, ışığı yansıtan, ortama ferahlık kazandıran beyazı baştan aşağıya giymeye hazırlanın bence. Ama “siyahtan vazgeçmem” diyen erkeklerdenseniz bu sezon bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim. Senelerce kadın modasının hegemonyasında olan, baştan aşağıya beyaz giyinmek, hazır siz beylere de kucak açmışken bu fırsatı kaçırmadan sizde temizliğin, özenin, şıklığın ve asaletin demirbaşı beyazı kullanmanın tadını çıkarın. Bu konuda tereddütleriniz varsa Giorgio Armani, Gucci, Mugler Les-Hommes, Givenchy ve  Moscino, Juun- j, John Varvatos, Carlos-Campos, Maison Martin Margiela ve John Varvatos gibi ünlü markaların bütünüyle beyaz kullanarak hazırlanmış muhteşem tasarımlarını  gördüğünüzde bütün tereddütlerinizden kurtulacaksınız.
      KIRMIZI
      Bu sezonun flaş renklerinden biri de romantizmin simgesi Kırmızı.  Kadınlar için aşk, ihtişam, şehvet, ateş, iddia, kışkırtıcılık ve çarpıcılık gibi duyguları çağrıştıran kırmızı; erkekler içinse güven, yetenek, zenginlik ve başarıyı temsil eden bir renk. Ve yapılan araştırmalara göre kadınlar; kırmızı giyen erkekleri daha güçlü, çekici hatta seksi buluyormuş, kırmızı giyen erkeğin daha fazla para kazanma potansiyeline ve daha iyi yerlere gelme kapasitesine sahip olduğunu düşünüyormuş ki, bu durum da kadın da erkeğe karşı doğal bir çekim alanı oluşturuyormuş. Aslında erkekte kırmızıya çok alışık olmadığımızı düşünsek de tarih boyu Çin'den Afrika' ya, Japonya' dan Eski Roma' ya kadar dünyanın dört bir yanında erkekler kırmızı giyinerek zenginliklerini gösterirmişler. Hatta Roma’ da zenginler için “Kırmızı Giyenler“ diye bir sıfat bile kullanılmış. Günümüze gelindiğinde politikacılara ve iş adamlarına bakarsak onlarında kendilerine olan güvenlerini gösterme niyetiyle bu rengi seçtiklerini görebiliriz. Hatta hatırlarsanız seçimler boyunca neredeyse hiç kravat kullanmayan Barack Obama bile Amerika Birleşik Devletler Başkan’ ı olur olmaz, ilk çıktığı TV programında düz kırmızı renkte bir kravat kullanmayı tercih etmişti. Ama bu güç ve güven sembolü olan kırmızıyı kullanırken mutlaka miktarı ayarlamak gerektiğini düşünüyorum. Sadece modayı takip etmek adına Paul Smith, Balanciage yada Gucci’nin bahar koleksiyonlarında yer verdiği gibi kırmızı bir takım elbise giyinmenin ise  güç, zenginlik ve güven  çağrıştırmayacağını düşünüyorum. Ama Jean Paul Gaultier’ in 2013 bahar koleksiyonundaki kırmızılı erkeklerinin çekiciliği de göz ardı edilmemeli.
      TURKUAZ
      Yaz koleksiyonlarının gözbebeği renklerinden biri de turkuaz mavi. Yine erkek giyiminde hiçte alışık olmadığımız renklerden biri daha, ama modacılar özellikle yaz aylarında turkuazı erkeklere giydirmekte kararlı görünüyor. Dikkatlerin kişi üstünde fazlası ile toplanmasını sağlayan turkuaz aslında duygu ve düşüncede saflığı, iletişime açık olmayı temsil eder. Ayrıca genç ve dinamik kalmak isteyenlerin rengi olan turkuaz, sezgileri güçlü, kendine güvenen,  ilişkilerinde açıklığa önem veren insanların yoğun olarak tercih ettikleri bir renk olarak bilinse de, turkuaz renginin erkekler üzerinde olumsuz etki yaratığını ve ilgilerini çekmediğini hatta turkuaz kullanan kadınlara karşı daha ilgisiz davrandıkları duymuştum. Tüm bunlara rağmen sezonda beklenen ilgiyi görecek mi bunu bekleyip göreceğiz.
      KOBALT MAVİ
      Kobalt mavisinden, indigoya kadar geniş bir renk skalasıyla karşımıza çıkan mavi, yazın kuşkusuz en önemli rengi. 2013 yazında özellikle kadın giyiminde de büyük patlama yapan kobalt mavi, aynı ideasını erkek giyiminde de gösteriyor. Sarışın, esmer ya da kızıl herkese yakışan bir renk, kobalt mavisi. Ayrıca tüm cilt tonları ile mükemmel uyum sağladığı da bir gerçek. Şaşırtıcı derecede çok yönlü olan bir renk kobalt ve diğer renklerle uyumu da muhteşem. Sizde siyah ile kontrast yapabilir yada beyaz, gri gibi nötr renkler ile harika bir görünüm elde edebilirsiniz. Ayrıca kum, taş, kemik ve daha koyu mavilerle uyumu da bence son derece güzel.  Sezonun en beğendiğim rengi olan kobalt mavi, yaz sezonunda olduğu gibi bence, 2013-14 kışında da kadın ve erkek giyiminde tahtını kimselere kaptırmayacak.
      İNDİGO
      Indigo rengi , “İndigofera” denilen ve sadece tropik iklimlerde büyüyen bir bitkinin özünden elde ediliyor. Hindistan, Çin ve Ortadoğu da M.Ö. 1600 yıllarına, dayanan ve doğal yollarla elde edilmesi son derece meşakkatli bir renk olan indigo günümüzde tabi kimyasal yollarla elde edilebiliyor ve söylenene göre ister doğal ister kimyasal olsun 12 farklı tonda indigo rengi elde etmek mümkün olabiliyor, işte bunun içindir ki hepimizin gözünde indigo denince farklı bir ton canlanıyor. Ama tonu ne olursa olsun, kullanana güçlü, farklı ve aristokrat görüntüsü kazandıran bir renk indigo. Ayrıca bilgelik ve sezginin rengi olduğu söylenen ve sinir sisteminde sakinleştirici bir etki yarattığı birçok bilimsel araştırmaların sonucunda kanıtlanan indigo rengi, 2013 yazının en gözde renklerinden. Bu rengi düşündüğümüzde akla ilk gelen denim kumaş olsa da modacılar sezonda indigo rengini deriden, polyestere, ketenden örmeye kadar hatta aksesuarlardan ayakkabılara kadar her yerde kullanmışlar. Durum böyle olunca da denim tutkumuz yüzünden zaten vazgeçilmez olan indigo, beylerin gadrolanlarını iyiden iyiye istilaya hazırlanıyor diyebiliriz.
      HARDAL SARISI
      Sarı diğer neon renkler gibi yaklaşık iki sezondur altın çağını yaşıyor diyebiliriz, ama bu sefer daha koyu olan hardal tonu ile erkek modasını etkisi altına almış durumda. Bayan giyiminde hardal rengini bu sezon vitrinlerde, podyumlarda, sokaklarda, yani kısacası baktığımız her yerde görsek de açıkçası erkek giyiminde Ports 1961, Paul Smith, Kenzo yada Gucci koleksiyonlarında izlediğimiz gibi, baştan aşağı bu renge bürünmenin doğru bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Ama bu enerjik rengi kullanmak istiyorsanız son dönemlerde oldukça moda olan hardal jeanleri beyaz ya da siyah tişört ve gömleklerle kombinleyebilir ayrıca siyah, lacivert ve kahve pantolonlarınızla hardal bir trikoyu, pardösüyü ya da montu birlikte kullanabilirsiniz.  Tüm bunların dışında yalnızca hardal bir fular kullanarak da dikkatleri üzerinize çekebilirsiniz. İstediğiniz daha renkli bir görüntü ise, o zaman da yeşil, hardal ve koyu kırmızı renklerini birbirine harmanlayabilirsiniz. Ama hardal renginin her cilt tonuna uymayacağını, çok esmer bir ciltte parlak bir hardal tonu ile büyük kontrast yaratmanın sizi düşlediğiniz şıklıktan uzaklaştıracağını unutmamalısınız.
      SAMAN SARISI
      Bunca parlak, canlı ve iddialı renk arasında modacılar natürel renklere de koleksiyonlarında geniş  yer ayırmayı ihmal etmemişler. Sezon da bejler, ekrular, deve tüyleri, kum renkleri hatta kahvenin en açık tonlarına sıkça rastlasak da, aradan sıyrılan ve her koleksiyonun içinde mutlaka yerini alan bir renk var ki o da saman rengi. Tüm renklerle kolayca uyum sağlayan saman renginin,  ister neon renklerle, ister klasik renklerle kombinlesin sizi son derce   şık ve asil göstereceği şüphesiz. Balmain, Ralph Lauren, Band-of-Outsiders, Kenzo, Victor and Rolf ve Carven saman rengini sezonda en iyi kullanan modacılar bence.
      PAS RENGİ
      Önceleri süet ve deri giyiminde gözümüzün aşina olduğu bir ton pas rengi; Aslında çokta yaz rengi olmasa da, bu renk sezonda kiremitte yakın tonlardan başlayıp pasın en kızıl tonlarına kadar yayılan bir yelpazede kullanılmış. Bir çok ünlü firmanın koleksiyonunda yer alan pas renginin en güzel örneklerini, Ermenegildo Zegna, Dries Van Noten, Kenzo, Bottega Veneta, Hermès, Paul Smith, Umit Benan,  Wooyoungmi, Paul Smith, koleksiyonları içinde görebilirsiniz.
      LİMONATA RENGİ
      Daha çok bayan giyiminden görmeye alışık olduğumuz yeşil ve sarı arasında dalgalanan limonata rengi, bu sene erkek giyiminde de bir hayli iddialı. Klasik renkler için harika bir tamamlayıcı olan limonata renginin, tek başına kullanımının oldukça zor olduğunu düşünsem de, özellikle Ports 1961 yaz koleksiyonun da ki tonuna hayran kaldığımı söylemeliyim. Yazın caniliğini, pırıltısını neşesini  hissettiren bir renk limonata.  Ve sıcak yaz günlerinde dünyasını renklendirmek, aydınlatmak isteyen  cesur erkeklerin de  gözdesi olacak gibi görünüyor, özellikle bronzlaşmış tenlerde çok daha hoş görüneceğine hiç şüphe yok.
      ZEYTİN YEŞİLİ
      Son on yıldır askeri modasının hayatimizi girmesi ile , modanın demirbaşı  haline gelen haki renk,  bahar günleri ile birlikte yerini “Olive” yani zeytin rengine bırakıyor. 1848 yılında ilk kez İngiliz ordusu tarafından Hindistan’da görev yapan askerler için tasarlanan üniformalarda kullanılan haki renk, İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzünü daha sarımsı olan zeytin yeşiline cevirmiş ve o dönemden beri  ABD askeri üniformalarının  resmi rengi olmuştur. böylece tanıştığımız  zeytin yeşili, önceki sezonlarda genellikle kamuflaj desenlerin içine saklansa da 2013  yazında  erkek modasının vazgeçilmezlerinden olacak. Özellikle keten ve örgü parçalara çok yakıştırdığım bu renk, sezona gerçekten imzasını atacak gibi gözüküyor, bu nedenle yaz için çıkacağınız sezon alışverişinizde 1-2 parça zeytin renkli parça almadan dönmeyin derim.
      ÇİMENTO
      Diğer bir favori  renk ise çimento. Hemen hemen tüm tasarımcıların koleksiyonunda gördük grinin bu tonunu. Her renk ile çok kolay kombinlenen ve tüm soğukluğuna rağmen erkeğe oldukça yakışan bir renk bence grinin çimento tonu, ama cildi biraz soluk gösterebileceği için bu soğuk gri tonunu, yazın canlı, parlak turkuaz, kırmızı, sari  gibi renkleri ile kullanarak çok hoş ve modern bir hava elde edebilirsiniz. Ayrıca siyah ve beyaz ile mükemmel uyum sağlayan çimentonun, hemen hemen her renkle kullanımın da ki kolaylık sayesinde yaz günlerinizin kurtarıcısı olabileceğini de unutmayın. Metalik modasının erkekleri de etkilediği 2013 yazında Versace ve Alexander Mcqueen koleksiyonlarında gördüğümüz çimentonun gümüşe çalan daha parlak tonlarını kullanarak metalik trendini de isterseniz yavaş yavaş da olsa hayatınıza sokabilirsiniz.
      YEŞİ ( ADAÇAYI )
      Yeşilin;  zümrüt, mint, zeytin, limonata, gibi birçok tonunu yaz koleksiyonlarında görsek de özellikle “ Sage “ yani adaçayı yeşili diye  bildiğimiz yeşilin bu yumuşak,  grimsi  ve bence en güzel tonu, sezonda  erkeklere son derece yakışacak. En koyu tonundan en açık tonlarına kadar koleksiyonlarda yer bulan bu grimsi yeşilin en güzel örneklerini ; Versace, Kenzo, Paul Smith ve Carlos-Campos koleksiyonlarında görebilirsiniz.
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracke

      ----------------------------------------------------------------------------------------------

      2013 İlkbahar-Yaz Erkek Modası

      ÇARŞAMBA, 2 OCAK 2013 08:14 AM
      A A A A
        

      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      Turkishny.com
      Zaman değişiyor, moda değişiyor tabi erkekler de değişiyor.
      Erkeklerin biz kadınları mağaza kapılarında saatlerce  ellerinde poşetlerle beklediği günler artık çok geride kaldı.  Kabul etmeliyiz ki moda artık sadece kadınların hegemonyasında değil. Erkek modasında, pantolondan kalkan pilelerin  bile çok büyük bir  değişim sayıldığı yıllardan günümüze gelindiğinde  erkeklerinin  görünüşüne, yarattıkları stile ve detaylara en az karşı cins kadar önem verdiğini görmekteyiz.
      Günümüz  erkeği geçtiğimiz  yıllara  göre  daha farklı. Artık belirli renkler ve kalıplar için sıkışıp kalmıyor. Kendi stilini oluşturabiliyor ve o stil içinde daha büyük bir özgüvene sahip oluyor.
       Hatta en katı erkeklik dürtüleriyle yetişen ülkemiz erkekleri bile bakımlı olmayı, fit görünmeyi, saçlarına  jöle sürmeyi, yaşamın bir parçası kabul edip normal buluyor. Maço imajlarını  bir kenara bırakarak görünüşlerini önemsiyor, değişen moda akımları doğrultusun da gardıroplarını yeniliyor ve gerektiğinde renkli, dikkat çekici tasarımları kullanmaktan çekinmiyorlar.  Aksesuarlara  büyük önem  veriyorlar. Yani artık moda günümüz erkeğinin yakından takip ettiği bir kavram .
      Hala otomobil, motor ve futbol delisi olmalarına rağmen dünün maçoları, bugünün manikür, pedikür yaptıran aynı zamanda estetik kriterlere sahip olan, alışveriş yaparken modayı takip eden, vücut hatlarını ortaya çıkarmaktan kaçınmayan, seksi görünüşe fazlasıyla önem veren metro seksüelleri olarak karşımızdalar.
      Aslında görüntüde daha basit ve kolaymış gibi görünen ve her zaman kadın modasının ihtişamı altında kalan erkek giyimi, düşündüğünüzde kadın giyimi kadar detaylı. Ve özellikle de son yıllarda  kendi sınırları zorluyor. Hatta diyebilirim ki, erkek modası yeni sezonda tüm tabularını yıkacak gibi görünüyor. İnce ayrıntılar, yüksek teknolojili kumaşlar, yenilikçi ürünler, daha fit kalıplar, dar ve kısa paçalı pantolonlar, ekoseler, metalik ve parlak renkli kumaşlar, baskılar, kasketler ve sandaletler derken, bu yıl erkekler kadınlardan daha çok dikkat çekeceğe benziyor.
       Peki önümüzdeki sezon yani 2013 Baharında erkek modasının öne çıkan trendleri neler; isterseniz birlikte gözden geçirelim.

      PARLAK RENKLER
      Günümüz erkek modası geleneksel kalıplardan çıkarak daha cesur bir çizgi yakalamaya başladı. Erkek modasının artık tıpkı kadın modası gibi yeniliklere açıldığını ve farklılaştığını daha öncede  söylemiştik. Özellikle kullanılan renkler konusunda da modacılar bir kaç sezondur oldukça cesur davranıyor. Söylemeliyim ki, 2013 erkekler için çok renkli ve canlı. Göz alıcı renkler, sadece casual giyimde değil, takım elbiselerde de kullanılmış. Neon sarılar, parlak saks mavisi, yeşil, kırmızı, parlak mercanlar ve oranj  en çok kullanılan renklerden. Kısacası bir kaç sezondur geliyorum diyen  parlak neon renkler erkek giyiminde bu yaz vitrinlerin baş köşesinde olacak. İçimizi kaynatan bu renklerde gömlekler, tişörtler hatta cesursanız pantolonlar bile bulabileceğiniz bir sezon kapıda. Ancak  bu renklilik içinde komik olmamaya da dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum.

      BEYAZ
      Tüm bu parlak renklerin yanında asaletin ve  sadeliğin simgesi beyaz da 2013 sezonun olmazsa olmaz rengi. Sezonda aklınıza gelebilecek en parlak renkler moda olsa da,  beyaz  yine rekabeti elden bırakmıyor. Kombinlediği her renkle uyumlu, aksesuarda her kıyafetin tamamlayıcı rengi beyaz, her ne kadar çabuk kirlense, kullanımı zor olsa da renklerin vazgeçilmezi. Önümüzdeki yaz aylarında da tıpkı bayan giyiminde olduğu gibi erkekte de baştan ayağa kadar beyaz giyinmek öne çıkan trendler arasında. Hala siyahtan vazgeçemeyen erkekler olsa da bahar koleksiyonlarındaki tasarımlar öylesine güzel ve göz alıcı ki, baştan aşağıya beyaz giyinmenin vücuduna güvenen  tüm erkekleri, sezonda cezbedeceği şüphesiz.

      NATUREL RENKLER
      Yazın gelişi ile natürel ve toprak renkleri yine  ön plana çıkıyor, özellikle tütün kahvesi, adaçayı, yeşil, bej, duman ve kum  renkleri ile tasarlanmış erkek kıyafetleri  bu sezon gerçekten son derece zarif. Sezonun tüm parlak renk ve desenlerine karşın modacılar, natürel renkleri de daha klasik, her daim cool giyinen erkekleri düşünerek ihmal etmemişler. Ama unutulmamalı ki neon renklerini natürel tonlarla karıştırarak biraz dikkat ve özenle göz alıcı bir tarz da yaratabilirsiniz. Calvin Klein, Ermenegildo Zegna, Bottega Veneta koleksiyonlarında yer verildiği gibi baştan aşağıya natürel renklere bürünebilirsiniz. Yada Dolce & Gabbana’nin kullandığı gibi tütün ve kahvenin inanılmaz uyumu içinde tüm bakışları üzerinize çekebilirsiniz.

      KISA PANTOLON, DAR PAÇA
      Erkek giyiminin temel taşı olan pantolonlar aynı gibi görünseler de, her sezon yeni değişikliklerle karşımıza çıkıyor. Bir bakıyoruz düz kumaşların yerini desenliler almış, pile sayıları artmış yada eksilmiş, cepler büyümüş, paçalar genişlemiş ya da daralmış. İşte yaz sezonunda karşımıza çıkan moda trendlerinin en belirgin olanlarından biride pantolonların renklenmesi ve bunun yanında paça boylarındaki değişim. Aşağıya doğru daralan hatta geçmiş sezonlara kıyasla 2-3 cm daha kısa olan paça boyları ile “İtalyan paçalar “ neredeyse tüm koleksiyonları etkisi altına almış görünüyor. Casual giyim de ise  bu kısa görüntü kıvrılarak sağlanmış. İngiliz Kralı VII. Edward’in pantolon paçası kirlenmesin diye kıvırdığı günden beri, erkek giyiminde olan duble paçalar ise hemen hemen her markanın  bahar koleksiyonunda karşımıza çıktı diyebiliriz. Önümüzdeki sezonun en belirgin trendlerinden olan,  bilek boyuna kadar kısalan düz ya da kıvrık paçalı pantolonların; sandaletler, Tomslar, Loaferlarla ve Oxford ayakkabılarla kullanımı; beylere son derece dinamik, genç ve modern bir hava katıyor. Bir diğer dikkat çekici özellikte, bu tarz pantolonların genellikle çorapsız kullanılması .Bunun öncülüğünü de 2013 yaz koleksiyonu ile Gucci yapmış. Diğer göze çarpan detay ise bahar  sezonunda pantolonların renkleniyor olması, kimi çevreye göre cesaret gerektiren bir tarz olsa da, şimdiden  birçok erkek “renkli pantolon” furyasına ayak uydurmaya başladı bile.

      ŞORT
      Önümüzdeki yaz modasına damgasını vuran şüphesiz ki, erkek kreasyonlarında görmeye pek de alışkın olmadığımız şortlar olacak. İlk defa 19. ve 20.yuzyilda  Avrupa’da golf pantolonu olarak kullanılmaya başlanan şortlar I. Dünya Savaş’ ı sırasında ve sonrasında sıcak bölgelerde bulunan askerlerin, rahat hareket edebilmelerini sağlamak için ince keten kumaştan üretildi ve kullanıldı. Rahatlığı yüzünden, savaş sonrasında da bisiklet kullanan ve tenis oynayanların gözdesi oldu. Diz altındaki bu şortların boyları 80’ ler de biraz daha kısalarak işte hepimizin yıllar boyu görmeye aşina olduğu diz altı  Bermuda şortlar haline geldi. Ama  önümüzdeki sezon şortlar oldukça tarz değiştiriyor ve diz üzerine çıkıyor, hatta daha da kısalıyor. Bu trende alışmak biraz vakit alacak gibi görünse de en usta modacılar bile bahar koleksiyonlarında kısa şortlara fazlası ile yer vermiş. Yani görünen o ki, önümüzdeki sezon her mekanda ve günün her saatinde şortlu beylerle karşılaşmak kaçınılmaz olacak. Ve erkeklerin kısa şort trendi ortalığı kasıp kavuracak…

      ŞORTULU TAKIMLAR
      2013 Baharında  şortların sezona damgasını vuracağını söylemiştik zaten. Plajlarda ve spor yaparken görmeye alışık olduğumuz şortlar artık sokaklarda, restoranlarda, gece kulüplerinde hata önümüzdeki baharla birlikte korkarım ki iş hayatında  bile karşımıza çıkıyor. Diyebilirim ki, bu yaz erkek modasının en ilgi çekici trendlerinden biri, kısa şortlu takım elbiseler. Birçok tasarımcı koleksiyonlarında gördüğümüz  bu şortlu takım elbiseler biraz okul çocuklarını anımsattığı için sevimli gelseler de, yetişkin beyler için sizce de fazlası ile marjinal, değil mi? Türkiye’ de yüzde kaçlık bir oran bu şortlu takım elbiseleri tercih eder bilinmez ama, büyük bir banka  müdürü ya da bir başkan yardımcısını hatta banka çalışanlarından birini  böyle bir takımla görmek ve bu görüntüye alışmak oldukça zor olacak gibi.

      GÖMLEK
      İster klasik, ister spor bir kıyafetle kombinlensin erkeğe maskülen hava kazandıran en önemli ayrıntılardan biri olan erkek gömleklerinin, genellikle beyaz ve mavi renkler ile Oxford ve poplin arasına sıkışıp kaldığı günler artık çok gerilerde kaldı. 2013 yılının erkek modasına baktığımızda, en büyük değişimlerden birinin de  erkek gömleklerinde yaşandığını görüyoruz. Öyle büyük bir çeşitlilik ve değişim var ki kısaca anlatmak neredeyse imkânsız gibi polo, v , dik, devrik yakalardan fularlı yada kruvaze modellere, geleneksel kumaşlardan denim, kadife, jarse, saten, ipek, örgü hatta metaliklere, pastellerden parlak renklere, dinsel temalı baskılardan, hayvan figürlü olanlara, çizgili ve  çiçeklilere ya da daha karmaşık doğa desenlerine, kontrast pat ve yakalardan renk bloklarına, hatta elbise formuna gelecek kadar uzun olanlara kadar inanılmaz bir zenginlik içinde ki erkek gömlekleri; nane, limon, zümrüt, zeytin, sarı, kırmızı, turuncu ve mavi renklerin bütün tonları ile 2013 Baharında  beyler için müthiş bir stil ve renk seçeneği sunarken, erkek modasındaki sınırları da bir hayli zorluyor.

      ÖRGÜ POLO YAKA TiŞÖRTLER
      İlk polo tişörtler, 19. yüzyılın  başlarında İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri, polo oyuncuları tarafından üniforma olarak kullanılmaya başlandı. 1920'lerin sonlarına  doğru rahatlığı yüzünden golfçüler ve  tenis oyuncuları tarafından da tercih edilir oldu. Tenis oyuncusu Jean René Lacoste, polo tişörtlerin  göğsüne timsah logosu işleterek polo tişört ve timsahı birbirinden ayrılmaz bir bütün haline getirdi. (1929-1941) Büyük ekonomik krizin hüküm sürdüğü buhran günlerinde zenginler  bu örgü tişörtleri zenginlik ve  prestij simgesi olarak kullanmaya başladılar. Böylece pololar en kalıcı moda trendlerinden biri olarak günümüze kadar geldi. Genellikle düz örmeden yapılmış, balıksırtı desenli polo yaka tişörtler, 1939 II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında farklı örme şekilleriyle erkek modasının demirbaşlarından olmayı başardı. İşte bu örgü pololar büyük bir patlama ile  yine 2013 Bahar modasının içinde sağlam bir yer ediniyor. Hemen hemen bütün koleksiyonların içinde karşılaştığımız polo tişörtler farklı şekildeki örgü dokuları, çizgileri, baskıları, renk blokları ve kontrastları ile bahar aylarınızın kurtarıcısı olmak için vitrinlerde yerini almaya hazırlanıyor.

      MONT
      Trendler gelir ve gider, ama  klasik bombardıman montları  yani “Bomber montlar“ her dönem tüm asiliği ve rahatlığı  ile zamansızdır diyebiliriz. I. ve II. Dünya Savaşı sırasında soğuk havalarda uçan Amerikan  pilotlar için dizayn edilen montlar savaştan sonra da popülerliğini hiç kaybetmedi.
      Genellikle bel hizasında kısa olarak tasarlanan montlar daha çok deriden yapılmış olsa da, günümüzde  polar, pamuk, yün, saten ve tekno kumaşlardan da yapılmış olanları  çok popüler. Özellikle önümüzdeki baharın esintili günlerinde baskılı, parlak renkli  hatta metalik  kumaşlarla tasarlanmış olanlarını fazlası ile görebileceğiz.

      METALİK
      Bir zamanlar sadece filmlerde, şovlarda ve  Michael Jackson kıyafetlerinde görmeye alıştığımız metalik kumaşlar  sahnelerden sokaklara inmeye hazırlanıyor. Gucci’ nin 2011 koleksiyonlarında cesurca kullandığı metalik, en parlak halleriyle 2013 de  yine erkek modasında. Ama önümüzdeki baharda, bayan giyiminde de bir hayli ön plana çıkan metalik modasının, erkekler için fazlasıyla ideali  olduğu kesin. Özellikle Burberry Prorsum bu sene bayan koleksiyonunda olduğu gibi erkek trençkotlarında  kullandığı parlak metalik renklerle bir hayli konuşuldu. Bakalım erkeklerde kadınlar kadar metalik kullanımda cesur olabilecek mi?

      KRUVAZE CEKET
      Birkaç sezondur yükselişe geçen ve bu yılda erkeklerin şıklığını, karizmasını koruyacak olan Blazer ceketler yine trend. Son zamanlarda gücünü günden güne arttıran Blazer ceket gerçekten de  erkekleri her zaman hoş ve çekici gösteriyor görüşündeyim. Önümüzdeki bahar, kruvaze ceketlerin en önemli özelliği ise daha feminen kumaşların kullanılıyor olması. Ayrıca standart boylarda kullanılmasının yanında daha uzun boylarını da sezonda görmek mümkün olacak. Hem spor hem de klasik modelleri bulunan ve Jean ya da kumaş pantolona  son derece yakışan bu ceket türü, özellikle fiziğine güvenen atletik yapılı beyler  tarafından önümüzdeki baharda fazlasıyla tercih edilecek gibi görünüyor. Sizde önümüzdeki bahar, kruvaze ceketlerinizle arkanızda unutulmayacak bir etki bırakabilirsiniz.

      DENİM VE İNDİGO
      Modası  hiç geçmediği gibi, podyumlarda ve sokak modasında gördüğü değer her gün artan denim önümüzdeki sezonda  erkek modasının yine demirbaşlarından. Sadece denim de değil, o muhteşem kumaşa rengini veren indigo da sezonun en önemli trendlerinden olacak. Hepimiz biliyoruz ki, erkeklerin gardıroplarında denim kumaşlardan yapılmış kıyafetlerin özel bir yeri vardır. Hiçbir giysi özellikle jeanlerinin yerini tutamaz, çünkü Jean’ler günlük hayattan en özel şık gecelere kadar her türlü ortama uyum sağlayabilirler ve çoğu zaman erkeklerin kurtarıcısı olurlar. Önümüzdeki sezon klasik kullanımı yanında çok farklı şekillerde de kullanılan denim, pantolonlarda farklı kesimleriyle bir hayli iddialı kısa boy ve dar paça, denim pantolonlarda da kendini gösteriyor slim, skinny (dar), tapered (paçaya doğru daralan) jeanler, genç ve güçlü tarz sergiliyor. Ayrıca “Denim on denim” yani alt-üst denim giymekte sezonun dikkat çeken trendlerinden. Bununla beraber sezonun en banko rengi olan mavi denim kumaşının muhteşem rengi “indigo” ile destekleniyor.

      BASKI VE DESEN
      Erkek giyimine desen eklemenin en kolay yolu kravat yada  ceket cebindeki  mendillerken, belli belirsiz çizgiler, kazayağı ve uçuk dama desenleri yanında ekoselerle başlayan erkekte desen modası, bu sezon tavan yapmış durumda, Çiçek desenleri ve çizgililerin her türlü formda ve renkte ağırlıklı olarak kullanıldığı  bahar koleksiyonlarında, patchwork, kamuflaj, hayvan derisi, kâğıt, kartpostal ve  grafik baskılara, enerjik fırça darbelerine, deniz canlılarına hatta dini figürlere kadar her türlü baskıya yer verilmiş. Diyebiliriz ki, erkek modası belki de ilk defa bu kadar renkli bu kadar eğlenceli. Tabi bu değişim ve renklilik “Erkek modası feminenleşiyor mu ?” sorusunu akıllara getirse de ya da yaşanılan bu sınırsız desen ve renk cümbüşüne alışmak gözünüzü korkutsa da, yeni şeyler denemek iyidir görüşündeyim, abartılmadığı sürece fark edilmenizi ve rekabette bir adım öne geçmenizi sağlar. Beyler; kısacası  ben önümüzdeki  sezonlar için desenlere alışmakta fayda var diyorum, ne dersiniz?

      HAYVAN DERİSİ DESENLERİ
      Kadın giyiminde artık  hayvan desenlerini ve figürlerini görmediğimiz bir sezon neredeyse yok gibi, özellikle bu sezon kadın giyiminde bir hayli iddialı olan piton derisi desenleri erkek koleksiyonlarında da yerlerini almış. Leopar, çita, zebra, kaplan hatta timsah  gibi pek çok hayvan desenine, önümüzdeki sezon erkek koleksiyonlarında rastlamak mümkün. Bu desenler halen vamp etkilerinden  dolayı bir çok kadını ürkütse de, artık erkek giyiminin de bir parçası olmuş durumda. Amerika gibi erkek giyiminde  uç tarzlarının kullanıldığı bir ülkede bile “Gerçek erkek leopar  giyer mi?“ tartışmaları ateşli bir şekilde devam ederken, sadece Hollywood filmlerinde izlediğimiz leopar paltolu birine sokakta yürürken rastlamak sıradan olacak mı bilinmez ? Ama durum şu ki,  Dirk Bikkembergs, Jean Paul Gaultier, Miharayasuhiro, Alexander Mcqueen, Ymc, Kenzo gibi erkek modasının ideali isimleri 2013 Bahar koleksiyonlarında hayvan desenlerine fazlası ile yer vermişler, hatta orijinal renkleri dışında bu desenleri rengarenk versiyonları ile kullanmayı tercih etmişler. Bakalım hangi kendine güvenen beyler bu trendi takip edecek.

        TRENÇKOT
      Trençkotlar yine yükselişte. En basit bir kombinasyonun üzerine giyildiğinde bile beyleri  stil sahibi göstermeye yetecek kadar güçlü bir parça olan trençkotun klasikten gitgide uzaklaşan yepyeni formu ile baharın aylarının vazgeçilmezlerinden olacağı kesin. Hafifliği, rahatlığı, soğuğa karşı koruması ve vücudu ılık tutması ile genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin gardırobunda  yer verdiği ve genellikle  siyah, lacivert, bej, haki ve tonları ile tercih edilen trençkotlar bahar sezonunda capcanlı ve rengarenk. Özellikle Burberry Prorsum’un sezon için tasarladığı modeller, kullanıldığı kumaşlar ve renklerle çok iddialı. Burberry’nin sezon için kullandığı ve aslında erkek giyiminde hiçte alışkın olmadığımız metalik kumaşlar, mor, yeşil, fuşya, sarı ve turuncu renklerle podyumda büyük bir beğeni kazansa da sokaklara bu nasıl yansıyacak şimdiden tahmin etmek zor. Bunu bekleyip hep birlikte göreceğiz.
      Sınırların zorlandığı günümüz erkek modasında önemli olan bu sınırları zorlayışta  kişinin kendi kimliğinden uzaklaşmaması ve kendine özel stilini yaratması. En iyi giyinen erkek, kendine özgü giyinen erkektir fikrinden yola çıkılarak, yine de erkek tasarımlarındaki bu gelişim ve değişimi, hatta kuralların yıkılışını fırsata çevirerek bu özgürlüğün tadını çıkarmak ve  hayal gücünüzü harekete geçirme zamanı. Eğer sizde bu değişimin bir parçası olmak istiyorsanız istediğiniz her tarzda ve renkte giysiyi gelecek sezon vitrinlerinde bulmanız mümkün. Böylece  renkli, eğlenceli, trendy, yada uçuk ruh halinizi ve kişiliğinizi ifade eden giysiler bulmakta hiç zorluk çekmeyeceksiniz.

      ----------------------------------------------------------------------------------------------------

      Victoria's Secret'ın Gizemli Öyküsü!

      CUMARTESI, 8 ARALIK 2012 11:21 AM
      A A A A
        
      Tüm kadınların,  iç çamaşırlarına sahip olmak istediği, her sene gerçekleştirdiği görkemli şovlar ile erkeklerin başını döndüren, dünyaca ünlü modellerin defilesinde podyuma çıkmak için can attığı ve muhteşem dokuları, eşsiz dantelleri ve ultra modern kesimleri ile modern kadının rüya markası, fanteziyi gerçeğe dönüştüren Victoria's Secret’in hayatımıza nasıl girdiğini, ya bu  iç çamaşırı imparatorluğunun arkasında yatan sırrın ne olduğunu biliyor musunuz?Victoria's Secret’in hikayesi; utangaçlığı yüzünden koskoca bir iç çamaşırı imparatorluğu kuran, sonra da gizemli bir şekilde kendisini 67 metre yüksekliğindeki ünlü Golden Gate Köprüsü’nden aşağıya bırakan Roy Raymond’ un,  kendi ile beraber sonsuzluğa götürdüğü sırları üzerine kurulmuş.

      Aslında her şey, Roy Raymond eşine sürpriz olsun diye iç çamaşırı almak için gittiği bir mağazada başlar. 1947 doğumlu, Tufts Üniversitesi İşletme ve Stanford mezunu Raymond, onca kadının arasında tek erkek olarak mağazayı dolaşıp iç çamaşırı seçmekten büyük bir rahatsızlık ve utanç duyar , kendisiyle aynı durumda olan, yani karısına ya da sevgilisine iç çamaşırı alırken kendi gibi utanan binlerce erkeğin daha olabileceği düşüncesi ile kendi iç çamaşırı mağazasını açmaya karar verir. Böylece, Roy Raymond banka ve dostlarından denkleştirdiği 80 bin dolar sermaye ile 1977’de Palo Alto' da ki Stanford Alışveriş Merkezi' nde  ilk iç giyim mağazasını açmayı başarır.
      Mağazasının temellerini kadınları sadece ihtiyaçtan kullanılan düz beyaz iç çamaşırları giymekten vazgeçirip,  kraliçe Victoria döneminin iç çamaşırlarını hatırlatan şaşalı, süslü, çekici ve baştan çıkarıcı modellere geri dönmelerini sağlamak fikri üzerine kuran Raymond, markasını da kraliçe Viktoria ve prens Albert’ in yatak odası sırlarından esinlenerek “ Victoria's Secret “ yani Victoria'nın Sırrı olarak isimlendirir ve açtığı ilk  mağazayı Victorian tarzında bir yatak odası gibi dekore ederek, Vanity Fair, Warner’s gibi  ünlü markaların iç çamaşırlarını satmaya başlar. Aynı zamanda firmayı kuruş nedenini unutmayan Raymond, erkeklerin mağazada kendini rahat hissetmesi için elinden geleni yapar.  Hatta sırf erkeklerin daha rahat alışverişlerine imkan sağlamak için posta ile sipariş verilebilmesi amacıyla kataloglar hazırlatır. Böylece, mağaza ilk senesinde 500.000 dolar gibi büyük kar elde eder.
      1982 senesine gelindiğinde, artık seri üretime geçerek kendi ürünlerini yaratan Victoria's Secret; 6 mağazaya, 42 sayfalık kataloğa ve senelik 6 milyon dolar gibi yüksek bir ciroya ulaşmıştır. Ama nedeni bilinmez Roymand ani bir kararla, Amerikan Limited Grup ile anlaşarak 4 milyon dolara 1985 yılında şirketini satar. Raymond’ın, Victoria’s Secret’i sattığı kişi olan The Limited’ın kurucusu Leslie Wexner  sayesinde daha da büyüyen Victoria’s Secret, 80’lerde milyar dolar cirolar yapmaya başlar ve durmayan bir hızla  bugün ki iç çamaşırı imparatorluğu haline ulaşır.
      Bu arada Victoria's Secret’ı satışı Roymand için sonun başlangıcı olmuştur.  Roy Raymond 1984 yılında “My Child's Destiny”  adında bir çocuk mağazası kurmuş ama Victoria' dan elde ettiği başarıyı sağlayamamıştır. Ve firma iki yıl gibi kısa bir süre sonunda iflas eder. 1993 yılında eşinden boşanır ve kanser yüzünden saçlarını kaybeden kadınlar için peruk yapan bir şirkette çalışmaya başlar. Annesinden para alarak yeni bir şirket daha kurmaya çalışsa da o iş de sonuçlanmaz. Ve günümüzün en çekici ve fantastik iç giyim markası olan Victoria's Secret'ın kurucusu olan Raymond tüm sırları ile birlikte sadece 46 yaşında,  başarı ile başlayan hayat hikayesine 26 Ağustos 1993' te Golden Gate Köprüsü' nden kendini atarak son verir.  Cesedi ancak bir hafta sonra San Francisco Körfezi' nde bulunur.
      Arkasında büyük bir sır perdesi ve  bir çok soru işareti bırakan Roy Raymond’un intihar nedeni hiç bir zaman tam olarak anlaşılamaz.  Kimileri Raymond’ın Victoria’s Secret’i, erken sattığı ve arkasından gelen başarısızlığı kaldıramadığı için, kimileri ise karmaşık özel hayatı yüzünden intihar ettiğini söyleseler de, aslında büyük çoğunluk onun bir travesti olduğu ve Victoria's Secret’ı da kendisi için açtığı gibi dedikodular yüzünden bunalıma girip intihar etmiş olabileceğini düşünür. Aslında işte bu dedikoduların doğruluğunun hiç bir zaman öğrenilemeyecek olması Victoria'nın sırrını oluşturur.

      Bu arada Victoria's Secret'ın yeni sahibi olan Wexner’ in şirketi The Limited, sadece iç çamaşırı üretimi ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda mayo, pijama, giyim, kozmetik ve parfüm de dahil olmak üzere daha geniş bir ürün yelpazesi ile 1990 yılında büyük bir gelişme ile firmayı Amerika’nın en büyük iç çamaşırı perakendecisi haline getirir. Seksi ve cüretkâr modellerinin yanı sıra, daha sade ve iddiasız  modellerle hazırlanan 2004 yılında çıkarttığı “ Pink “ (Pembe) adını verdiği koton grubuyla gençleri de müşteri gurubu içine katan Victoria's Secret, şu anda Amerika içinde 1.035, Kanada’da 312 mağazaya ve 100 güzellik salonuna ulaşmış durumdadır. Ayrıca 2011 Aralık ayında İstanbul Nişantaşı City's de daha sonra da İstinye Park’ta açtığı mağazalar da dahil olmak üzere İngiltere, San Paulo, Brezilya, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Barbados ve Mexico City Uluslararası Havalimanı, Buenos Aries, Arjantin havaalanı  gibi  özellikle gümrüksüz alışveriş merkezlerinde de  mağazaları vardır. Bu arada Victoria’s Secret’ in, bu inanılmaz ilgi yüzünden Avrupa ve Asya' da da mağazalar zinciri kurma çalışması içinde olduğu da söyleniyor. Bunun yanında 7/24 hizmet veren, internet sitesi üzerinden de satış yapan firma ve her yıl müşterilerine 390 milyon katalog göndermekte. İnanılması zor olsa da Victoria’s Secret’ın her beş saniyede bir iç çamaşırı sattığı söylentisi kulaktan kulağa dolaşıyor. Aslında Victoria’s Secret markasının gelişmesinde “kulaktan kulağa”(world of mouth marketing) diye adlandırılan bedava tanıtım kampanyasının da büyük payı var. Durum böyle olunca 2.4 milyar dolar satış cirosuna sahip olan iç çamaşırı imparatorluğunun sahibi  Leslie Wexner’ın  Victoria's Secret ile elde ettiği bu büyük başarı sayesinde, bu güne kadar defalarca dünyanın en zengin işadamı seçilmesine şaşırmamak gerekir.

      Çağımızın modern melekleri bugün kazandıkları milyon dolarları, sahip oldukları yüksek sınıf yaşam tarzını da yine Victoria's Secret’a yani dolayısı ile Roy Raymond’a borçlu. Ama firmanın yüzü olmak hiç de kolay değil. Sadece güzellik de yetmiyor. Peki Victoria's Secret mankeni olabilmek için hangi özelliklere sahip olmak gerekiyor?
      *Amerikan vatandaşı olmak ya da 50 eyaletten birinde yaşama iznine sahip olmak.
      *En az 1.76 metre uzunluğunda olmak.
      *18 - 30 yaş arasında olmak.
      *İngilizce okuyabilmek ve yazabilmek.
      *Son derece sağlıklı olmak.
      *Hiç suç işlememiş olmak.
      *Daha önce hiç bir sansasyonel olaya karışmamış olmak.
      *Victoria's Secret ve CBS ortaklarıyla ilişki yaşamamış olmak.

      İlk defilesini 120 bin dolar harcayarak 1995 yılında New York' taki Plaza Otel'de düzenleyen Victoria's Secret,  büyük başarılarla geçen 17 senenin ardından, 12 milyon dolar harcayarak hazırladığı muhteşem 2012 şovunu geçtiğimiz ay gerçekleştirdi. 7 Kasımda New York, Lexington Armory’de  düzenlenen defile ancak 4 Aralıkta CBS kanlından, Victoria's Secret hayranlarının beğenisine sunuldu. Yaklaşık 11,5 milyon kişinin izlediği tahmin edilen Victoria's Secret'in bu seneki defilesi tam anlamıyla ile nefes kesti. İçlerinde Miranda Kerr, Alessandra Ambrosio ve Candice Swanepoel’un da olduğu Moda Dünyası’nın en gözde ve en seksi 40 süper modelinin sergiledikleri, Todd Thomas’in 65 muhteşem tasarımının 28 çift kanatla ve olağanüstü şovlarla sunumu yine göz kamaştırıcıydı. Ayrıca Rihanna, Justin Bieber ve Bruno Mars da bu büyük şovda sahne aldı.

      Victoria's Secret' in büyülü dünyası ve güzeller güzeli melekleri, tüm enerjileriyle yine podyumu kırıp geçirirken “Karnaval “ temasının işlendiği defilede, en büyük ilgiyi Brezilyalı ünlü manken Alessandra Ambrosio’nun orkide çiçeğinden yapılan kanatlarla taşıdığı ”Floral Fantasy” adını taşıyan yakut, safir, ametist ve elmaslarla süslü sutyen topladı. Üzerinde 5,200 tane değerli taşın bulunduğu sutyenin merkezinde, 20 karatlık bir de elmas vardı. Ve değerinin ise 2.5 milyon dolar olduğu söyleniyor.
      Ayrıca defilede ünlü manken Karlie Kloss’un giydiği Amerikan yerli kabilelerinin reisleri ve savaşçıları tarafından takılan kuş tüyü renkli başlık büyük tepki çekti, firma bu yüzden yerlilerden özür diledi ve CBS de yayınlanan defilenin bu bölümü gösterimden çıkarıldı.
      Bu sene düzenlenen, orijinal ismi ile Victoria's Secret Fashion Show' 2012, altı  farklı bölüm olarak hazırlanmış. Açılışı “ Circus “ yani sirk  teması ile  yapılan defilenin, bu bölümde nostaljik ve romantik bir hava yaratılmak istenmiş. Ölüme meydan okuyan akrobatların  sihirli, heyecanlı, renkli ve bir o kadar da pırıltı dünyasının konu edildiği  bölüm seksi ip cambazları ve muhteşem  kıyafetleri ile gerçekten büyüleyiciydi.

      Circus
      Açılışı takip eden diğer  beş bölüm ise "Dangerous Liaisons" Tehlikeli ilişkiler , " Calendar Girls " Takvim kızları, "Pink is Use “ Pembe , "Silver Screen Angels"  Sinema Perdesi ve "Angels in Bloom" Melekler Çiçek Açtı oldu. En sevimli ve eğlenceli olan bölüm şüphesiz ki gökkuşağı renkleri içindeki  Pink olurken, defilenin en çok konuşulan ve en çekici bölümü eski Hollywood Dünyası’nın pırıltısını yansıtan, Swarovski taşlarla süslü göz kamaştırıcı modelleri ile Silver Screen Angels oldu. Özellikle süper model Cameron Russell tarafından giyilen ve Victoria Secret ile Swarovski  işbirliğinin 10 yıl dönümü anısına oluşturulan kostüm muhteşemdi.

      Dangerous Liaisons

      Pink Is Use

      Angels in Bloom

      Calendar Girls

      Silver Screen Angels

      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

      Tarihteki Yolculuğuna Hiç Kesintisiz devam Eden Ve Modern İnsanın Üniforması Haline Gelen Jean’ in Sırrı Ne?

      SALI, 27 KASIM 2012 12:53 PM
      A A A A
        
      Geçen haftaki yazımı okuyanlar hatırlarlar;  2013 Moda Trend’ lerini anlatırken Denim’ in yine moda olduğundan bahsetmiştik. Ortaya çıktığı günden bu yana modası hiç geçmeyen, her kesimin her dönemin gözdesi olmayı başaran bu indigo kumaşın popülerliğinin altında yatan sırrı, isterseniz birlikte  öğrenelim.17. yüzyılın sonlarında Blue Jean  kumaşı olan “ Denim” ilk olarak Fransa’nın  Serge de Nimes bölgesinde dokunmuştur. Kristof Kolomb‘un gemilerinde kullanmak için sağlam bir yelken kumaşı arayışı sonucunda  üretilmeye başlanan bu kumaşın en önemli ham maddesi pamuktur. Ve ilk kez giysi olarak  Cenova’ lı denizciler tarafından kullanılmıştır.

      Her şey San Francisco’ nun altına hücum eden madenciler tarafından istilası ile başladı. Bu insanların bol miktarda çadır bezi, ev ve at arabası örtüsüne ihtiyacı vardı. Böylece 1853 yılında akıllı bir adam olan Levi Strauss  bu ihtiyaca cevap vermek için denim toptancılığına başlamış oldu. Burada çalışan işçilerin kıyafetleri çok çabuk yıpranmaktaydı ve daha dayanıklı daha rahat, her zaman her yerde giyilebilecek kıyafetlere ihtiyaç duyulmaktaydı. Ancak müşterilerinden birinin “asıl pantolon satmalıydın herkesin sağlam pantolonlara ihtiyacı var” demesi aklına yeni bir fikir getirdi ve  çuval kumaşından  bir pantolon üretti, daha sonra da, yüzyıla damgasını vuran denim kumaştan olan  ilk  pantolonunu. Bu pantolonları maviye boyayarak  bakır zımbalarla sağlamlaştırdı ve 1973 yılında 501 tipi pantolonlarının patentini  aldı. Levi ancak 1902’de  pantolonun arkasına iki cep dikmeyi akıl edebilmişti.

       Levi’sin Cenova' da ki dokuma tezgahlarından Yeni Dünya' ya (Amerika' ya) Blue Jean  kumaşı ithal ederken, bu işte bir gelecek gördüğü kesindi, ama bu kumaştan üretilmiş pantolonların; yıllarca modaya hakim olacak bir vazgeçilmezin temellerini attığını, amansız bir yayılma ile dünyayı adeta istila edeceğini, siyasetin zaman gelip bir parçası olacağını, devrimlerin  bile simgesi  olarak gösterileceğini, gün  gelip politikacıların çağdaş görünmek için Blue Jean  giyeceklerini ve yüzyıllar boyu denimin tahtını sallayacak bir kumaşın bulunamayacağını muhtemelen aklına bile getirmemişti.

      Dayanıklılığı, ütü istememesi ve çalışmayı kolaylaştıran dokusu nedeniyle petrol ve maden işçilerinin giysisi olan Blue Jean, dünya nüfusunun en geniş ölçekte ortak giysisi oldu. Amerikan hayat tarzının en önemli simgelerinden biri haline geldi. Bu nedenle 20. yüzyılda kola gibi, hamburger gibi Amerika'yı ve Amerika’ lıyı akla getiren birkaç önemli üründen biri oldu. Benimsendiği kadar, sırf bu nedenle de boykotlarla karşılaştı hatta yasaklandı.

      Tarihteki yolculuğuna hiç kesintisiz devam eden ve modern insanın üniforması haline gelen  Jean’ in sırrı neydi? Bu cevabı bulmak için Jean’i Jean yapan kumaşın yani Denimin püf noktasına bakmak gerekir hammadde olarak ele alınan pamuk, doğal, terletmeyen, yumuşak, ekonomik ve boya tutan bir maddedir. Tarladan toplanan pamuklara mukavemet, yırtılma, esneklik ve aşınma değeri ile doğru görünümü elde etmek için çeşitli karışımlar uygulanır, elde edilen iplik dokunarak kumaş haline getirilir. Jean kumaşa efsanevi rengini veren boyama aşaması ham ipliğe indigo rengin uygulanmasıyla elde edilir. Eskiden Hindistan’da yetişen Indigofera isimli bir bitkiden doğal yollarla elde edilen bu renk 1878 yılında kimyagerler tarafından sentetik yollarla imal edilmeye başlamıştır. Yıkamanın Jean giyiminde kullanılmaya başlaması ise tamamen tesadüf sonucudur. North Carolina’ da 1969 yılında yaşanan tayfun, bir Jean fabrikasını sular altında bırakınca yöneticiler uğradıkları zararı telafi etmek için, özel olarak hazırladıkları kimyasal maddeler sayesinde kumaş üzerindeki boyadan bir ölçüde  kurtularak, kumaşların açık renge bürünmesini sağladılar. Ortaya çıkan sonuç çok başarılıydı ve tüketicilerin bir anda gözdesi oldu, günümüzde ise yıkama işlemi ponza taşı ve selüloz enzimleriyle yapılıyor sonra taş ve tozlardan arındırmak amacı ile durulanarak özel yumuşatıcılar yardımı ile yumuşatılarak kurutuluyor. Ağartma işlemi ise hipoklorit gibi ağartıcılar yolu ile gerçekleştiriliyor.

      Jean’ in Avrupa' ya  Sıçraması;
      Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgelere göre Avrupa' nın Levi's ile tanışması II. Dünya savaşı sırasında gerçekleşti. Avrupa'ya gelen Amerikan askerleri, eski kıtaya Levis' in ününü de taşıdılar. Cephedeki savaş sürerken markalar arasında da büyük savaş patlak verdi. 1940' larda Levi's ile Lee kapıştı. 1947' de Wrangler da girdi savaşa. Yüz yıl öncesinde çiftçiler ve demiryolu çalışanlarının vazgeçilmez giysisi olan Jean pantolon, 1950' li yıllarda kentli oldu.

      Lee; Hollywood prodüksiyonlarına sponsor olarak Amerikan  sinema yıldızlarına Jean giydirdi. James Dean ve Marlon Brando'nun üzerindeki jean bir dönem gençliğin başkaldırı sembolü oldu. Kadınlar arasında yayılması ise 1960' lı yıllarda Marilyn Monroe ve Brigitte Bardot'nun giymesi ile gerçekleşti. 68 gençliğinin gösterileri satışlarında patlama yarattı.  Tam bu sırada pazarda kendisine yer arayan firmalar harekete geçtiler. İrili ufaklı onlarca marka piyasaya doluştu.

      Türkiye’ de; kumaşı, ayakkabıyı bile devletin ürettiği bu tarihlerden, 50’ lere gelindiğinde Türkiye Batı Blok’unun en doğudaki sınırı olmuştu artık tercihini demokrasiden , serbest  piyasa ekonomisinden, NATO’dan ve daha geniş anlamı ile Amerika’dan yana kullandığı için ödüllendirilmişti. Amerikan savaş gemileri, askeri üsler ve Amerikalı askerlerin ardından Türkiye’ de Blue Jeanl ile yani bizim deyimimizle  “Blucin “ ile  tanıştı.  Blucin genç kuşağın ilgisini çekmeye başladı. 68 yılında Fransa’ da başlayan öğrenci harekeleri, Vietnam karşıtı gösteriler, askeri darbeler ve 61 anayasası Jean siyasete kadar soktu. Ve Blue Jean üniversiteye girdiğinde kamplaşmalar başlamıştı, çünkü yönetenler kadar yönetilenlerde ya sağcıydı yada solcu; sağcılar milli hassasiyetlerine ters düştüğü için blucini sevmediler, solcularda Amerika’ lıları sevmeseler de Jeanleri giyindiler ama giyinmeden önce Amerikan bayraklı etiketlerini söktüler ve haki renkli  parkaları ile Amerikan Blucinini Türk solunun simgesi yaptılar. 60’ lı yılların sonunda , ünlü Amerikalı aktör James Dean'in özellikle ‘‘Devlerin Aşkı’’ filminde giydiği Blucin,  İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'daki Amerikan askerlerinin giydiği pantolonların aynısıydı. Amerika’ lılar ülkelerine dönerken blucinleri Kapalıçarşı'nın Beyazıt girişindeki elbisecilere satılmaya başlamıştı bile, yasaktı, yani kaçaktı ama yine de satılıyordu.

      Amerikan üslerinden kaçak olarak çıkartılan mallar, el altından akıl almaz fiyatlara satılırdı. Zamanla yurtdışından tırlarla kaçak olarak tanınmış yabancı marka Blue Jeanler  bile artık ülkeye gelmeye başlamıştı. Blue Jean  Türkiye’ deki tüm yasakları delmişti. 70’lerde Hippiler geldiğinde, Jeanlerini peşlerine takılan gençlerin ellerinden zor kurtarıyorlardı. Beşiktaş pazarında yenileri, Sultanahmet pazarında ise kullanılmışları satılıyordu, ve Ankara’da Hergele Meydanı ve Saman Pazar’ından Anadolu' ya dağılıyordu.
      Muhteşem Bey’in soyadı Jean'in Türkçe ‘si oldu; Muhteşem Bey 1940 yılında iyi bir terzi olmak için gittiği Fransa’ da Bue Jeanle  tanıştı. Taş gibi sağlamlığına  ve olağanüstü dikişine hayran kaldı. Bu buluşu Türkiye’ye getirerek burada üretmeyi hayal ederek işe koyuldu; kumaşı, boyası, dikişi derken üretmeyi başarır da  ve sonunda  günde 200 adet pantolon imal ederek bu hayalini gerçekleştirdi. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle işçiler ve köylüler arasında bir anda tutuldu Jean; yani bizim “ Kot “. Ve 1958 yılında “ Kot ” marka olarak tescil ettirildi. Böylece tüccar terzi   “ Muhteşem  Kot “ artık, Türkiye’de bir marka olmuştu, 70’li yıllarda birçok yasaklı kelimeye rağmen Blue Jean bir sözcük olarak Türk Dil Kurumu sözlüğüne girmiş olsa da, o artık Türk Halkı’nın diline Kot olarak yerleşmişti  çoktan. Aslında gerçek su ki, kot herkesçe bilinen ve kullanılan ismine rağmen yine de hiçbir zaman hak ettiği  marka olma şansını gerektiği gibi kullanamamıştı. Daha sonra  Muhteşem beyin oğlu olan Aytaç  Kot, 1978 yıllarında   Frankfurt'ta  ilk  kez düzenlenen blucin fuarına katıldı; burada, yıpranmış kotların sihrini keşfeden Aytaç Bey eline yıpranmış kotların ceplerinden bulduğu minik ponza taşlarını alarak Türkiye’ye döndü, böylece Türkiye ilk kez ‘‘stonewash’’ (taş yıkama) ile tanıştı.
      Türkiye' de orijinal Amerikan Jeanlerinin ancak kaçak olarak satılabildiği 1980'li yıllardan sonra; Özal döneminde kapıların açılıp yabancı markaların ülkeye girmesi ile de otomatikman gözden düşen Muhteşem Bey‘ in kotları için   “ kot  kot değildir “ diye bir reklam kampanyası başlatılsa da  Firma 1992 sonlarında artık üretime son vermekten başa çare bulamadı. Tüm bunlara rağmen yine de Türkiye’de ‘’Levis Kot’’ soran binlerce insana halen rastlamaktayız. Muhteşem Bey’ in soyadı olan  ‘’Kot’’ marka özelliğini sürdüremese de,  kategorisinin jenerik ismi olmayı başarmıştır.…

      80’ li yıllara gelindiğinde ise;  başlayan değişim rüzgarları Türkiye’yi Blue Jean üretip ihraç eden bir ülke konumuna getirdi,  taklitteki yeteneğimiz sayesinde yabancı markaların cenneti haline gelen ülkemiz, son yıllarda , tekstilde dünyanın en önemli üreticileri arasında yer alıyor. Artık Türkiye  hem kumaşını, hem konfeksiyonu üretiliyor, ihracatı da giderek artırıyor. Mavi Jeans', Colins ve Loft' un  yanı sıra onlarca firma var sektörde. Bu firmaların bazıları marka sahibi bazıları ise hem marka sahibi hem de ünlü yabancı markalar için üretim yapıyorlar. Türk Denim sektörü artık dünya pazarlarında kendi markasıyla da varlığını ispatlamış durumda..
      Türk üreticiler Jean’ in anavatanı sayılan Amerika' nın yanı sıra geçtiğimiz sene 84 ülkeye 426,7 milyon dolar değerinde denim kumaş ihraç etti. Başlıca pazarlar arasında Rusya , Kuzey Afrika, Doğu Bloğu ve AB ülkeleri var. Bu konuda büyük başarı sağlayan üreticilerin hedefi önümüzdeki yıllarda dünya lideri olabilmek.

      Levi's veya Wrangler gibi markaların yerine Diese, Guess  gibi yeni markaların yer aldığı bu dönemde Türk markaları da büyük bir yenileşme gayreti içinde. Üretimimizin yüksek kalitesi, Jean kumaşımızın  yani Denimin dünyanın tüm markalarına satışına imkân sağlıyor. Kapasitesi, teknolojideki üstünlüğü ve finishing kalitesi,  Türk ürünlerinin tercih edilmesine neden oluyor. Tekstil sektörünün kâbusu olan Çinli üreticiler ise bizim ürettiğimiz kotu taklit bile edemiyor.
       Bir sosyal fenomen olan ve bu gün dünya genelinde 50 milyar dolarlık bir pazara sahip olan Jean’i bu kadar özel kılansa, genç, yaşlı, kadın, erkek, zengin, fakir siyah, beyaz  hiç bir ayrım yapmaksızın ; Özgürlük, Eşitlik, bağımsızlık, sağlamlık hatta seksliğin sembolü olabilmesi.
      Aslında Jean’in sırrı bence,  tüm farklılıklarımıza rağmen “herkes gibi olabilmektir."
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker

      -----------------------------------------------------------------------------------------------


      http://yasamoda.com/2013-ilkbahar-yaz-renk-trendleri/

      ------------------------------------------------------------------------------------------------

      http://www.gazetea24.com/resim/2013-ilkbahar--yaz-erkek-renk-trendleri_7299.html?page=1

      ------------------------------------------------------------------------------------------------










      Tuda-Erman-2013-erkek-modasiZaman değişiyor, moda değişiyor tabi erkekler de değişiyor.
      Erkeklerin biz kadınları mağaza kapılarında saatlerce  ellerinde poşetlerle beklediği günler artık çok geride kaldı.  Kabul etmeliyiz ki moda artık sadece kadınların hegemonyasında değil. Erkek modasında, pantolondan kalkan pilelerin  bile çok büyük bir  değişim sayıldığı yıllardan günümüze gelindiğinde  erkeklerinin  görünüşüne, yarattıkları stile ve detaylara en az karşı cins kadar önem verdiğini görmekteyiz.
      Günümüz  erkeği geçtiğimiz  yıllara  göre  daha farklı. Artık belirli renkler ve kalıplar için sıkışıp kalmıyor. Kendi stilini oluşturabiliyor ve o stil içinde daha büyük bir özgüvene sahip oluyor.
      Hatta en katı erkeklik dürtüleriyle yetişen ülkemiz erkekleri bile bakımlı olmayı, fit görünmeyi, saçlarına  jöle sürmeyi, yaşamın bir parçası kabul edip normal buluyor. Maço imajlarını  bir kenara bırakarak görünüşlerini önemsiyor, değişen moda akımları doğrultusun da gardıroplarını yeniliyor ve gerektiğinde renkli, dikkat çekici tasarımları kullanmaktan çekinmiyorlar.  Aksesuarlara  büyük önem  veriyorlar. Yani artık moda günümüz erkeğinin yakından takip ettiği bir kavram .
      Hala otomobil, motor ve futbol delisi olmalarına rağmen dünün maçoları, bugünün manikür, pedikür yaptıran aynı zamanda estetik kriterlere sahip olan, alışveriş yaparken modayı takip eden, vücut hatlarını ortaya çıkarmaktan kaçınmayan, seksi görünüşe fazlasıyla önem veren metro seksüelleri olarak karşımızdalar.
      Aslında görüntüde daha basit ve kolaymış gibi görünen ve her zaman kadın modasının ihtişamı altında kalan erkek giyimi, düşündüğünüzde kadın giyimi kadar detaylı. Ve özellikle de son yıllarda  kendi sınırları zorluyor. Hatta diyebilirim ki, erkek modası yeni sezonda tüm tabularını yıkacak gibi görünüyor. İnce ayrıntılar, yüksek teknolojili kumaşlar, yenilikçi ürünler, daha fit kalıplar, dar ve kısa paçalı pantolonlar, ekoseler, metalik ve parlak renkli kumaşlar, baskılar, kasketler ve sandaletler derken, bu yıl erkekler kadınlardan daha çok dikkat çekeceğe benziyor.

      Related Posts

      erkek modası

      http://www.erkekkiyafetleri.com/2013-erkek-kiyafetleri-beyaz/









      2013 Şık ve Rekabetçi Beyaz Renkli Kıyafetler


      BEYAZ
      Tüm bu parlak renklerin yanında asaletin ve  sadeliğin simgesi beyaz da 2013 sezonun olmazsa olmaz rengi. Sezonda aklınıza gelebilecek en parlak renkler moda olsa da,  beyaz  yine rekabeti elden bırakmıyor. Kombinlediği her renkle uyumlu, aksesuarda her kıyafetin tamamlayıcı rengi beyaz, her ne kadar çabuk kirlense, kullanımı zor olsa da renklerin vazgeçilmezi. Önümüzdeki yaz aylarında da tıpkı bayan giyiminde olduğu gibi erkekte de baştan ayağa kadar beyaz giyinmek öne çıkan trendler arasında. Hala siyahtan vazgeçemeyen erkekler olsa da bahar koleksiyonlarındaki tasarımlar öylesine güzel ve göz alıcı ki, baştan aşağıya beyaz giyinmenin vücuduna güvenen  tümerkekleri, sezonda cezbedeceği şüphesiz.
      2013-ilkbahar-yaz-erkek-modasi-2

      1/08/2013

      ---------------------------------------------------------------------------------------------

      http://www.oyita.co/2013/01/yeni-sezon-alsverisine-indirim.html

      Oley oleyy, her yerde indirim var! Paracıkları akıllıca kullanma zamanı geldi:) Bizim gibi zeki bayanlar nasıl indirim alışverişi yaparlar? Tabii ki indirimi bir fırsata dönüştürüp, yeni sezonda da moda olacak parçaları seçerler! Hadi gelin yaz sezonu trendlerine hızlıca göz atıp, indirim alışverişimizi bu trendlere göre şekillendirelim:)

      2013 İlkbahar/Yaz modasında neler var? Gardıroplarımıza neleri ekleyip, neleri raflara kaldıracağımız konusunda fikir sahibi olmak isteyenler için, işte sezonun öne çıkacak olan trendlerine Tuba Edman'ın penceresinden hızlıca bir göz atalım!

      ÇİZGİ

      Çizgi 2013'e damgasını vuracak. Kuru kafa ve zımba istilası gibi hayatımızın her köşesini istila edecek. Amanın aman!  Tamam iyi hoş çizgi moda ama bazı gerçekleri de göz ardı etmemek gerekir. Bilmeliyiz ki, enine çizgiler bizi olduğumuzdan biraz daha kilolu gösterirken, boyuna çizgiler ile olduğumuzdan daha uzun ve zayıf görünebiliriz. Bunun için benim gibi kalçalı bayanlar yatay çizgilerden, hele ki etek elbise gibi modellerden uzak durun :) Demek ki napıyoruz? İndirim döneminde karşımıza çıkan çizgili modelleri sepete atıyoruz:)

      DERİ

      1960’ların büyük deri modası, 2013 yılında da aynı ihtişamıyla kendini tekrarlayacak. Sırf temel renklerle sınırlı kalmadan farklı renklerde, farklı stillerde ve formlarda önümüzdeki sezonda da vazgeçilmezimiz olacak. Deri ceketi indirimde bulmayı başarabilene tebrikler:) Hemen ama hemen alınmalı!

      YILAN DERİSİ

      Piton-yılan desenleri IN. Leopar OUT. İndirim alışverişinde farklı kumaş ve formlar ile karıştırılarak kullanılan yılan derisi desenli kıyafetleri alıp kadınsı ve baştan çıkarıcı olmanın tadını çıkartalım :)

      UZAK DOĞU ETKİSİ

      Uzak Doğu, Geyşa ve Samuray etkisi İlkbahar/Yaz sezonunda çok moda! Artık her yerde karşımıza çıkmaya başlayan Uzak Doğu esintisi, baharla birlikte gardıroplarımızdaki yerini almak için dolu dizgin geliyor. Bizde indirimde bulabildiğimiz etnik desenli kıyafetleri hemen yaz için zulalıyoruz.

      TRANSPARAN

      Kelimenin tam anlamı ile transparan ve şeffaf akımı tüm koleksiyonları etkisi altına almış görünüyor. Sadece kıyafetlerle de sınırlı kalmıyor. Çantalar, ayakkabılar hatta trençkotlara kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Yanlız aman dikkat bu trendi gündelik hayatta taşımak için son derece iddialı olmak gerekiyor. Moda olsada bazı akımları dozunda kullanmak lazım.

      METALİK

      Metalik ve yanar döner kumaşlar benim olayım değil, ne öyle bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi. Pek giyeceğimi sanmıyorum. Ama aksesuar çanta ve ayakkabılarda seve seve bu akımı takip ederim:) Aman diyelim arkadaşlar, yanardöner kumaşlar ile hazırlanan kıyafetleri giymek biraz cesaret ister, zira metalik giysilerin kombini oldukça zordur ve şık olma çabanız bir anda rüküşlüğe dönüşebilir. Aman dikkat diyorum!

      VOLAN (FARBELA)

      Oley peplumdan kurtulduk! Önümüzdeki sezonun en göze çarpan trendlerinden olan farbela, yani namı diğer ismi ile volanlar şıklığı, seksiliği, hareketliliği, romantizmi sokaklara taşıyacak ve yerçekimine meydan okuyan tavırları ile bahar rüzgârlarında uçuşmak için bir kaç ay sonra bizlerle olacak. Durum böyle olunca Flamenko dansçılarını anımsatan kıyafetlerle etraflarda dolanacağımız hareketli bir baharın bizi beklediği şüphesiz:) Demek ki napıyormuşuz, indirimde peplumdan uzak durup, volanlı parçalara yatırım yapıyormuşuz!

      DANTEL VE GÜPÜR

      Arkadaşlar, dantel detaylı ne buluyorsanız indirimde hemen alın! Benim şahsi fikrimce dantel uzun seneler hayatımızdan çıkmayacak. Gerek abiye-gelinlik gerekse farklı kumaşlarla kombinlenerek günlük kullanımlarda ki dantel etkisi her yeri sarmış durumda! Dantel her daim hayatımızın bir yerinde kullandığımız için dolaysı ile zamansız, aynı zamanda çekici, romantik, sexy ve son derece şık bir kumaş. Dönem dönem popülaritesini yitirse de yine de hangimizin gardırobunda saklanmamış dantel bir kıyafet yok ki. Haydi gelin dantelin büyüsüne kapılalım.

      AÇIK GÖBEK

      Bu yıl göbekler fora! İster elbise giyin, isterseniz etek yada bluz fark etmiyor bu yaz göbekleri ortaya çıkaran kıyafetler çok moda.  Düzgün bir vücudunuz var, karın bölgenizde hiç bir yağ fazlalığınız yoksa bu trend tam size göre, yok eğer fazlalıklarınız var ama halen bu trendi takip etmek ve yaz günlerinde sizde göbeği açık kıyafetler giymek istiyorsanız, hazır önümüzde birkaç ay varken karın kaslarınızı çalıştırmaya başlamalısınız.

      PANTOLON CEKET TAKIM

      Moda Dünyasının, ilk defa Marlene Dietrich`in 1930`larda takım elbise giymesiyle tanıştığı ama asil çıkışını 1960’larda Yves Saint Laurent’in “le smoking’i ” ile yapan bu moda klasiği giyim tarzı, lanse edildiği günden beri kadın giyiminde büyük çığır açmış ama bunun yanında cinsiyet tartışmalarına da bir hayli konu olmuştur. Maskülen feminen trendini başarılı bir şekilde temsil eden bu pantolon ceket takımlar, 2008 den beri yeniden gözde olmaya başlasa da, asıl hak ettiği ilgiyi 2013 baharında göreceğe benziyor. Önümüzdeki sezon da her zamanki muzip, baştan çıkarıcı, seksi havasını sürdürürken, daha modern kesimleri ve iddialı renkleri ile özellikle erkeksi bir havaya bürünmek hem de seksi görünmek isteyen kadınların tercihi olacağı kesin.

      BERMUDA ŞORT

      En son yanlış hatırlamıyorsam 10 yaşımda bırakmıştım bermuda şort giymeyi. Geçtiğimiz senelerde bir hayli moda olan mini şortlar bu sezon yerini bermudalara bırakıyor. Sandalet, topuklu ayakkabı, ceket, gömlek hatta T-Shirtler ile kombinleyeceğimiz bermuda şortu indirimden yakalayabilmemiz biraz zor. Fakat genede siz gözleri dört açın:)

      DİZGİN KEMERLERİ

      Geçtiğimiz sezon Herve Leger koleksiyonlarıyla ilk defa tanıştığımız bu yeni trendin, bu sezon böylesine büyük bir patlama yapacağını kim tahmin ederdi ki? Trendin ismi “Harnesses” Türkçeye çevrildiğinde koşum yada dizgin kemeri anlamına gelen bu yeni akım biraz kışkırtıcı, biraz agresif biraz seksi ama kesinlikle farklı. Sanırım tasarımcılar bu trendi uygularken “Fifty Shades of Grey” kitabından fazlaca esinlenmişler. Moda eleştirmenleri yeni doğan bu tarzın sokak modasına yansımasının sadece bir zaman meselesi olduğunu ve kısa surede her türlü giysinin üzerinde bu tarz deri koşum kemerlerini göreceğimizi söylüyorlar. Açıkçası ben beğendim ya siz? Bu tarzda bulduğumuz kıyafetleri düşünmeden alışveriş torbasına atıyoruz!

      RENK BLOKLARI

      2013 yılının en önemli trendlerinden biri olan ve canlı renklerin birbiriyle kombinlenmesi ile oluşan “colour blocking” yani “renk blokları” önümüzdeki bahar vitrinlerdeki yerini almak için hazırlanıyor. Renk bloklarının can alıcı noktası, birbiriyle uyumsuzluğu ile bilinen renkleri, uyumlu şekilde bir araya getirip kullanmak. Pembe ve kırmızı, turuncu ve kırmızı, turuncu ve pembe, yeşil ve mavi, yeşil ve sarı gibi. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise, farklı ve zıt renkleri, aynı parlaklık seviyesindeki tonlarla eşlemek.

      ÇİÇEK DESENLERİ

      Benim olayım elbise ve çiçek deseni! Hele birde pastel tonlarda olursa tadından yenmez! Bende hemen indirimden bahar aylarında rahatlıkla kullanabileceğim bir çiçekli elbiseyi gardrobuma kattım :) Yeni sezonda çiçek desenine elbiselerden, bluzlara, pantolonlardan takımlara, ayakkabılardan, yüzüklere, kolyelerden, çantalara kadar, aklınıza gelen her türlü giysi ve aksesuarda rastlamak mümkün. Çiçekler bu yaza damgasını vurmaya geliyor.

      BASKI

      Bu sezon da yine bir desen fırtınası yaşayacağımız şüphesiz. Hatta baskılar altın çağını yaşıyor desek daha doğru olur. Sezon koleksiyonlarında baskı tekniği olarak ne isterseniz var grafik, dijital, patchwork, batik, degrade, inkblot hatta 3D. Desenler ise olağan üst çeşitlilikte Uzak Doğu desenlerinden, duvar kâğıdı desenlerine, tropikal desenlerden gökkuşağına, geometrik desenlerden, çizgililere, büyük floral desenlerden okyanus esintilerine hatta figüratif ve soyut desenlere kadar ne ararsanız bulacağınız bir sezonun içine giriyoruz. Kısaca, rengârenk, cıvıl cıvıl bir bahar bizleri bekliyor. Demek ki indirimdeki baskılı parçaları gözümüzden kaçırmıyoruz!

      DENİM

      Ne zaman olmadı ki denim moda olmasın! Vallahi nasıl bir kumaştı bu bilinmez ama ortaya çıktığı günden beri popülaritesini asla yitirmedi. Her kesimin ilgisini kazandı. Hangimizin kurtarıcısı değildir ki denim? Bu sene de yine çok mu çok moda!

      GLADYATÖR SANDALET

      Balenciaga’nın 2008 yaz koleksiyonu ile ilk defa Moda Dünyasına adım atan Gladyatör sandaletler her geçen gün popülaritesini daha da artırarak bu sezona kadar geldi. Önceleri pek çok moda yorumcusu bunun sokak modasına yansımayacağına inansada 2009 yılında Sex and The City filminde Sarah Jessica Parker'ın giyindiği Dior marka Gladyatör sandaletler ile düşünülenin tersine bir anda büyük bir patlama yaşandı. Artık hemen hemen her ünlünün ayağında görmeye alıştığımız bu sandaletler Versace ve Alexander Wang’ın koleksiyonlarını tamamlayan, olağanüstü dize kadar uzun modelleri ile bu sezona da damgasını vurdu diyebiliriz. Aslına bakarsanız stil danışmanlarına göre ayakkabı dolabında yüksek topuklu ve siyah bir Gladyatör sandalet bulundurmak, her kadının olmazsa olmazlarından biri haline gelmeliymiş. Bu otoritelerin görüşü tabii ki. Benim gladyatörle falan işim gücüm olmaz:) Ama siz beğendiyeseniz indirimden 1-2 parça toplamayı ihmal etmetyin!


      İndirim alışverişlerinizi yeni sezon trendlerine sadık kalarak yapmanızda çok büyük fayda var:) Malum devir tasarruf devri!

      ----------------------------------------------------------------------------------------------------

      2013 İlkbahar Yaz Moda Trendleri

      MAGAZİN
      PAZARTESI, 12 KASIM 2012 10:02 AM
      A A A A
        
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      TurkishNY.com

      2013 yılının ilkbahar ve yaz modası son derece renkli, cıvıltılı ve sımsıcak bir sezonun yaklaştığını müjdeliyor. Canlı ve çarpıcı renklerle tasarlanmış birbirinden hareketli tasarımlar adeta güneşin renklerini doğadan vitrinlere taşıyor…
      Soğukların giderek arttığı şu günlerde, isterseniz yaklaşan kışın karanlık, kasvetli, soğuk günlerini aklımıza bile getirmeden, baharı düşleyelim, çiçeklerin açışını, içimizdeki yeniden uyanışın kıpırtısını ve önümüzdeki bahar günlerin de neleri giyineceğimizi.

      2013 İlkbahar / Yaz modasında neler var? Gardıroplarımıza neleri ekleyip, neleri raflara kaldıracağımız konusunda fikir sahibi olmak isteyenler için;
      İşte sezonun öne çıkacak olan trendleri !

      ÇİZGİ
      Chanel, Dolce & Gabbana, Marc Jacobs, Tommy Hilfiger, Jonathan Saunders, Acne, Moschino, Dolce & Gabbana, Etro, Jonathan Saunders, Michael Kors, Oscar de la Renta
      Geçtiğimiz ay Moda haftaları ile tanıtılan 2013 İlkbahar / Yaz koleksiyonlarında görünen o ki, çizgi; gelecek yıla damgasını vuracak. Özellikle belirtmek isterim ki çizgiler  bu yaz sadece giysilerde kalmayıp şapkalardan, ayakkabılara, çantalara hatta takılara kadar hayatımızın her köşesini istila edecek. Moda haftalarını hatırlarsak, New York’ ta Marc Jacobs, Michael Kors ve Tommy Hilfiger ile  başlayan çizgi fırtınası, Milano’da  Dolce & Gabbana ile şiddetlenip, Paris’ te Christian Dior ve hatta farklı formuyla Louis Vuitton ile birlikte doruğa ulaştı. Çizgiler bahar aylarında yatay, dikey, diyagonal, ince, kalın  tüm formları  ve farklı renkleri ile  havamıza hava katacak. Çizgileri profesyonelce kullanarak her zaman zarif, rahat ve şık  bir görünüm yakalayabilirsiniz. Ama bunu sağlamak için bazı gerçekleri de göz ardı etmemek gerekir. Bilmeliyiz ki,  enine çizgiler sizi olduğunuzdan biraz kilolu gösterirken, boyuna çizgiler ile  olduğunuzdan daha uzun ve zayıf görünebilirsiniz ve pek çok vücut tipi için ideal olan diyagonal çizgiler, size hem sportif, hem eğlenceli, hem de  çocuksu bir hava katarak kıvrımlarınızı ön plana çıkaracaktır.

      DERI
      DKNY, Jason Wu,  Belstaff, BCBG Max Azria, Valentino, Tibi, Rebecca Taylor, Valentino, Proenza, Schouler, Derek Lam, Jason Wu, Marc Jacobs, Giles, Carven, Jonathan Saunders, Burberry Prorsum, Mulberry, Marios Schwab, Marni, Michael Kors
      2013 baharının en gözde moda trendlerinden olan deri, sadece temel kahve ve siyah renkleri ile sınırlı kalmadan farklı renklerde, farklı stillerde ve formlarda önümüzdeki sezonda  da vazgeçilmezimiz olacak. Kimi zaman zımbalarla asi bir görünüm yaratırken, kimi zaman da kırmızı ve siyahın hakimiyetinde kullananlara seksi bir hava katacak. Görünene o ki, 1960’ların büyük deri modası, 2013 yılında ayni ihtişamıyla kendini tekrarlayacak. Hemen hemen bütün markalar, bahar koleksiyonlarında büyük  yer verdikleri deriye farklı bir  yorum katmış. Rebecca Taylo, açık mavi düz kesimleri ile ağırbaşlı, Proenza Schouler, yeşil ve kırmızı renklerle daha sportif ve Derek Lam  ise  altın ve mavi tonları ile adeta baharı yakalamış.

      YILAN DERISI
       Erdem, Gucci, Valentino, Preen, Proenza Schouler
      Hayvan derisi desenleri ile tasarlanmış kıyafetler, yıllar boyu Moda Dünyasının vazgeçilmezlerinden olmuştur, bu gelenek önümüzdeki sezonda da değişmiyor.  Ama bu sefer piton-yılan desenleri, leoparın saltanatını ele geçirmiş durumda. Aksesuardan kıyafetlere taşınan yılan derisi deseni, aksesuarlardaki iddiasını önümüzdeki bahar kıyafetlerde de sürdüreceğe benziyor. Sezonda şüphesiz ki dantel, ipek, jakar, brokar ve nötr deriler ile karıştırılarak kullanılan yılan derisi desenleri, oldukça kadınsı ve baştan çıkarıcı etkisiyle  güçlü görünmek isteyen kadınların şıklık simgesi olacak.

      UZAK DOĞU ETKİSİ
      Prada, Pucci, Peter Pilotto, Etro, Haider Ackerman
      Uzak Doğu, Geyşa ve Samuray etkisi İlkbahar/Yaz sezonunda tasarımcıların fazlası ile kullandıkları temalardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Uzak doğu renk paletinin kullanıldığı, Japones kumaşların, kimono desenlerinin ve  apliklerin modern formlar ile birleşiminden ortaya  çıkan bu harika yeni stil, yaz aylarında moda tutkunlarını etkisi altına alarak, Asya esintilerini baharla birlikte  podyumlardan sokaklara taşımaya hazırlanıyor. Prada’ nın geyşa ve judoculardan ilham alan koleksiyonundan,  Pucci’nin, Vietnamli  kadınlarına, Peter Pilotto’nun, Hindistan ve Nepal esintilerine, Etro’nun Çin ve Japon efektli oryantal baskı ve kesimlerinden, Haider Ackerman’ ın Doğu-Batı buluşmasını anlatan o romantik ve masalsı  koleksiyonuna kadar her yerde karşımıza çıkan Uzak Doğu esintisi,  baharla birlikte gardıroplarımızdaki yerini almak için dolu dizgin geliyor.

      TRANSPARAN
      Missoni, 3.1 Phillip Lim, Thakoon, Erdem, Christopher Kane, Givenchy, Stella McCartney, Topshop Unique, Dolce & Gabbana, Valentino.
      Kelimenin tek anlamı ile transparan ve şeffaf eğilim  tüm koleksiyonları etkisi altına almış görünüyor. Sadece kıyafetlerle sınırlı kalmayan bu eğilim, çantalar, ayakkabılar hatta trençkotlara kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Zaten birkaç sezondur hayatımızda olan transparan trendi, bu sezon tavan yapıyor olsa da, gündelik hayatta taşımak için son derece iddialı olmak gerekiyor. Aslında şeffaflık çok istenen bir şey midir bilinmez ama, kullananı seksi gösterdiği de kesin! Ben yine de gece kıyafetleri dışında, transparan giysilerin  altına uygun askılılar giyerek  gizemi korumaktan yanayım. Yine de Erdem’in hassas organze elbiselerine, Burberry ve Valentino’nun, şeffaf pleksiglas yağmurluklarına ve Valentino, Micahel Kors ve Stella McCartney Perspex ayakkabılarına hayranlığımı belirtmeden edemeyeceğim.

      METALİK
      Jonathan Saunders, Burberry Prorsum, Mulberry, House of Holland, Alexander Wang, DKNY, Topshop Unique
      Bilim kurgu filmlerin gözdesi metalik kumaşlar, 2013 Bahar koleksiyonları ile setlerden podyumlara indi. Şimdi de tüm parlaklığı ve göz alıcılığı ile sokakları fethetmeye hazırlanıyor. Zımbalarla başlayan metalik trendi geçen sezonlarda eğilimini çanta ve  ayakkabı ile  sürdürürken, önümüzdeki baharla birlikte, günlük yaşamdan gece hayatına kadar her yerde etrafa  ışık saçmaya hazırlanıyor. Gold, dore, bronz hatta metalik görünümlü yeşil, sarı, mor, mavi ve değişik bir çok renkte parıldayan, yanardöner kumaşlar ile  hazırlanan kıyafetleri giymek biraz cesaret ister, zira metalik giysilerin kombini oldukça zordur ve şık olma çabanız bir anda rüküşlüğe dönüşebilir. Aman dikkat diyorum!

       VOLAN (FARBELA)
      Alexander McQueen, Balenciaga, Chanel, Chloe, Dries Van Noten, Gucci
      Önümüzdeki sezonun en göze çarpan trendlerinden olan farbela, yani namı diğer ismi ile volanlar şıklığı, seksiliği, hareketliliği, romantizmi sokaklara taşıyacak ve yerçekimine meydan okuyan tavırları ile bahar rüzgârlarında uçuşmak için bir kaç ay sonra bizlerle olacak. Desensiz kıyafetlere hareket katmanın belki de en güzel yolu olan volanlar, Moda Haftalarından hatırlayacağımız gibi  hemen hemen tüm modacıların gözdesiydi. Durum böyle olunca Flamenko dansçılarını ve disko kraliçelerini anımsatan kıyafetlerle etrafımızda dolaşan bayanlara sıkça rastlayacağımız hareketli bir baharın bizi beklediği şüphesiz.

      DANTEL VE GÜPÜR
      Carolina Herrera, Jason Wu, BCBG, Dolce & Gabbana, Luisa Beccari, Loewe, Oscar de la Renta, Roberto Cavalli, Temperley London, Valentino, Saint Laurent, Carven,Tadashi Shoji
      Tüm Moda Haftalarında çıkan sonuç su ki, dantel önümüzdeki sezon fazlası ile hayatımızda olacak. Bu  kez sadece gelinlik ve abiyelerde değil üstelik, günün her saatinde ve mekânında, ister bir bluz yakası ister baştan aşağı tüm kıyafette, tek başına ya da diğer kumaşlarla kombinlenerek dantel sezona sağlam bir giriş yapıyor. Aslında çokta yorum gerektirmeyen ve her daim hayatımızın bir yerinde kullandığımız dolaysı ile zamansız, aynı zamanda çekici, romantik, dişi ve son derece şık bir kumaş. Sezonlar arasındaki değişimlerde dönem dönem popülaritesini yitirse de yine de hangimizin gardırobunda saklanmamış dantel bir parça yok ki. Gelecek sezon her yerde karşımıza çıkışıyla, yeniden kadınsı ve aynı zamanda romantik havasına kapılabilir, doğru kombinasyonlarla sizde stilinize dantelin büyüsünü katabilirsiniz.

      AÇIK GÖBEK
      Edun, Band Of Outsiders, Rag & Bone, Charlotte Ronson, Jason Wu, Alexander Wang, Jill Stuart.
      Bu yıl hem cesur hem de oldukça estetik bir görüntü ile karşı karşıyayız. Çünkü 2013 baharının en çarpıcı trendlerinden biri de açık göbekler, daha doğrusu açık diyafram. İster elbise giyin, isterseniz etek yada bluz fark etmiyor bu yaz göbeklerinizi ortaya çıkaran kıyafetler çok moda olacak. 30'ların ve 40'ların yüksek belli pantolonları ile ortaya çıkan diyafram açıklıkları Bahar 2013 koleksiyonlarında fazlası ile kullanılmış.Sezonda  göbeği açık bırakan modellere rastlasak da  asıl eğilim göbek üzeri, yani diyafram bölgesi dediğimiz, göğüs ve göbek arasındaki bölümün açık olduğu, yada bu bölgenin pencerelerle gösterildiği tasarımlar. Düzgün bir vücudunuz var, karın bölgenizde hiç bir fazlalığınız yoksa bu trend tam size göre, yok eğer fazlalıklarınız var ama halen bu trendi  takip etmek ve yaz günlerinde sizde göbeği açık kıyafetler giymek istiyorsanız, hazır önümüzde birkaç ay varken karın kaslarınızı çalıştırmaya başlamalısınız.

      PANTOLON CEKET TAKIM
      Lanvin, Dior, Givenchy, Hedi Slimane, Saint Laurent, Stella McCartney, Balmain, Anthony Vaccarello, Céline, Ralph Lauren
      Moda Dünyasının, ilk defa Marlene Dietrich`in 1930`larda takım elbise giymesiyle tanıştığı ama asil çıkışını 1960’larda Yves Saint Laurent’in  “le smoking’i ” ile yapan bu moda klasiği giyim tarzı, lanse edildiği günden beri kadın giyiminde büyük çığır açmış ama bunun yanında cinsiyet tartışmalarına da bir hayli konu olmuştur. Maskülen feminen trendini başarılı bir şekilde temsil eden bu pantolon ceket takımlar, 2008 den beri yeniden gözde olmaya başlasa da, asıl  hak ettiği ilgiyi 2013 baharında göreceğe benziyor. Önümüzdeki sezon da her zamanki muzip, baştan çıkarıcı, seksi havasını  sürdürürken, daha modern kesimleri ve iddialı renkleri ile özellikle erkeksi bir havaya bürünmek hem de seksi görünmek isteyen kadınların tercihi olacağı kesin.

      BERMUDA ŞORT
      Alexander Wang, Rag & Bone,Vera Wang, DKNY
      Chloe, Hermes, Paul & Joe, Tsumori Chisato
      Bir kaç yazdır etkisini sürdüren mini şortlar, bu baharla birlikte bermudalara doğru bir dönüşüm sergiliyor. Dizin hemen üzerinde biten bu şort stili sezonun  en popülerler trendlerinden. İngiliz Ordusunun yazlık üniforması olarak tasarlanan tropikal ve çölsel iklimlerde askerlere büyük bir kullanım kolaylığı getiren bu şortlar, daha sonra İngiliz egemenliğindeki Bermuda adasında iş kıyafeti olarak da popülerleşiyor ve bermuda şort olarak moda dünyasında ki ismini alıyor. Bazen “ Culottes” yada “Tomboy short” diye isimlendirilse de  neredeyse pantolon kadar kombinasyon çeşitliliği sunan bu uzun şortlar, ister sandaletle, ister topuklu ayakkabıyla, ister tişört, ister ceket, ister gömlekle olsun eteklere inat, sportif görüntüsü ile hepimizin gözdesi olarak gardıroplarımdaki yerini alıyor.

      DİZGİN KEMERLERİ
      Herve Leger , BCBG Max Azria, Jason Wu, Marios Schwab, Ann Demeulemeester, Barbara Bui, DSquared2, Gemma Kahng, Philip Treacy,Diesel Black Gold
      Geçtiğimiz sezon Herve Leger  koleksiyonlarıyla ilk defa tanıştığımız bu yeni trendin, bu sezon böylesine büyük bir patlama yapacağını kim tahmin ederdi ki? Trendin ismi “Harnesses” Türkçeye çevrildiğinde koşum yada dizgin kemeri anlamına gelen bu yeni akım biraz  kışkırtıcı, biraz agresif  biraz seksi  ama kesinlikle farklı. Sanırım tasarımcılar bu trendi uygularken  “Fifty Shades of Grey” filminden fazlaca esinlenmişler. Moda eleştirmenleri  yeni doğan bu tarzın  sokak modasına yansımasının sadece bir zaman meselesi olduğunu ve kısa surede  her türlü giysinin üzerinde bu tarz deri koşum kemerlerini göreceğimizi söylüyorlar. Açıkçası ben beğendim ya siz?

      RENK BLOKLARI
      Diane von Furstenberg , Derek Lam, 3.1 Phillip Lim, Proenza Schouler, Christian Dior, Hermes, Kenzo, Rochas, Roland Mouret,
      Tsumori Chisato, Michael Kors, Moschino Cheap
      2013 yılının en önemli trendlerinden  biri olan ve canlı renklerin birbiriyle kombinlenmesi ile oluşan “colour blocking” yani “renk blokları” önümüzdeki bahar vitrinlerdeki yerini  almak için hazırlanıyor. Podyumlarda çeşit çeşit kombinlerini gördüğümüz renk blokları uygulaması zor gibi görünse de doğru renklerle eşleştiğinde son derece çekici ve şık görünümler elde edilebiliyor. Renk bloklarının can alıcı noktası, birbiriyle uyumsuzluğu ile bilinen renkleri, uyumlu şekilde bir araya getirip kullanmak. Pembe ve kırmızı, turuncu ve kırmızı, turuncu ve pembe, yeşil ve mavi, yeşil ve sarı  gibi. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise, farklı ve zıt renkleri, aynı parlaklık seviyesindeki tonlarla eşlemek.

      ÇİÇEK DESENLERİ
      Peter Som, Thakoon, Preen, Erdem, Mulberry, Chanel, Jason Wu, 3.1 Phillip Lim, Prada Carmen Marc Valvo, Clover Canyon
      Modanın en hareketli mevsimi, şüphesiz renklerin doğa ile dans ettiği ilkbahar. Bir kaç ay sonra bahar modasının kendini yavaştan göstermeye başlaması ile vitrinlerde en çok çiçek desenleri göze çarpıyor olacak ve havaların ısınmasıyla beraber hepimiz kışın kasvetini üzerimizden atmak için yine renkli kıyafetlere yöneleceğiz. Kimimiz çekici neon renklerini tercih edeceğiz, kimimiz baharın temsilcisi olan pastel tonlarını, ama tercih edilen hangi renk olursa olsun hepimizin vazgeçilmezi  sezonun bankosu cıvıl cıvıl çiçek desenleri olacak. Günümüze dek genellikle ağırbaşlılığın ve zarafetin sembolü olmuş floral yani çiçek desenlerinin yanında önümüzdeki bahar tropik desenler de  podyumlardan sokaklara taşınıyor. Kısacası elbiselerden, bluzlara, pantolonlardan takımlara, ayakkabılardan, yüzüklere, kolyelerden, çantalara kadar, aklınıza gelen her türlü giysi ve aksesuarda çiçek detaylarına rastlamak mümkün. Baskıları, dokumaları üç boyutlu aplikeleri, irili ufaklı her boyu ve neşeli renkleri ile çiçek desenleri bu yaza damgasını vurmaya geliyor.

      BASKI
      Chalayan, Chloe, Felipe Oliveira Baptista, Hermes, Isabel Marant, Jean-Paul Gaultier, kenzo, Manish Arora, Paul & Joe, Tsumori Chisato.
      Desen modanın her zaman  vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Önümüzdeki sezon da yine bir desen  fırtınası yaşayacağımız şüphesiz. Hatta  baskılar altın çağını yaşıyor desek daha doğru bir tanımlama olur. Sezon koleksiyonlarında  baskı tekniği olarak ne isterseniz var grafik, dijital, patchwork, batik, degrade, inkblot  hatta 3D. Desenler ise olağan üst çeşitlilikte Uzak Doğu desenlerinden, duvar kâğıdı desenlerine, tropikal desenlerden gökkuşağına, geometrik desenlerden, çizgililere, büyük floral desenlerden okyanus esintilerine hatta figüratif ve soyut desenlere kadar ne ararsanız bulacağınız bir sezonun içine giriyoruz. Kısaca, rengârenk, cıvıl cıvıl bir bahar bizleri bekliyor.

      DENİM      
      Just Cavalli, Pierre Balmain, DSquared2 ,Diesel, DKNY, Juicy Couture, Chanel, Hermes, Jean-Paul Gaultier, Miu Miu, Paul & Joe, Vanessa Bruno
      Bu sene denim yine çok moda diyeceğim ama, ne zaman olmadı ki dediğinizi şimdiden duyar gibiyim. Nedir bu kumaşın sırrı bilinmez, yine de ortaya çıktığı günden bu yana modası hiç geçmeyen, her kesimin her dönemin gözdesi olmayı başaran bir kumaş olduğu da kesin. En olmadık zamanların  kurtarıcısı olan denim kıyafetler, her şeyle kombinlenebilme özelliği sayesinde değişen sezon ve trendlere aldırmadan  kendini her döneme uydurmayı başarabilmiştir. Önümüzdeki bahar günlerinde de , farklı tonları ve kesimleri ile yine gözde, yine şık, yine moda ve yine vazgeçilmez olmaya devam edecek...

      GLADYATÖR  SANDALET
      Versace, Alexander Wang, Altuzzara, Rick Owens, Proenza Schouler,Phillip Lim,Tom Ford, Salvatore Ferragamo
      Balenciaga’nın 2008 yaz koleksiyonu ile ilk defa Moda Dünyasına adım atan Gladyatör sandaletler her geçen gün popülaritesini daha da artırarak bu sezona kadar geldi. Önceleri pek çok moda yorumcusu bunun sokak modasına yansımayacağına inansada 2009 yılında Sex and The City filminde Sarah Jessica Parker'ın giyindiği  Dior marka Gladyatör sandaletler ile düşünülenin tersine bir anda büyük bir patlama yaşandı. Artık hemen hemen her ünlünün ayağında görmeye alıştığımız bu sandaletler Versace ve Alexander Wang’ın koleksiyonlarını tamamlayan, olağanüstü dize kadar uzun modelleri ile bu sezona  da damgasını vurdu diyebiliriz. Doğrusu, mini şortların ve elbiselerin altına kullanılan yüksek topuklu Gladyatör sandaletler gerçekten  hem bacakları çok güzel gösteriyor, hem de çok seksi duruyor. Aslına bakarsanız stil danışmanlarına göre ayakkabı dolabında yüksek topuklu ve siyah bir  Gladyatör sandalet bulundurmak, her kadının olmazsa olmazlarından biri haline gelmeli.

      -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
      Tuba Edman 2013 İlkbahar - Yaz Sezonu Renk Trendleri-

      http://pirlantasarrafi.blogspot.com/2013/07/2013-ilkbahar-yaz-sezonu-renk-trendleri.html



      New York, Londra ,Milano, Paris ve İstanbul Moda Haftaları derken zaten yaklaşık beş haftadır 2013 İlkbahar-Yaz rüzgarına kapıldık hep birlikte. Belki de, modanın en güzel taraflarından biride bu şekilde, “dinamik” oluşu. Henüz bir sezonu  tamamlamadan diğer  sezonun heyecanı kaplıyor içimizi, gelecek sezonun trendlerini öğrenmeye çalışırken birde bakmışız kışın yazı, yazın kışı yaşarken buluyoruz kendimizi ve başka başka mevsimleri ayni anda yaşıyoruz. Aslında insanların günümüzde görünüşleri ile etkili olmak  çabasından kaynaklanan bir durum, modaya olan bu büyük ilginin nedeni. Bu etkiyi sağlayabilmek için hepimiz az yada çok moda denen olgunun içinde yerimizi alma çabasındayız. Kimimiz sıkı sıkıya takip ederken, kimimiz kulak dolgunluğu yada göz aşinalığı ile yakalıyoruz moda trendlerini. Aslında eminim ki, en sıkı takipçilerin bile biraz kafası karıştı bu beş haftalık uzun moda  maratonunda, yüzlerce koleksiyon, binlerce model bir o kadar  farklı tarza şahit  olduk bu süreçte. Bunca model ve renk içinde önümüzdeki bahar hangileri öne çıkacak, vitrinleri neler süsleyecek ve en önemlisi  bize yeni çizgisi ve renkleri ile nasıl bir hava ve aura kazandıracak? Moda denince akla gelen ilk şey “ Renkler “. Bende bu gün sadece 2013 Bahar renklerinden bahsetmek istiyorum sizlere.    Renkler, olmasa her şey ne kadar ruhsuz ve tekdüze olurdu hayatta kim bilir. İnsanların yaşam tarzını ve kişiliğini ifade eden en önemli unsurlardan biri bence renk. Hüzün, mutluluk, sevgi, matem, sağlık, hastalık gibi daha burada  yazamadığım yüzlerce duygunun ifadesidir renkler. Her şeyin var oluşu ve tarifi onlunla başlar. Mavisi, pembesi ile insanları, beyazı, siyahi ile ırkları, hatta iyiyi kötüyü, matıyla durgunluğu, parlağı ile enerjiyi ve sağlığı anlatır. Hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen daima direncimizi ayakta tutma gücü verir bizlere. 2013 Bahar renkleri de bize bu konuda çok yardımcı olacağa benziyor. Diyebilirim ki, tam bir renk cümbüşü var önümüzde, cıvıl cıvıl, rengarenk  capcanlı, göze çarpan, iddialı, harika, içimizi pozitif duygularla dolduracak, aralarındaki uyumu ile dengemizi  sağlayacak bir bahar bizleri bekliyor. Palette “Alacakaranlık Mavisi ”, “Yeşim Rengi ”, “Natürel Ten Renkleri ” gibi daha nötr renklere, “ Turuncu”, “Menekşe ”, “Sarı”, “Orman Yeşili ” “Zümrüt ” gibi varlığını güçlü bir şekilde ortaya koyan, egzotik, aydınlık, enerjik, huzurlu ama bir o kadar da eğlenceli ve ilgi çeken renklere. Ve en son olarak da “Kırmızı ” ve “Kobalt Mavi” gibi gücümüze güç katacak renklere  yer verilmiş. Belirlenen 10 ana renk arasında 3 ton yeşil ve 2 ton mavinin bulunması önümüzdeki baharın, yeşil ve mavi gibi insana güven, huzur ve özgürlük duygusu veren iki güzel renk arasında paylaşılacağını, diğer renklerin ise onlara eşlik edeceğini gösteriyor. SARI Limon sarısı diyebilirim ki sezonun en favori rengi, hemen hemen her koleksiyonda  tasarımcılar sarı renge yer vermişler. Uçuşan şifon, organze, tül, jarse gibi kumaşlarla eşleştiğinde ise çekiciliği çok daha artıyor sarı rengin.Aslında yazla beraber bronzlaşan tenlere en yakışan renk olsa da kullanımı her zaman ideali  sarının. Ama bu sezon, capcanlı güneş sarısından, olgun limon sarısına, hatta  hafif kremsi sarılara kadar her tonuna bol bol rastlayacağız yaz vitrinlerinde. Sizde yeniliklerden vazgeçmeyen moda tutkunlarındansanız sarının tonları arasından size en uygun renk aralığını seçerek, her yaşta sarı rengi üzerinizde taşıyabilirsiniz! Eğer cesaretiniz yoksa baştan aşağı sarı bir kıyafeti giyinmeye öyleyse minik bir fular, aksesuar yada sarı bir çanta ile beyaz bir kıyafetinizi kombinleyerek sizde  bu canlı dinamik neşeli rengi bahar gardıroplarınıza sokabilirsiniz. 

      TURUNCU Bu kış olduğu gibi, Bahar 2013 sezonununda  en hit renklerinden biri turuncu. Şeftali rengi ağırlıkta olmak koşulu ile biraz portakal, biraz balkabağı yada krizantem darken turuncunun açıktan koyuya her tonunu her yerde göreceksiniz önümüzdeki bahar günlerinde. Elbiseler, ayakkabılar, kemerler, güneş gözlükleri her yerde turuncu çılgınlığı yaşanıyor sanki. Pozitif enerjinin rengi olan turuncu ile canlı, neşeli bir bahar bizi bekliyor. Açıkçası önümüzdeki baharda mutlaka almanız gerekenler arasında  turuncu bir bikini, turuncu bir ayakkabı, oje ve aksesuar olmalı. Özellikle bronzlaştıktan sonra kime yakışmaz ki bu renk? Birde moda haftalarından hafızalarımızı tazeleyelim isterseniz; Burberry Prorsum’un turuncu renkli şeffaf pelerinini kim unutabilir ki, yada Gucci' nin muhteşem  elbiselerini, beyaz  gece elbiseleri ile  kombinledigi o harika mercan kolyelerini, Carolina Herrera’nin turuncu dantel elbiselerini yada Erdem’in turuncu çiçeklilerini. 

      YEŞİL Zümrüt yeşilinden, orman yeşiline, su yeşilinden lime yeşiline ve hatta geçtiğimiz sezon aksesuarlardan ojelere kadar her yerde karşımıza çıkan mintten, jade tonlarına kadar diyebilirim ki, her tonu ile  2013 baharında stilinize katacağı doğallıkla yemyeşil bir bahar bizi bekliyor. Doğanın ve doğallığın yansıması, huzurun ve güvenin rengi olan yeşil sezonun olmazsa olmazlarından. Çin kültürüne göre enerji kalkanı olarak kabul edilen yeşil, son derece hareketli, canlı ve dinamik, ayrıca her ten rengine kolaylıkla uyum sağlayan tamamlayıcı bir renk olma özelliği, kullanım alanını genişletiyor. Hangi tonda isterseniz, yeşil bir elbise ya da bir aksesuar edinin derim. Hemen hemen her markanın koleksiyonları arasında yer alan yeşili, 2013 Bahar koleksiyonlarında bulmakta zorlanmayacaksınız. Sarı-yeşil ile  aktif, neşeli ve canlandırıcı bir etki yakalarken, ince bir gri tonu hissettiğimiz  jade’de sesiz, dingin bir ruh halini,yeşilin en göz alıcı hali olan zümrüt yeşiliyle de  çekiciliği keşfedebilirsiniz. 

      YEŞİM YEŞİLİ Geçen sene başlayan mint yeşili fırtınası rotayı yeşim yeşiline çevirmiş gibi görünüyor ,jade diye isimlendirilen bu ton, baharda içimizi rahatlatan, ferahlatan etkisi ile yine  tüm koleksiyonlarda yerini alacak. Zac Posen’in muhteşem gece elbiselerinden, Caroline Herrera’nin spor  bluzlarına,  Rebecca Minkoff’un ekoselerinden, en soft hali ile  Donna Karan’in  koleksiyonuna kadar her yerde. Sizde baharda modaya ayak uydurmak ve trendi yakalamak istiyorsanız gardırobunuzda bu tonda  bir parçaya mutlaka yer açmalısınız. 

      ZÜMRÜT Mücevher renkleri, 2013 baharında etkisini sürdürürken en popüler olan ve geçtiğimiz sezonda özellikle kırmızı halıda boy gösteren starların tercihi Emarald yani zümrüt yeşili. Baştan çıkartan bir taşın, en az kendisi kadar baştan çıkartıcı rengi olan zümrüt yeşili, yaşam ve baharın rengi olarak bilinir. Antik Roma döneminde aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’ü temsil ettiğine inanılan  zümrüt yeşili bence bahar renk paletinin starı, herkesi içine çeken derin yeşilinde ciltleri sakinleştirici, canlandırıcı ve büyüleyici bir etkisi  var. Özellikle Vera Wang ,Burberry ve Zac Posen bu renkle harikalar yaratmışlar. 

      MAVİ Önümüzdeki bahar, mavinin her tonu moda destekte, alacakaranlık mavisinin yani, dusk mavinin  ayrı bir yeri var 2013 Baharında. Aslında hep içimizi bir hüznün kapladığı zamanlardan kopup gelen bir renk, yine de öylesine güzel yakalanmış ki ton, tıpkı akşamın dingin ama biraz yorgun ve gizemli  hali gibi hepimizi cezbediyor. Ve en güzel tonunu Zac Posen’un koleksiyonunda gördüğüm dusk mavi, Giorgio Armani, Givenchy ve Donna Karen koleksiyonları ile Moda Haftalarından hafızalarımıza kazındı. KOBALT MAVİ Renklerin, bu kadar yoğun olduğu bahar sezonunda tıpkı yeşil gibi, mavi renginin yoğunluğu da dikkat çekici. Gökyüzünün tüm tonlarından, deniz dibine,  bebe mavisinden kobalt mavisine, hatta laciverte kadar mavinin her tonuna rastlamak mümkün olacak bahar vitrinlerinde. Kobalt, Parlement, Safir yada Monaco  mavisi  diyelim, New York, Londra, Milano ve Paris'te Bahar 2013’un hemen hem her koleksiyonda karşılaştık bu muhteşem renkle. Özellikle  Tadashi Shoji, Elie Saab ve Jason Wu’nun kobalt mavisi büyüleyici elbiseleri benim hala unutamadıklarımdan. 

      KIRMIZI ihtişam, dişilik, seks, şehvet, ateş, iddia, kışkırtıcı ve çarpıca işte tüm bu duyguları aynı anda çağrıştıran tek renk; Kırmızı. Kırmızı, 2013 Baharında da yine baskınlığını koruyacak ve her tonu, özellikle gelincik kırmızısı akılları baştan alacak. Bazen bir kadının en güçlü silahlarından biri bile olabilen bu renk, 2013  Baharında da geçmeyen modası ile sizlere bambaşka bir çekicilik katmak için vitrinlerde sizleri bekliyor olacak ve her sezon olduğu gibi kırmızı halıların ve gösterişli partilerin en çekici rengi olmaya devam edecek. Tamamı ile kımızı giymek cesaret ister, kendine güven gerektirir ve  bu baştan çıkarıcı, kışkırtıcı renk sadece cesaretli kadınların tercihi olabilir diyorsanız ve o cesareti kendinizde bulamıyorsanız, o zaman  size tavsiyem Dior’un kırmızı fularlarını kullanarak bu muhteşem renkle dişiliğinizin farkına  varmanız, hadi biraz cesaret. MOR Mor, bütün eski öğretilerde ilham getiren, zenginliğin ve asaletin rengi olarak gösterilmiştir. Ayrıca insana büyük bir ruhsal enerji  verdiği düşünülür. Eğer  bu olumlu enerjileri almak istiyorsanız 2013  Bahar sezonunun  ışıldayan renkleri arasında bulunan mor ve morun her tonuna dolaplarınızda yer açın derim. Açık tenliyseniz; koyu tonlarda mor, esmer tenliyseniz; açık tonlarda mor tercih edebilirsiniz. Özellikle baharın en moda tonları olan Afrika menekşesi ve leylak renginin yeşil, sari, gri ve kahvelerle kullanımından doğan denge sayesinde muhtemelen baharın gelişi ile hissedeceğiniz  yorgunluğu da, içinize dolan mutluluk hissiyle kolayca yenebilirsiniz. 

      NATUREL RENKLER  Bunca parlak, gösterişli rengin yanında nüde ve keten  gibi natürel tonlara da bahar koleksiyonunda büyük yer verilmiş. Rengin en büyük özelliği havadar, hafif  ve ışıltılı görüntüsü, ayrıca son derece kadınsı, yumuşak, zarif ve enerjik. Bence Renk paletinin en kullanışlı rengi natürel renkler. Çünkü her şeyle kombinlenebilirler ve hiç bir zaman ucuz  görünmezler. Özellikle keten ve nude renklerinin  oldukça baştan çıkarıcı ve hatta kadını Elegant gösteren bir yanı var. Bu renklerle soluk görünmek gibi bir kaygınız varsa Valentino ve Marc Jacobs’un  2013 Bahar koleksiyonlarına ve Elie Saab’in muhteşem gece elbiselerine yenide göz atmanızı tavsiye edebilirim. Bir renk ancak bu kadar seksi bu kadar etkileyici ve büyüleyici görünebilir. 

      PEMBE Renk paletinde görünmese de pembe önümüzdeki sezon tüm tasarımcıların koleksiyonlarında fazlası ile yerini almış diğer bir renk. Oscar de la Renta’nin  canlı şeker pembelerinden, Gucci’nin en yüksek oktavlı açelya pembelerine, Christopher Kane’in sorbet pembelerinden, Dsquared2’ nin seksi pembelerine kadar her tonunu bulmak mümkün olacak bahar koleksiyonlarında. Baharın gelişiyle tüm kadınlar birer Victoria's Secret meleğine dönüşebilir. 

      SIYAH BEYAZ Bu sezon çizgilerin hüküm sürdüğü koleksiyonlarda siyah ve beyazın uyumu adeta  büyüleyici. İster grafik desenleri ile, ister çiçekli baskılı yada ince kalın çizgileri ile siyah beyaz gardıroplarınızda ki baş köşeyi hiçbir renge kaptırmamak niyetinde. Yıl boyunca ister ofiste ister en özel partilerde şık olmak isteyen kadınların tercihi yine hiç şüphesiz ki siyah beyaz olacak. Aslında Sonbahar-Kış trendlerine dolaplarımızda yeni yeni yer açarken, modanın hızına kendimizi kaptırıp 2013 Bahar-Yaz renklerini birlikte yeniden gözden geçirdik bile, şimdi sıra bu renklerle oluşturulan yeni koleksiyonların öne çıkanlarını derlemeye geldi... 

      2013 Bahar trendleri ile tekrar görüşebilmek dileğiyle… 

      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker 


      lhttp://pirlantasarrafi.blogspot.com/2013/07/2013-ilkbahar-yaz-sezonu-renk-trendleri.html
      ************************************************************************************************************************

      2013 İlkbahar - Yaz Sezonu Renk Trendleri

      SALI, 30 EKIM 2012 04:28 PM
      A A A A
        
      Nerdeyse Kasım ayındayız, yaklaşan kasırga haberleri önümüzdeki soğuk, kasvetli ve güneşsiz günlerin habercisi gibi, yine de ben  içimizi, gelmesini büyük bir heyecanla beklediğim, 2013 baharının esintileri ile ısıtmak istiyorum.

      New York, Londra ,Milano, Paris ve İstanbul Moda Haftaları derken zaten yaklaşık beş haftadır 2013 İlkbahar-Yaz rüzgarına kapıldık hep birlikte. Belki de, modanın en güzel taraflarından biride bu şekilde, “dinamik” oluşu. Henüz bir sezonu  tamamlamadan diğer  sezonun heyecanı kaplıyor içimizi, gelecek sezonun trendlerini öğrenmeye çalışırken birde bakmışız kışın yazı, yazın kışı yaşarken buluyoruz kendimizi ve başka başka mevsimleri ayni anda yaşıyoruz.

      Aslında insanların günümüzde görünüşleri ile etkili olmak  çabasından kaynaklanan bir durum, modaya olan bu büyük ilginin nedeni. Bu etkiyi sağlayabilmek için hepimiz az yada çok moda denen olgunun içinde yerimizi alma çabasındayız. Kimimiz sıkı sıkıya takip ederken, kimimiz kulak dolgunluğu yada göz aşinalığı ile yakalıyoruz moda trendlerini.
      Aslında eminim ki, en sıkı takipçilerin bile biraz kafası karıştı bu beş haftalık uzun moda  maratonunda, yüzlerce koleksiyon, binlerce model bir o kadar  farklı tarza şahit  olduk bu süreçte. Bunca model ve renk içinde önümüzdeki bahar hangileri öne çıkacak, vitrinleri neler süsleyecek ve en önemlisi  bize yeni çizgisi ve renkleri ile nasıl bir hava ve aura kazandıracak?


      Moda denince akla gelen ilk şey “ Renkler “. Bende bu gün sadece 2013 Bahar renklerinden bahsetmek istiyorum sizlere. 
      Renkler, olmasa her şey ne kadar ruhsuz ve tekdüze olurdu hayatta kim bilir. İnsanların yaşam tarzını ve kişiliğini ifade eden en önemli unsurlardan biri bence renk. Hüzün, mutluluk, sevgi, matem, sağlık, hastalık gibi daha burada  yazamadığım yüzlerce duygunun ifadesidir renkler. Her şeyin var oluşu ve tarifi onlunla başlar. Mavisi, pembesi ile insanları, beyazı, siyahi ile ırkları, hatta iyiyi kötüyü, matıyla durgunluğu, parlağı ile enerjiyi ve sağlığı anlatır. Hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen daima direncimizi ayakta tutma gücü verir bizlere. 2013 Bahar renkleri de bize bu konuda çok yardımcı olacağa benziyor. Diyebilirim ki, tam bir renk cümbüşü var önümüzde, cıvıl cıvıl, rengarenk  capcanlı, göze çarpan, iddialı, harika, içimizi pozitif duygularla dolduracak, aralarındaki uyumu ile dengemizi  sağlayacak bir bahar bizleri bekliyor.


      Palette “Alacakaranlık Mavisi ”, “Yeşim Rengi ”, “Natürel Ten Renkleri ” gibi daha nötr renklere, “ Turuncu”, “Menekşe ”, “Sarı”, “Orman Yeşili ” “Zümrüt ” gibi varlığını güçlü bir şekilde ortaya koyan, egzotik, aydınlık, enerjik, huzurlu ama bir o kadar da eğlenceli ve ilgi çeken renklere. Ve en son olarak da “Kırmızı ” ve “Kobalt Mavi” gibi gücümüze güç katacak renklere  yer verilmiş. Belirlenen 10 ana renk arasında 3 ton yeşil ve 2 ton mavinin bulunması önümüzdeki baharın, yeşil ve mavi gibi insana güven, huzur ve özgürlük duygusu veren iki güzel renk arasında paylaşılacağını, diğer renklerin ise onlara eşlik edeceğini gösteriyor.


      SARI
      Limon sarısı diyebilirim ki sezonun en favori rengi, hemen hemen her koleksiyonda  tasarımcılar sarı renge yer vermişler. Uçuşan şifon, organze, tül, jarse gibi kumaşlarla eşleştiğinde ise çekiciliği çok daha artıyor sarı rengin.Aslında yazla beraber bronzlaşan tenlere en yakışan renk olsa da kullanımı her zaman ideali  sarının. Ama bu sezon, capcanlı güneş sarısından, olgun limon sarısına, hatta  hafif kremsi sarılara kadar her tonuna bol bol rastlayacağız yaz vitrinlerinde. Sizde yeniliklerden vazgeçmeyen moda tutkunlarındansanız sarının tonları arasından size en uygun renk aralığını seçerek, her yaşta sarı rengi üzerinizde taşıyabilirsiniz! Eğer cesaretiniz yoksa baştan aşağı sarı bir kıyafeti giyinmeye öyleyse minik bir fular, aksesuar yada sarı bir çanta ile beyaz bir kıyafetinizi kombinleyerek sizde  bu canlı dinamik neşeli rengi bahar gardıroplarınıza sokabilirsiniz.


      TURUNCU
      Bu kış olduğu gibi, Bahar 2013 sezonununda  en hit renklerinden biri turuncu. Şeftali rengi ağırlıkta olmak koşulu ile biraz portakal, biraz balkabağı yada krizantem darken turuncunun açıktan koyuya her tonunu her yerde göreceksiniz önümüzdeki bahar günlerinde. Elbiseler, ayakkabılar, kemerler, güneş gözlükleri her yerde turuncu çılgınlığı yaşanıyor sanki. Pozitif enerjinin rengi olan turuncu ile canlı, neşeli bir bahar bizi bekliyor. Açıkçası önümüzdeki baharda mutlaka almanız gerekenler arasında  turuncu bir bikini, turuncu bir ayakkabı, oje ve aksesuar olmalı. Özellikle bronzlaştıktan sonra kime yakışmaz ki bu renk? Birde moda haftalarından hafızalarımızı tazeleyelim isterseniz; Burberry Prorsum’un turuncu renkli şeffaf pelerinini kim unutabilir ki, yada Gucci' nin muhteşem  elbiselerini, beyaz  gece elbiseleri ile  kombinledigi o harika mercan kolyelerini, Carolina Herrera’nin turuncu dantel elbiselerini yada Erdem’in turuncu çiçeklilerini.


      YEŞİL
      Zümrüt yeşilinden, orman yeşiline, su yeşilinden lime yeşiline ve hatta geçtiğimiz sezon aksesuarlardan ojelere kadar her yerde karşımıza çıkan mintten, jade tonlarına kadar diyebilirim ki, her tonu ile  2013 baharında stilinize katacağı doğallıkla yemyeşil bir bahar bizi bekliyor. Doğanın ve doğallığın yansıması, huzurun ve güvenin rengi olan yeşil sezonun olmazsa olmazlarından. Çin kültürüne göre enerji kalkanı olarak kabul edilen yeşil, son derece hareketli, canlı ve dinamik, ayrıca her ten rengine kolaylıkla uyum sağlayan tamamlayıcı bir renk olma özelliği, kullanım alanını genişletiyor. Hangi tonda isterseniz, yeşil bir elbise ya da bir aksesuar edinin derim. Hemen hemen her markanın koleksiyonları arasında yer alan yeşili, 2013 Bahar koleksiyonlarında bulmakta zorlanmayacaksınız. Sarı-yeşil ile  aktif, neşeli ve canlandırıcı bir etki yakalarken, ince bir gri tonu hissettiğimiz  jade’de sesiz, dingin bir ruh halini,yeşilin en göz alıcı hali olan zümrüt yeşiliyle de  çekiciliği keşfedebilirsiniz.



      YEŞİM YEŞİLİ
      Geçen sene başlayan mint yeşili fırtınası rotayı yeşim yeşiline çevirmiş gibi görünüyor ,jade diye isimlendirilen bu ton, baharda içimizi rahatlatan, ferahlatan etkisi ile yine  tüm koleksiyonlarda yerini alacak. Zac Posen’in muhteşem gece elbiselerinden, Caroline Herrera’nin spor  bluzlarına,  Rebecca Minkoff’un ekoselerinden, en soft hali ile  Donna Karan’in  koleksiyonuna kadar her yerde. Sizde baharda modaya ayak uydurmak ve trendi yakalamak istiyorsanız gardırobunuzda bu tonda  bir parçaya mutlaka yer açmalısınız.


      ZÜMRÜT
      Mücevher renkleri, 2013 baharında etkisini sürdürürken en popüler olan ve geçtiğimiz sezonda özellikle kırmızı halıda boy gösteren starların tercihi Emarald yani zümrüt yeşili. Baştan çıkartan bir taşın, en az kendisi kadar baştan çıkartıcı rengi olan zümrüt yeşili, yaşam ve baharın rengi olarak bilinir. Antik Roma döneminde aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’ü temsil ettiğine inanılan  zümrüt yeşili bence bahar renk paletinin starı, herkesi içine çeken derin yeşilinde ciltleri sakinleştirici, canlandırıcı ve büyüleyici bir etkisi  var. Özellikle Vera Wang ,Burberry ve Zac Posen bu renkle harikalar yaratmışlar.


      MAVİ
      Önümüzdeki bahar, mavinin her tonu moda destekte, alacakaranlık mavisinin yani, dusk mavinin  ayrı bir yeri var 2013 Baharında. Aslında hep içimizi bir hüznün kapladığı zamanlardan kopup gelen bir renk, yine de öylesine güzel yakalanmış ki ton, tıpkı akşamın dingin ama biraz yorgun ve gizemli  hali gibi hepimizi cezbediyor. Ve en güzel tonunu Zac Posen’un koleksiyonunda gördüğüm dusk mavi, Giorgio Armani, Givenchy ve Donna Karen koleksiyonları ile Moda Haftalarından hafızalarımıza kazındı.

      KOBALT MAVİ
      Renklerin, bu kadar yoğun olduğu bahar sezonunda tıpkı yeşil gibi, mavi renginin yoğunluğu da dikkat çekici. Gökyüzünün tüm tonlarından, deniz dibine,  bebe mavisinden kobalt mavisine, hatta laciverte kadar mavinin her tonuna rastlamak mümkün olacak bahar vitrinlerinde. Kobalt, Parlement, Safir yada Monaco  mavisi  diyelim, New York, Londra, Milano ve Paris'te Bahar 2013’un hemen hem her koleksiyonda karşılaştık bu muhteşem renkle. Özellikle  Tadashi Shoji, Elie Saab ve Jason Wu’nun kobalt mavisi büyüleyici elbiseleri benim hala unutamadıklarımdan.

      KIRMIZI
      ihtişam, dişilik, seks, şehvet, ateş, iddia, kışkırtıcı ve çarpıca işte tüm bu duyguları aynı anda çağrıştıran tek renk; Kırmızı.
      Kırmızı, 2013 Baharında da yine baskınlığını koruyacak ve her tonu, özellikle gelincik kırmızısı akılları baştan alacak. Bazen bir kadının en güçlü silahlarından biri bile olabilen bu renk, 2013  Baharında da geçmeyen modası ile sizlere bambaşka bir çekicilik katmak için vitrinlerde sizleri bekliyor olacak ve her sezon olduğu gibi kırmızı halıların ve gösterişli partilerin en çekici rengi olmaya devam edecek. Tamamı ile kımızı giymek cesaret ister, kendine güven gerektirir ve  bu baştan çıkarıcı, kışkırtıcı renk sadece cesaretli kadınların tercihi olabilir diyorsanız ve o cesareti kendinizde bulamıyorsanız, o zaman  size tavsiyem Dior’un kırmızı fularlarını kullanarak bu muhteşem renkle dişiliğinizin farkına  varmanız, hadi biraz cesaret.


      MOR

      Mor, bütün eski öğretilerde ilham getiren, zenginliğin ve asaletin rengi olarak gösterilmiştir. Ayrıca insana büyük bir ruhsal enerji  verdiği düşünülür. Eğer  bu olumlu enerjileri almak istiyorsanız 2013  Bahar sezonunun  ışıldayan renkleri arasında bulunan mor ve morun her tonuna dolaplarınızda yer açın derim. Açık tenliyseniz; koyu tonlarda mor, esmer tenliyseniz; açık tonlarda mor tercih edebilirsiniz. Özellikle baharın en moda tonları olan Afrika menekşesi ve leylak renginin yeşil, sari, gri ve kahvelerle kullanımından doğan denge sayesinde muhtemelen baharın gelişi ile hissedeceğiniz  yorgunluğu da, içinize dolan mutluluk hissiyle kolayca yenebilirsiniz.


      NATUREL RENKLER 
      Bunca parlak, gösterişli rengin yanında nüde ve keten  gibi natürel tonlara da bahar koleksiyonunda büyük yer verilmiş. Rengin en büyük özelliği havadar, hafif  ve ışıltılı görüntüsü, ayrıca son derece kadınsı, yumuşak, zarif ve enerjik. Bence Renk paletinin en kullanışlı rengi natürel renkler. Çünkü her şeyle kombinlenebilirler ve hiç bir zaman ucuz  görünmezler. Özellikle keten ve nude renklerinin  oldukça baştan çıkarıcı ve hatta kadını Elegant gösteren bir yanı var. Bu renklerle soluk görünmek gibi bir kaygınız varsa Valentino ve Marc Jacobs’un  2013 Bahar koleksiyonlarına ve Elie Saab’in muhteşem gece elbiselerine yenide göz atmanızı tavsiye edebilirim. Bir renk ancak bu kadar seksi bu kadar etkileyici ve büyüleyici görünebilir.


      PEMBE

      Renk paletinde görünmese de pembe önümüzdeki sezon tüm tasarımcıların koleksiyonlarında fazlası ile yerini almış diğer bir renk. Oscar de la Renta’nin  canlı şeker pembelerinden, Gucci’nin en yüksek oktavlı açelya pembelerine, Christopher Kane’in sorbet pembelerinden, Dsquared2’ nin seksi pembelerine kadar her tonunu bulmak mümkün olacak bahar koleksiyonlarında. Baharın gelişiyle tüm kadınlar birer Victoria's Secret meleğine dönüşebilir.


      SIYAH BEYAZ
      Bu sezon çizgilerin hüküm sürdüğü koleksiyonlarda siyah ve beyazın uyumu adeta  büyüleyici. İster grafik desenleri ile, ister çiçekli baskılı yada ince kalın çizgileri ile siyah beyaz gardıroplarınızda ki baş köşeyi hiçbir renge kaptırmamak niyetinde. Yıl boyunca ister ofiste ister en özel partilerde şık olmak isteyen kadınların tercihi yine hiç şüphesiz ki siyah beyaz olacak.
      Aslında Sonbahar-Kış trendlerine dolaplarımızda yeni yeni yer açarken, modanın hızına kendimizi kaptırıp 2013 Bahar-Yaz renklerini birlikte yeniden gözden geçirdik bile, şimdi sıra bu renklerle oluşturulan yeni koleksiyonların öne çıkanlarını derlemeye geldi...
      2013 Bahar trendleri ile tekrar görüşebilmek dileğiyle…
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker

      ****************************************************************************

      İstanbul Fashion Week 30 Bin Ziyaretçiye Ev Sahipliği Yaptı

      PAZAR, 21 EKIM 2012 07:00 PM
      A A A A
        
      İstanbul Fashion Week  (IFW ) 4 gün boyunca yaklaşık 30 bin ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.
      Tekstilde küresel taleplerin artması; yeni gelişen pazarlara ilgiyi artırırken, bu durum aynı zamanda rekabetinde sertleşmesine neden oluyor.  Çin ve bir çok Uzak Doğu ülkelerinde ki ucuz maliyetli üretim ile baş etmenin mümkün olmaması gerçeği, bu büyük rekabet içinde, Türkiye’de ki  tekstil sektöründe, yaratıcılığa ve özgün tasarımlara dayalı değişimi kaçınılmaz hale getiriyor. Bilinçlenen tekstil sektörü çözüm arayışlarında nihayet  tasarımın ve markalaşmanın önemini kavramış gibi görünüyor.
      Türkiye’nin imajını geliştirmek, Türkiye’de moda ve tasarım olduğunu göstermek ve uluslararası arenada takip edilebilir olabilmek açısından Türkiye’de yapılacak Moda Haftaları çok büyük önem arz ediyor.
      Tüm bu bilinçlenmenin ışığında, Türk Moda tasarımcılarının ve Türkiye’deki Moda Sektörünün bir araya gelme çabalarının sonucunda doğan İstanbul Fashion Week 10-13 Ekim tarihleri arasında Tophane'deki Antrepo 3’te; 5 marka ve 34 tasarımcının İlkbahar –Yaz 2013 koleksiyonları ile, 7. kez kapılarını Moda Dünyası’na açtı.

      Bu büyük organizasyon için merkez  üssü olarak İstanbul gibi tarihi ve doğal güzellikleri ile herkesçe bilinen  küresel kimliğe sahip bir şehrin seçilmesi çok doğru bir karar.  Ayrıca şehrin  üretim geçmişinden kaynaklanan bilgi birikimi, ticari ve ekonomik  açıdan merkez niteliği taşıyor olması istenen hedeflere ulaşma yolunda büyük katkı sağlayacaktır. Dünyanın ilgiyle takip ettiği Londra, New York, Berlin, Milano, Tokyo gibi önde gelen Moda Haftalarını düzenleyen, uluslar arası organizasyon şirketi IMG ile işbirliği içine girmek bu zorlu yolda katkı sağlayacak diğer güzel bir gelişme olduğu inancındayım.
      Birazda bu sene 7.’si düzenlenen  İstanbul Fashion Week te neler olmuş onları görelim dilerseniz.
      Geçtiğimiz yıl New York Fashion Week ile ayni zamana denk gelen IFW, istenilen ziyaretçi sayısına ulaşamamış, editörlerin birçoğu New York'a gitmeyi tercih etmişlerdi. Ama bu sene Organizasyon, doğru zamanlama ile  aralarında dünyaca ünlü moda ve ekonomi yayınlarının da bulunduğu 50 medya kuruluşunu İstanbul’a getirmeyi başardı. Ve tam kapasite dolan  defileleri ile  katılım rekoru kıran  haftanın en önemli ismi  Paris Moda Haftası’ nda da  defileler yapan Dilek Hanif oldu. Atıl Kutoğlu, Cengiz Abazoğlu, Dilek Hanif gibi moda dünyasınca  tanınmış tasarımcıların  bir araya gelmesi ve oluşuma destek vermesi tabi çok önemli, böylece artan ilgi ile beraber daha çok moda yazarı, blogger ve buyer  İstanbul’a gelmeyi tercih edecek. Bu da haftanın uluslar arası arenada tanınırlığını ve saygınlığını artıracak.

      Dilek Hanif
      Dilek Hanif’in bu seneki koleksiyonu çok romantik. Ana tema olarak  prenses şıklığını seçtim diyen tasarımcı iç kıpırdatan, uçuş uçuş ve kadının özel günlerinde giymeyi tercih edeceği bir koleksiyon hazırlamış. Danteller, payetler, fiyonklarla tasarlanan parçalarda 1800’lü yıllarda yaşayan ressam Mary Cassat’ın pastel renk paletindeki yumuşak renklerden etkilenen tasarımcı, huzur veren  pudra, somon, mint yeşili, beyaz gibi renklerle süslemiş, 2013 Bahar koleksiyonunu .

      Atıl Kutoğlu
      Türk modasının dünyada en çok tanınan zirvedeki ismi Atıl Kutoğlu, 2013 bahar  koleksiyonu ile yine  büyük beğeni topladı. Volümlü, rahat ve bol kesimlerin ağırlıkta olduğu koleksiyonda, ipek, koton, keten, deri  ve güderi gibi kumaşlar ön plana çıkarılmış. Kutoğlu, payet işlemelerin ve  transparan tül detayların geniş yer verildiği gece elbiselerinin aynı zamanda  Efes ve Truva esintilerinin modernize edildiği  tasarımlarının sunumunda yaptığı sürpriz ile günlerce moda manşetlerinde en çok yer alan isim oldu. Avusturya’da  “ Next Topmodel “ yarışma programında beraber jüri üyeliği yaptığı top model Tamara Ecclestone ve Moda Dünyası’nın tanınmış isimlerinden Jessica Stam’ı podyuma çıkaran tasarımcı, hem kendi  defilesini renklendirirken, hem de İstanbul Fashion Week‘in dünya basınında bu karelerle  yer almasını sağlayarak üzerine düşen tanıtım görevini laiki ile yerine getirdi.

      ADL & Cengiz Abazoğlu
      “Deep Dream“ adını verdiği koleksiyonu ile haftaya katılan  Cengiz Abazoğlu, “ADL” markası altında satışa sunulacak olan ve ilk kez koleksiyonuna dahil ettiği mayoları ve  kırmızı elbiseleri ile herkesi kendine hayran bıraktı. Kırmızı dışında mor, turkuaz, beyaz, pudra renklerinin kullanıldığı koleksiyon iri şapkaları ile de büyük ilgi gördü.

      Gül Ağış
      Geçtiğimiz ay Londra Moda Haftası'nda sergilediği  “Lug Von Sıga “ 2013 İlkbahar-Yaz koleksiyonu ile adından söz ettiren Gül Ağış, Kapalıçarşı’nın esrarengiz koridorlarından  ilham alarak hazırladığı koleksiyonun da, Uzakdoğu'dan başlayan ve İstanbul’da sonlandırılan  bir yolculuk serüveninden bahsediyor.  Bizzat kendi çektiği fotoğrafları kumaşa bastırarak hazırladığı tasarımlarla  farklı bir hava yakalamayı amaçlayan tasarımcı Japon ve Hint kültürlerinin izlerini de içinde barındıran tasarımları ile tüm ilgiyi üzerine çekmeyi başardı.

      Gamze Saraçoğlu
      Gamze Saraçoğlu, yeteneği ve yaratıcılığına kattığı  pozitif enerjisi ile beğenilen bir tasarımcı, bu sene yine herkesin yoğun ilgisini kazanan bir koleksiyonla İstanbul Fashion Week’te yerini aldı. Özel olarak hazırladığı brokar ve ottoman kumaşlarda; haki, turuncu, bej, metalik gri, ve toprak  renklerinin  ağırlıklı olarak kullanan  Saraçoğlu’nun,  ipek şifon üstler, derin yırtmaçlı ve pilili eteklerle birlikte, defilede kullanılan altın rengi ayakkabılar da büyük beni topladı.

      Zeynep Tosun 
       Londra Moda Haftasında da büyük beğeni toplayan koleksiyonu ile IFW’ye katılan  Zeynep Tosun’un koleksiyonu kendine özgü ve oldukça cüretkârdı. Aslında koleksiyonun en dikkat çeken parçası şapkalar oldu. Tasarımlarında ki baskı detayları ise tek kelime ile şahaneydi. Beyaz, bej, siyah ve metalik renklerin ağırlıkta kullanıldığı, hepsi birbirinden hoş ve büyük özenle hazırlandığı belli olan kıyafetlerde ki her detay koleksiyona ayrı  bir güzellik katmıştı.

      Elif Çığızoğlu
      Koleksiyonun bir köprü ve  dünden bugüne, bugünden yarına bir adım olduğuna inanan tasarımcı, "Hepimiz birer savaşçıyız ve benim savaşım yeni başlıyor diye, lanse ettiği “ The Bridge ”  koleksiyonun da siyah, beyaz, pembe, ekru, dore gibi renklere yer vermiş. File, deri, organze ve ipekli  kumaşların  kullanıldığı tasarımlarını  altın  detaylarla süsleyen  tasarımcının koleksiyonu büyük beğeni topladı.

       Nihan Buruk
      Tasarımcının “Yeniden doğuş” temasından yola çıkılarak hazırladığı giysilerin tanıtımı, sahneye kırmızı gitarları ile çıkan rock grubu  Redd’in canlı  müzikleri ile oldukça renkli başladı.  Grup koleksiyonun tanıtımı boyunca mankenlere eşlik etti. Genellikle bej renginin hakim olduğu koleksiyonda  ince kahve çizgili kıyafetlerde ilgi çekiciydi. Dikkat çeken diğer detaylarsa  modellerin uzun at kuyruğu yapılmış saçları ve düz ipli narin sandaletleri oldu.

      Hatice Gökçe
      Aslında erkek giyim tasarımcısı olan Hatice Gökçe daha önce hazırladığı; Kara Karga, Jön Türkler ve Gılman koleksiyonlarıyla moda dünyasına alışılmışın dışında koleksiyonlar sunan bir tasarımcı. "Trans" adını verdiği yeni koleksiyonuyla da IFW’de en çok konuşulan isimlerden olan Gökçe. 2013 Bahar koleksiyonunu "Coşkulu bir trans olma halinden" yola çıkarak hazırladığını belirtirken, yün, ipek ve pamuk karışımı kumaşlar kullanarak hazırladığı koleksiyonun da kılıç desenlerinin yanında aksesuar olarakta  kılıç ve gürz gibi metallere de yer vermiş. Ana renkleri bej, gri ve ten rengi olarak seçilen  koleksiyonda konfor ön planda tutulmuş.
      Aksaklıklar olsa da, bu büyük organizasyonun  gerçekten başarılı olduğunu söylemeliyim. Belli ki 4 gün boyunca ziyaretçi akınına  uğrayan İstanbul Moda Haftası’ nın, dünya moda takviminde ki yerini güçlendirmek ve dünya modasına yön veren  şehirler arasına girebilmesi için organizasyon komitesi gerçekten büyük emek vermiş. Ama bu güçlü rekabet içinde, her gün hızla artan sayıları ile yaklaşık 139’u bulan Moda Haftaları karşısında ayakta kalmak ve sürdürülebilir olmak hiçte kolay değil. Bu sıralamada aslında, ilk 20’nin içinde olan  İstanbul Fashion Week’in daha da yükselebilmesi için  kamu ve özel sektörün güçlü desteğine ihtiyaç var.
      Örneğin Londra Moda Haftası 1960 yılında başlamasına rağmen  ancak 1984 yılında devlet desteği ve  kar amacı olmayan British Fashion Council’un kurulması ile uluslararası piyasalarda tanınabilmişti.. Tekstil alanında zaten sağlam bir geçmişe sahip İstanbul’da  kendi çapında moda alanında çok önemli adımlar atılmaya başlamıştır ki IFW ‘e verilen önem bunun en büyük göstergesidir. Eğer  devlet ve özel sektör desteği tam sağlanırsa neden hayallerimiz gerçek olmasın?  Ve New York, Londra, Paris, Milano  gibi modanın başkentleri sıralamasına  İstanbul’un   isimde  ilave edilmesin. İstanbul’un eşsiz güzelliklerinin ve kültürel, tarihi zenginliklerinin yanında moda başkentlerinden bir olarak  anılması, Türkiye için her yönden artılar getirecek aynı zamanda hepimizi gururlandıracaktır.
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      ************************************************************************************************************************

      Paris Moda Haftası ( İlkbahar / Yaz 2013 )

      PAZAR, 14 EKIM 2012 01:54 PM
      A A A A
        
       
      Modanın kalbi Paris’te, 2013 İlkbahar - Yaz koleksiyonları ile heyecan zirveye taşındı.
      New York, Londra ve Milano’dan sonra nihayet bu yıl ki moda maratonunun son durağı, sanatın, aşkın ve Moda’nın başkenti Paris’teyiz.

      İçinde sayısız tarzı ve çeşitliliği barındıracak ve hepsini aynı anda kucaklayacak mucizevi bir şehir Paris. Şarapları gibi gün geçtikçe kıymetlenen, zaman da asılı kalmış hiç yaşlanmayan şiirsel güzellikte bir kadın gibi, biraz nostaljik, biraz bohem, biraz sofistike. Ama, her zaman romantik, şık, zarif ve yenilikçi. Bir yandan dünyanın en değerli sanat eserlerine, moda evlerine ve şovlarına ev sahipliği yaparken, bir yandan kendisi başlı başına modası hiç geçmeyecek muhteşem bir yapıt.

      "Vitrinler söylüyor şimdi, bulvarların ışıklı şiirini" Balzac bir şiirinde, Paris için yazmış bu mısraları, Moda Haftası ile daha da parladı o vitrin ışıkları daha da coştu  vitrinlerden ve  podyumlardan yayılan Moda’nın nağmeleri. Büyüsü hiç kaybolmayan parfüm kokan dar sokaklardan Şanzelize Bulvarına, Eiffel’in gölgesinden Trocadero’nun fıskiyeli havuzlarına, Louvre’dan Pompidou‘ya, Cafe de Flore’den gece partilerine kadar, her köşesinde moda olan moda konuşulan bir hafta yaşandı bu rüya şehirde.
      Önümüzdeki yılın ilkbahar-yaz tasarımlarını takipçilerinin beğenisine sunan ve moda devlerinin gövde gösterisine sahne olan Paris podyumları, bir aydır devam eden baş döndürücü hızdaki yolculuktan yorgun düşen Moda Dünyası’nın, heyecanını yeniden zirveye taşıdı.
      Chanel’in muhteşem şovu, Louis Vuitton’un hipnotize eden tasarımları, Valentino’nun kusursuz koleksiyonu, Jean Paul Gaultier’in çılgın tasarımları, Elie Saab’nin düşleri süsleyen gece elbiseleri, Dior ve Saint Laurent için ilk koleksiyonlarını yarıştıran Raf Simmons ve Hedi Slimane arasındaki rekabet derken koskoca bir hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçti.

      Chanel
      Her zaman dahiyane fikirleri  ile tanıdığımız Chanel’in tasarımcısı Karl Lagerfeld bu seferde tüm dikkatleri Paris defilesi ile, enerji tüketimi ve yenilenebilir enerji konusuna çekti. Gün geçtikçe daha çok moda tasarımcısı yenilenebilir teknolojileri kullanmak konusunda çalışmalar yapsa da, hiçbiri solar panellerden yapılmış izlenimi veren bir podyum ve 13 rüzgar türbiniyle 2013 Bahar Modasını sunan Chanel kadar ses getirmedi. Grand Palas’ta ki muhteşem atmosfer içinde beyaz rüzgar tribünlerinin hafifçe dönmesi ile başlayan defilede, siyah ve beyaz  renkler koleksiyona hakim olurken puantiye, geometrik formlar, keskin çizgiler, grafik baskılar ve çiçek desenleri en belirgin detaylar olarak görüldü. Olağanüstü çeşitliliğe sahip ve gelecek odaklı koleksiyonda, Karl Lagerfeld yeni teknolojik kumaşlarının yanı sıra klasik tüvitlerden hazırladığı modeller için de  kobalt mavisi, kırmızı, pembe, nar çiçeği, gri, yeşil, lavanta, aqua, siyah ve beyaz renklerini kullanmış.
      Bu büyük şovda en çok konuşulan ve dikkat çeken parçası ise, plaj havlusu için tasarlanmış  hula-hoop şekilli kapitone çanta oldu. Ayrıca grafik desenli, ince ızgara efektli ayakkabılarıyla da Chanel koleksiyonu, moda takipçilerinin yine ilgi odağıydı.

      Louis Vuitton
      Louis Vuitton, hatırlarsanız 2012 Kış koleksiyonunu tanıttığı  Paris Moda Haftası'nda podyuma  ne kadara mal olduğu tam olarak bilinmese de, bazı iddialara göre 8 milyon dolar harcandığı söylenen bir tren getirtmiş ve  moda tarihinde daha önce hiç  görülmemiş bu şov ile herkesi şaşkına çevirmişti. Bu seneki Louis Vuitton’un Louvre Müzesi’nin  avlusunda kurulan geçici bir binada gerçekleşen ve  bilimkurgu filmini andıran defilesi de, geçen sene ki etkiyi yaratmasa da Paris Moda Haftası’nın son gününe yine damgasını vurdu. Mankenlerin yürüyen merdivenlerden aşağıya inişleriyle başlayan defile, sarı beyaz satranç tahtası şeklinde dizayn edilen podyumda devam etti. Louis Vuitton, adına koleksiyonları hazırlayan Marc Jacobs, 60′ların modellerini modernize ettiği Paris 2013 Bahar koleksiyonunda da New York’ta başlattığı çizgi trendine devam ettiğini gösterdi. Ayrıca, sarı, siyah, beyaz, bej, kahverengi ve parlak yeşil renklerin, grafik desenlerin ve  damaların başrolde olduğu  koleksiyonunu, diz üstü elbiseler, mini şortlar, pantolonlar, blok çiçek baskılar ve iri düğmeli kısa ceketlerle tamamlamış usta modacı. Klasik küçük çantalar, kabarık sevimli fiyonklarla süslenmiş saçlar ve sivri burunlu topuklularla yine unutulmaz, dinamik bir koleksiyonla izleyicilerini adeta hipnotize ediyor  Marc Jacobs.

      Alexander McQueen
      Ünlü tasarımcı Alexander McQueen’in intiharından sonra markayı yürütmeyi üstlenen Sarah Burton’un 2013 İlkbahar-Yaz koleksiyonu ana motif olarak “dişi isçi arılardan”  ilham almış. İlk çocuğuna hamile olan Burton, korse ile şekillendirilmiş, takım elbiseleri ve tarlatanla kabartılmış etekleri ile büyük bir duygusallık içinde hazırladığı koleksiyonun da belli ki, kadınlık ve kadın formunu ön plana çıkarmak istemiş. Transparan ve erotik kıyafetlerle dikkat çekmekten hoşlanan bir kadını  konu aldığı defilesinde, yüzlerin gizlendiği yarim arıcı bereler, yanardöner brokar ceketler, üç boyutlu altın petek baskılı elbiseler, aplike çiçeklerle kabartılmış organze ve tül balo kıyafetleri, altın kemerlerle iyice belirginleştirilen bel kavisi ve yüksek topuklu bal peteği dokulu ayakkabılar dahil her detay  göz kamaştırıcı. Koleksiyonun aldığı tek eleştiri tasarlanan bu muhteşem  kıyafetlerin hiçbir yerde giyilemeyecek türden olması. Bu koleksiyonun nasıl giyilebilir bir hale getirileceği ise halen  büyük bir merak konusu.

      Saint Laurent
      Dior’un eski tasarımcısı Hedi Slimane ‘nin yüksek enerjisi ile hazırlanan 2013 Saint Laurent koleksiyonu, podyumlarda Western havası estirirken, Vahşi Batı’yı günümüze taşıyor. Aslında Dior’da sağlam bir yer edinen ve bu güne kadar sadece erkek koleksiyonları hazırlamış olan  modacının Saint Laurent için nasıl bir tarz oluşturacağı büyük bir merak konusuydu. Deri, şifon ve şeffaf tülden maxi elbiselerle feminenlik kazandırdığı  ve siyah rengin ihtişamı ile başlayan defileyi parlak renklerle bitiren modacının, beklentileri boşa çıkarmadığı herkesin ortak görüşü. Slimane’nin, fırfırlı bluzları, dar pantolonları, smokin ceketleri, geniş kenarlı fötr şapkalarla kombinlediği 2013 koleksiyonu boyundan bağlamalı fularlar, kalın deri kemerler, saçaklar ve şifon pelerinlerle bizleri gizemli ve büyülü bir atmosferin içine çekmeyi başarıyor.

      Christian Dior
      Dior’un kreatif direktörlüğüne getirilen Raf Simons’ın da tıpkı Hedi Slimane gibi Dior’da ne gibi değişimler yapacağı, nasıl bir koleksiyon hazırlayacağı ve hangisinin daha başarılı olacağı daha Moda Haftası başlamadan büyük bir tartışma kokusu olmuştu. Ve o gün geldiğinde Dior‘un aşina olduğumuz  ağır havasını, tasarımları ile  daha çocuksu şirin bir havaya sokan Simons’un özgürlük teması ile ortaya çıkan koleksiyonu tüm moda eleştirmenlerinden  tam not aldı. Böylece Paris Moda Haftasın’da ilk defa hazır giyim tasarımlarını tanıtan Simons bu büyük sınavı başarı ile verdi. Yazın sadelik akımından etkilenmiş görünen tasarımlarda, siyah, lacivert  düz kesim takımlar ve ceket elbiseler son derece zarif. Siyahin yine vazgeçilmez olduğu Dior koleksiyonda, sarı, portakal, metalik pembe ve nane tonlarının kullanıldığı kısa şirin elbiseler ve asimetrik bluzlarla  kombinlenen düz siyah şortlar herkesin  büyük beğenisini topladı. Ama defilenin en dikkat çeken parçaları 40′lı yıllardan ilham alan kabarık eteklerdi. Özellikle koleksiyonun saten kumaştan yapılmış, gül baskılı balo eteği ve mankenlerin Swarovski kristalleri  kullanılarak yapılan  göz makyajları  hafta boyunca tüm magazin dergilerini süsledi.

      Valentino 
      Maria Grazia Chiuri ve Pier Paolo Piccioli ikilisinin kreatif direktörlüğünde hazırlanan Valentino koleksiyonu tek kelime ile rüya gibi. Bu ne zarafet bu ne şıklık. Arıtılmış dupduru bir koleksiyon. Narin kumaşlar ve ayrıntılı nakış işleri ince bir erotizmle birleştirilmiş. Kullanılan şeffaf ve yumuşak kumaşlar yoluyla gölgelenen tenler güzel giysilerin altında ne olduğu gizemi içinde herkesi bir hayalin içine çekiyor. Siyah ve beyaz, fildişi, toz pembe, gri, kırmızı, yeşil, kahverengi renkleriyle hayran kaldığımız tasarımlar, kusursuz zarafetleri ile büyüleyici. Makyaj sanatçısı Pat McGrath’in kullandığı teknikle koleksiyondaki şiirsellik mankenlerin ipeksi ciltlerine bile yansımış. Belli ki, Valentino’nun hayal ettiği kadın, modern ve efsanevi kadının mükemmel bir birleşimi. Cam görünümlü çanta ve şeffaf ayakkabılarla da koleksiyonun mükemmelliği tamamlanmış.

      Givenchy
      Givenchy’in tasarımcısı Riccardo Tisci’nin hayatında dini inançları  her zaman önemli bir yer edinmiştir. Bugüne kadar, bunu asla hazırladığı koleksiyonlarda tam anlamı ile ifade etmeyen tasarımcının, rahip ve rahibelerden esinlenerek tüm kutsal unsurları harmanladığı 2013 Bahar  koleksiyonunda “saflık ve  hafifliği” bir arada görüyoruz. Tafta, düşes saten, organze ve ipek gibi lüks kumaşlarla hazırlanan koleksiyonda, siyah, beyaz, gri ve bebe mavisi siluetlerin yanında altın tokalar ve kolyeler, hacimli piskopos kolları ve Katolik yakalarla koleksiyona Gotik bir hava katilmiş.

      Elie Saab
      Prenseslerden tutun da Hollywood yıldızlarına kadar pek çok ünlüyü giydiren Beyrut doğumlu modacının  bir sanat eseri gibi tasarladığı koleksiyonları, insanda büyük bir hayranlık uyandırıyor. Haute Couture’de ki iddiasını daha sade bir şekilde hazır giyimde de sürdürüyor olsa da, modacının 2013 Bahar koleksiyonundaki, taş ve kristal özel işlemeli tül kumaşlar, göz alıcı dantellerle tasarladığı elbiselerdeki zarafet, incelik ve  masalsı görünüm  tüm kadınları yine büyülüyor. Açıktan koyuya kadar mavinin her tonunun ağırlıklı olduğu koleksiyonda, fildişi krem, vizon, çikolata, kiraz kırmızı, turkuaz ve safir gibi birçok renk ustaca kullanılmış. Transparan kumaşlar, derin göğüs dekolteleri, yırtmaçlar, etek-ceket ve etek-pantolon takımlar ve uçuş uçuş  kumaşları ile kadını güzelleştirmeyi amaç  edinmiş Elie Saab 2013 Bahar koleksiyonu için, şiir gibi demek yerinde bir tanımlama olur.

      Balmain
      Balmain’in 27 yaşındaki  Fransız tasarımcısı Olivier Rousteing zıt renklerin birlikteliğini  öne çıkardığı koleksiyonuyla Moda Haftasına damgasını vuran ve en çok konuşulan ismi oldu. Bu gidişle Olivier Rousteing  ustası Christophe Decarnin'i unutturacağa benziyor. Koleksiyonun, modern kesimleri ve incelikle bezenmiş hasır örgü, rafya ve kristal baskıların nefis kombinasyonu görenlerin  gözlerini kamaştırıyor. Dama desenleri ile defileye gelenleri adeta hipnotize eden modacının  “Latin duygusallığı “ içinde hazırladım dediği koleksiyonunda  bazı ceketler ağır matador kostümleri gibi süslenmiş. 90 'lı yılların güçlü, geniş ve dik omuzları ile keskin hatlara sahip olan bu üstlerde siyah ve beyaz  yoğun olarak kullanılırken, sarı, açık mavi ve krem renklerine de yer verilmiş.

      Manish Arora
      Koleksiyonlarıyla Paris podyumlarında Hint rüzgarları estiren ve gerçeküstü görüntüler  kralı  olarak anılan Manish Arora. 2013 Bahar koleksiyonunu sunduğu defilesinde yine fantastik bir öyküden fırlamış gibi görünen modelleri ile çok konuşuldu çok  haber oldu. Kendi etnik kültürünün tüm detaylarını kullandığı şaşırtıcı derecede basit bir kesime sahip kıyafetler kaplan baskıları, altın simli nakşılar ve olağan üstü bir el isçiliği ile bezenmiş. Altın tozluklar, egzotik deriler, yüzde kullanılan farklı  takılar, çok süslü klipsli kolyeler, ve bileziklerle gerekten göz alıcı özel bir koleksiyon.

      Paris Moda Haftasına katılan iki Türk tasarımcımızdan, bir iyi bir de kötü haberimiz var. Büyük  bir şansızlık eseri taşıma şirketinin, Paris'e gönderilen koleksiyonu kaybetmesi üzerine Hakan Yıldırım’ın  defilesi iptal edildi. Aslında çok nadir görülen bir olay olmasına rağmen hatırlarsanız 2011 yılında Marc Jacobs koleksiyonunun çalınması üzerine modacının Londra Moda Haftasında ki defilesi de iptal edilmişti. İyi haberse, Arzu Kaprol,  moda haftasının en prestijli günü olarak bilinen son gününde Paris Güzel Sanatlar Akademisinde düzenlenen defilesiyle büyük beğeni topladı. Modacının "Perfect Imperfection “Kusurlu Mükemmellik" felsefesinden yola çıkarak hazırladığı ve romantizmi ön planda tutulduğu koleksiyonda, kusurların insanı güzelleştirdiğini savunurken, bu görüşten yola çıkarak hepimizden mükemmelliği sorgulamamızı istiyor gibiydi. Beyaz, siyah, kum tonları, metalik renkler  ve neon renkli desenler kullanılan koleksiyonda  modacının geometrik lazer kesim deriyi, ipek kumaşlarla birlikte kullandığı guruplar büyük ilgi gördü.
      New York, Londra,  Milano ve Paris derken dört hafta süren bu zorlu maratonun da sonuna geldik. Firmaları, tasarımcıları, alıcıları, dergi editörleri, moda yazarları ve trend takipçileri derken sektöre emek veren tüm Moda Dünyası, henüz kışa bile  giremediğimiz şu günlerde  2013 Baharını çoktan arkada bıraktı . Yüzerce koleksiyon, binlerce modelle yoğrulduğumuz  bu moda ziyafetinden  bizlere kalansa hoş kareler  ve anılar.
       Yeniden görüşebilmek dileği ile;
       Tuba Edman  / T&E Trend Tracker

      ------------------------------------------------------------------------------------------------

      Moda Donna Milano ( İlkbahar /Yaz 2013 )

      CUMA, 5 EKIM 2012 08:15 PM
      A A A A
        

      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
      Turkishny.com
      Her günümüz bir başka moda haftası ile renklendi bu ay. New York ve Londra'dan sonra geçtiğimiz hafta, tüm gözler, İtalyan modasının başkenti Milano’daydı.
      İtalya’nın kuzey yıldızı Milano, sıcak insanları, pizza dükkanları, ortanca çiçeklerinin süslediği küçük kafeleri, birbirinden ünlü markaların butiklerinin sıralandığı Via Montenapoleone’nin şık vitrinleri, her köşesinde tarih kokan, parke taşlı sokakları ile, ”Moda Donna Milano” bilindik ismi ile Milano Moda Haftası’na ev sahipliği yaptı.
      Gucci, Georgio Armani, Dolce and Gabbana, Prada, Versace, Just Cavalli, Gianfranco Ferre, Alberta Ferretti, Dsquared2, Trussardi, Emilio Pucci, Moschino, Max Mara, Rocco Barocco, ve Etro gibi Moda Dünyası’nın efsanevi ve en önemli markaları, İlkbahar-Yaz 2013 koleksiyonlarını moda tutkunları ile paylaşırken, birbirinden özel şovlarıyla bizleri zamandan zamana, ülkeden ülkeye tadına doyamadığımız, unutulmaz bir yolculuğa çıkardı.
      Moda denilen şey, hiç bitmeyen bazen zamanın içinde bazen zamanın bile ötesinde sonsuz  bir yolculuk değil midir zaten. Hele ki başlangıç noktanız kendine has tarzıyla diğerlerinden ayrı bir auraya sahip olan Milano ise, bu yolculukta çok daha heyecanlı bir serüven sizi bekliyor demektir.
      Prada ve Etro ile Uzak Doğu’nun gizemini, D&G ile Sicilya sahillerinin sıcak kasabalarını, Max Mara ile Afrika safarilerini, Feretti ile okyanusun derinliklerini, Versace’nin renklerinde kızgın çöllerin denizlerle birleştiği egzotik kıyıları, Moschino ile 60’ları, Gucci ile 70’leri yeniden yaşadığımız, Armani ile buğulu bir gecede yıldızlara dokunabildiğimiz altı gün süren muhteşem bir yolcuktan arda kalan unutulmaz anları ve kareleri, sizlerle paylaşmak istiyorum.
      Her yıl olduğu gibi bu yılda bir moda fenomenine dönüşen Milano Moda Haftası’nın 71 defilesi içinde en beğenilen şüphesiz Dolce & Gabbana defilesiydi.

       Dolce Gabbana
      Yaptığı her defileyi görsel bir şölene dönüştüren Domenico Dolce ve Stefano Gabbana, ustalıklarını bir kez daha gösterdi. Her ne kadar aksesuar olarak kullandıkları, başında meyve sepeti taşıyan siyah kadın küpeleri ile tüm ırkçı tartışmaların hedef noktası olsalar da, Domenico Modugno’nun nostaljik parçası "Meraviglioso" ile  başlayan defilede, her detayı insanı kendine çeken harika bir koleksiyonla yine herkesi büyülediler. Sicilya'nın renkli ve enerji dolu sokaklarından ilham alınarak hazırlanan koleksiyon için, Sicilya kuklalarından ve seramik işlemelerden esinlenilmişti. 2013 bahar koleksiyonunun tanıtımını da adeta şehrin rengarenk, enerji dolu sokaklarını podyuma taşıyarak yaptılar. Kırmızı, lacivert, siyah, sarı, kahverengi renklerin kullanıldığı koleksiyonda, mavi ve beyaz çizgili kısa elbiseler, mini şortlar, ponponlu küpeler, saç bantları, hasır elbise ve çantalar, boncuklu sandaletler ve  ahşap boyamalı  dolgu topuklular tek kelime ile göz alıcıydı. Siyah tüllerle kaplanmış hasır örgüden tasarlanmış eşsiz balo elbisesiyse defilenin en beğenilen parçası oldu.

      Gucci
      İtalya ve moda denildiğinde beklide akla gelen ilk isim Gucci’dir. Bu senede son derece sade, ayni oranda etkileyici koleksiyonu ile Gucci, kullandığı  kaliteli kumaşları, muhteşem parlak renkleri, dekolteyi ve volanları kullanışındaki ustalığı ile herkesi kendine hayran bıraktı. Tasarımcı Frida Gianni’nin, Gucci için hazırladığı koleksiyonda; mercan rengi, kobalt mavisi, yeşim yeşili, limon sarısının yanında siyah ve beyaz gibi nötr renkler kullanılarak hazırlanan pantolonlu takımlar, kokteyl elbiseleri çok şıktı. Özellikle göz kamaştırıcı mercan ve iri taşların kullanıldığı aksesuarları, Piton derisi çantaları ve renkli güneş gözlükleri ile lüks ve zarafeti aynı anda yaşamak isteyenlerin gözdesi 2013 baharında da Gucci olacağa benziyor.

      Prada
      Japon ve Geyşa kültürünün etkisinde kalmış sade çizgilere hakim olan  koleksiyonda; Miuccia Prada, ağırlıklı olarak siyah, beyaz, krem ve kırmızı tonlarını, çiçek desenleri ile kombinlemiş. Parlak saten ve sert ipekleri kullandığı koleksiyonda, Origami katlamalarını anımsatan kıyafet formlarında, kimonoları modernize ederek koleksiyonun sert havasını geyşa yumuşaklığı ile dengelemiş. Koleksiyonda fazlaca kullanılan kürk mont ve etoller, devasa parmak arası platform ayakkabılar, metalik çoraplar, çiçek desenli gözlük ve çantalarsa modacının özgür ve cesur ruhunun göstergesi gibi..

      Roberto Cavalli
      Kendi adını verdiği markası ile Moda Dünyası’nın en önemli markaları arasında yer alan  İtalyan modasının vazgeçilmez ismi Roberto Cavalli‘nin 2013 koleksiyonunda da markanın efsaneleşmiş hayvan desenli baskıları ile kadına vahşi bir seksapellik kazandırılmış. Beyaz deri ve dantel tunikler, orman baskılı ipek ve sifon bluzlar, pantolonlar, derin dekolteli  “v “ yaka  elbiseler, boncuk işlemeli siyah gece kıyafetleri yanında  siyah ve beyaz renklerin uyumlu birlikteliği en göze çarpan detaylardan.

      Giorgio Armani
      Armani’nin bu seneki ilham kaynağı gökyüzü, parıldayan yıldızlar ve mehtap. Renklerde bolca metalik gri, inci beyazı, turkuaz, yeşil ve maviye yer veren tecrübeli tasarımcının renk geçişleri harika. Armani gecenin sihrini yansıtmak istediği koleksiyonunda, siyahin tahtını gecenin ve dolunayın etkisi ile lacivert tonlarına bırakmış gibi. Sedefli saten ve ipek kumaşlardan hazırlanan koleksiyonda konfor ve zarafet  ön planda tutulmuş. Slim erkeksi ceketler, geniş ipek pantolonlar ve hem gece hem de gündüz giyilebilecek elbiseleri ile, tek kelimeyle muhteşem, Armani 2013 bahar koleksiyonu.

      Versace 
      Merakla beklenen koleksiyonlardan biride Donatella Versace’nin tasarımları ile hayat bulan Versace markası.Abisi Gianni’nin 1997 yılında ölümünden sonra baş tasarımcı olarak şirketin başına geçen Donatella‘nın "Güçlü ama narin, benim gibi," diye tanımladığı bahar koleksiyonu, baştan çıkarıcı dantel süslemeler, hassas şifon kumaşlarla son derece feminen. Soluk mavi, portakal, fildişi, menekşe ve yeşil renklerle hazırlanan koleksiyondaki, tek omuzlu ve kırbaç kesikli  kokteyl elbiseleriyse büyüleyici. Ayrıca metalik saçaklarla çingene kıyafetlerinin esintileri taşıyan koleksiyon, çöl üzerinde ki turuncu gün batımından, kumtaşı yamaçlarına oradan da derin mavi denizlere canlı bir tablo çiziyor adeta.

      Gianfranco Ferre
      Geçen yıl Dubai-Paris Grubu tarafından satın alınan Ferre’de, görünen o ki, gurubun muhafazakar tutumu Ferre adına koleksiyonları hazırlayan  Federico Piaggi ve Stefano Citron’u oldukça etkilemiş. Güzel ama genel etkisi sert  bir bahar koleksiyonu Ferre’nin ki. Daha çok mimari tarzdan ilham alınan tasarımlarda, siyah ve beyaz ön planda tutulmuş. Ağır terzilik tekniklerinin göze çarptığı koleksiyonda çok farklı modellere de yer verilmiş, dışarıdan tulum gibi görünen ancak bir bacağı pantolon, diğeri etek olarak tasarlanmış bir kaç kıyafet bile var. Bunu yanında sade kesim elbiselerin belde metalik yaprak kemerlerle süslendiği kıyafetler ve panter desenlerinin kullanıldığı parçalarla oldukça farklı bir koleksiyon Ferre 2013 bahar koleksiyonu.

      Dsquared2
      Kanadalı ikiz kardeşler Dean & Dan’ın hazırladıkları Dsquared2  bahar koleksiyonunda, süslü deri kasketler, eldivenler, zincirli ve incili abartılı aksesuarlar, mini deri etekler, yazılı tshirt’ler, büstiyer üstler, maxi deri elbiseler ve kapitone çantalarla dişiliğin ön plana çıkarıldığı, seksi polis kız imajı çiziliyor. Siyah, kırmızı, beyaz ve fuşya tonlarının kullanıldığı koleksiyon da asıl temeli jean tasarımlar üzerine inşa edilen firmanın azda olsa şirin jean parçalarına yer verilmiş. Taş ve boncuk süslemeli ayakkabılar da doğrusu çok şık.

      Max Mara
      Max Mara 2013 bahar koleksiyonu, vahşi doğa ile iç içe bir safari  yolculuğuna çıkarıyor takipçilerini. Afrika’nın yabani hayatından ilham alınarak hazırlanan koleksiyonda, sıcak toprak renkleri, haki ve zeytin tonları ağırlıkta. Elbiseler ve eteklerde özellikle leopar baskılar ve çiçek desenleri çokça kullanılmış, böylece heyecan verici desenlerle tasarımlara egzotik bir hava katılmış. Koleksiyon kabanlar, kalem etekler, tulumlar, tişörtler ve bluzon üstlerle tamamlanmış. Kısaca sofistike, sportif ve ipeksi diye tanımlayacağımız  Max Mara koleksiyonunun,  Milano Moda Haftası’nda farklı çizgisi ile büyük ilgi gördüğünü söylemeliyim..

      Moschino 
      Formları ve renkleriyle 60′lari günümüze taşıyan Moschino siyah-beyaz televizyondan renkli televizyon teknolojisine geçişi  konu alan koleksiyonunda, temeli siyah, beyaz çizgilerin üzerine kurarken, bir anda turuncu, pembe, mavi ve sarı gibi güçlü renklerin, parlak çiçeklerin ve cesur grafik ögelerin kullanıldığı büyük bir değişim yaşatıyor izleyicilerine. Büyük bileziklerden, küpelere, yüksek topuklu sandaletlerden krepeli saçlara kadar her şeyin en ince ayrıntısına kadar hesaplandığı ve 60′ların öne çıkan tüm trendlerini günümüze taşıyan defile, Moda Haftası’nın en çok konuşulan defilelerinden biri oldu.

      Etro
      Rengarenk şık çiçek desenleri ile yazı simgeleyen parçalardan oluşan Etro koleksiyonu, Japon kültürünün esintilerini taşıyan bir diğer koleksiyon. Veronica Etro  bu koleksiyonu ile "Fantezi Dünyası’na “  bir pencere açıyor gibi. Kimono, deri kuşaklı judo ceketleri ve Origami kesimlerinin kullanıldığı tasarımlarda el boyaması baskı ve çiçeklerle, onları süsleyen böcek motifleri, bem beyaz takım ve elbiseler üzerinde son derece zarif ve hoş bir hava yaratmış. Diğer Uzak Doğu ülkelerinden de esintiler taşıyan koleksiyonda. Marc Jacobs’un  New York koleksiyonundan hatırlayacağımız çizgilere de yer verilmiş.

      Alberta Ferretti
      Denizin dibinin tüm renklerinin kullanıldığı Alberta Ferretti koleksiyonu,  dalgaların yanardöner tonları ile bizleri okyanusların derinliklerine çekiyor. Projektörle podyumun arka duvarına hava kabarcığı efekti yansıtılan defilede, mavinin ve yeşilin tüm tonlarının kullanıldığı kıyafetlerle podyumda süzülen mankenler, seyredenleri su altında yaşanan hayali bir dünyaya götürüyor. Deniz kabukları ve mercan desenlerinin kullanıldığı işlemelerdeki parlaklık ise göz kamaştırıcı.
      New York, Londra, Milano derken arka arkaya gerçekleşen Moda Haftalarından birinin daha sonuna geldik. Şimdi sıra bu seneki son durağımız, Moda’nın çıkış noktası Paris’te, Christian Dior, Chanel, Valentino, Saint Laurent, Givenchy gibi Moda tarihini yazan üstatlarla kim bilir yine hangi heyecanlı serüvenlere çıkacağız...
      Paris Moda Haftasın da görüşebilmek  dileği ile;
       Tuba Edman  / T&E Trend Tracker

      ---------------------------------------------------------------------------------------------------

      Londra Moda Haftası (İlkbahar/Yaz 2013)

      CUMA, 28 EYLÜL 2012 08:25 AM
      A A A A
        
      Bu seneki New York-Paris moda yolculuğumuzun ikinci durağı Londra’dayız.Kültürü, sanatı ve modasıyla Avrupa’nın parlayan yıldızı tezatlar şehri Londra.
      Şehir 2012 Londra Olimpiyat oyunları heyecanını daha üzerinden yeni atmışken, tekrar bir heyecan dalgası ile sarsılıyor. Bu sefer, usta tasarımcıları, yatırımcıları, genç yetenekleri ve uluslararası medyası ile Moda Dünyası’nın gözleri bir kez daha Londra’nın üzerinde.
      Karanlık ve kasvetli havasının aksine çok keyifli ve renkli bir yaşamı barındıran şehrin; kırmızı telefonları, otobüsleri ve posta kutuları sanki şehrin gri, puslu her an yağmaya hazır havasına inat yapar gibi, sıcacık cıvıl cıvıl. Geçtiğimiz hafta, 14-18 Eylül  tarihleri arasında düzenlenen Moda Haftası ile ortam daha da ısındı ve renklendi. 2013 bahar koleksiyonları rengarenk çiçeklerle donattı, şehrin her an ıslanmaya hazır sokaklarını.
      Ünlü tasarım okulları, Dünya markalarının butikleriyle dolu Knightsbridge caddesi, retro giysi mağazalarının büyüsüne kapılmadan yürümenin  adeta imkansız olduğu sokakları ve farklı giyim stillerine sahip insanları ile önemli moda merkezlerinden biri Londra. Ve şehir, Bir New York’lu olarak hiç hoşuma gitmese de bu yıl, dünyanın moda merkezi ünvanını New York’un, elinden almayı başardı. Sosyal paylaşım sitelerini ve dünya çapındaki tüm basılı medyayı takip eden The Global Language Monitor’un yaptığı “ Küresel moda merkezleri “ listesinde bir numara Londra olarak belirlendi. Bu yükselişin en önemli nedenleri olarak, Kraliyet Ailesi ve ülkenin yeni gözdesi, bulunduğu her yere ışıltısını saçan  Kate Middleton ve geçen şubat ayında  intihar etmesine rağmen halen markası dimdik ayakta olan,  2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın kapanış gösterisine de damgasını vuran, Alexander McQueen  olarak gösterilse de, en görkemli moda şovlarına sahne olan, moda dünyasının en önemli isimlerini bir araya getiren,Londra Moda Haftası’nın da bu yükselişe büyük katkı sağladığı ve Londra’nın “moda  şehri “ olarak  anılmasında en önemli etkinliklerden biri olduğu  inkar edilemez bir gerçek.
      Ev sahipliğini Somerset House’un yaptığı ve 2013 bahar koleksiyonlarının tanıtıldığı Londra Moda Haftası bu yıl da her zamanki gibi, diğer rakiplerine oranla daha yenilikçi, daha genç, daha eğlenceli, daha cesur ve daha renkli geçti. Bir çok ünlü tasarımcı, koleksiyonlarını tanıttı ve podyumların tozunu dumanına katarak çoktan bayrağı Milano’ya devretti bile.

      Londra Moda Haftası süresince; Burberry,  Tom Ford, Paul Smith, Mulberry, Vivienne Westwood, Temperley London, Mary Katrantzou gibi İngiltere’nin önemli modacılarının yanı sıra dünyanın çeşitli yerlerinden gelen birçok tasarımcı yeni koleksiyonlarını 70'den fazla defileyle moda severlere tanıtı.
      Başarılı Türk modacılar, Bora Aksu ve Erdem Moralıoğlu’da  2013 ilkbahar -yaz koleksiyonlarını Londra Moda Haftası'nda sergiledi. Bu güne kadar birçok başarıya imza atmış ve bu başarıları aldıkları bir çok ödülle kanıtlanmış Bora Aksu ve Erdem Moralıoğlu, 2013 bahar koleksiyonlarını tanıttıkları defilelerle de yine ilgi odağı oldular. Yurtdışında yaşayan ve gelecek vaat ettikleri kesin gözle bakılan iki modacımız, bu yıl  İngiliz ve diğer uluslararası basının üzerlerinde en çok yazdığı modacılar arasındaydı.. Özellikle Bora Aksu'nun Romanya Kraliçesi Victoria'nı kızı Mariz’den aldığı ilham ile tasarladığı örgü taçlar herkesin beğenisini kazandı. Defileyi izleyen İngiliz best model Kelly Brook’unda söylediği gibi  Aksu’nun  ipek ve saten kumaşlardan tasarladığı krem, beyaz, sarı ve açık mavi tonlarındaki romantik elbiselerinden, elbiseleri ile kombinlediği jakarli çoraplarına, kullandığı müziğe ve kartografiye kadar her şey kusursuzdu.

      Kısaca Erdem olarak bilinen ve kreasyonlarını bu isimle pazarlayan Erdem Moralıoğlu, 60’li yılların esintisinde hazırladığı koleksiyonu ile her zamanki gibi podyumu çiçek bahçesine cevirdi. “Ladylike” tarzını benimseyen koleksiyonda ünlü modacı, feminen ayrıntıları ihmal etmeden; bebek mavisi, açık sari, krem, lila ve kayısı tonlarını floral desenlerle bütünleştirerek gerçekten zarif ve hanım hanımcık bir tarz yaratmış.Ayrıca yılan ve leopar derisi efekti verilmiş kumaşlarla hazırladığı gurupta büyük beğeni kazandı.

      Londra Moda Haftası’na katılan diğer başarılı Türk modacılardan, İsminin tersten yazılışı olan “ Lug Von Siga “ markası altında hazırladığı “Kapalıçarşı” koleksiyonunu ile Gül Ağış’i, karanlık, seksi ve şımarık olarak ifade ettiği koleksiyonu ile Zeynep Tosun'u, eski tarih sayfalarının izlerini canlı renklerle harmanlayan Deniz Berdan’ı da unutmamak gerekir.

      Türk tasarımcıların dışında gerçekten çok ideali, etkileyici, şık, renkli hatta şaşırtıcı koleksiyonların sergilendiği Londra Moda Haftasın da, Vivienne Westwood, Burberry Prorsum, Moschino Cheap & Chic, House of Holland, Paul Smith, Issa, Meadham Kirchhoff, Temperley London ve Mulberry koleksiyonları benim en  çok beğendiklerimden.
      Vivienne Westwood’un Red Label markası için hazırladığı koleksiyonu Londra Moda Haftası’nın en çarpıcı defilelerinden biriydi. Özellikle yüzleri  farklı renklerle boyanan abartılı makyajlı mankenler en az koleksiyonun kendisi  kadar iddialıydı. Nostaljik çizgileri modernleştirerek sunan Vivienne Westwood’un  bahar koleksiyonu, gerçekten renklimi renkliydi. Boyundan bağlı eşarplar, gömlek elbiseler, mini kalem etekler ve ceketler, renkli bluzlar, dar paça pantolonlar ve çiçek desenlerinin yanında asimetrik  kesim yakaların da fazlaca kullanıldığı koleksiyonda, uzun eldivenler, şapkalar ve  özelikle kedi gözlükleri en çok dikkat çeken aksesuarlar arasındaydı.
      Londra Moda Haftası kapsamında düzenlenen defilelerden en dikkat çekici olanı şüphesiz Hyde Park’ta gerçekleştirilen Burberry Prorsum defilesiydi. Göz kamaştırıcı şovuyla Burberry ihtişamlı Dünyası’nı 2013 ilkbahar koleksiyonu eşliğinde izleyicilerine sundu. Uzun zamandır merakla beklenen şov kesinlikle beklentileri boşa çıkarmadı. Burberry’nin klasik deseninin yok denecek kadar az göründüğü koleksiyonda fosforlu metalik renkler, renkli trençkotlar, yarım pelerinler ve korseli elbiseler en dikkat çekici parçalardı. Ayrıca şeffaf, sadece omuzları kapatan pelerinler gerçekten göz alıcıydı. Teknolojinin tüm olanaklarını çok iyi kullanan firma, canlı olarak yayınlanan defilede alıcılarına ayni anda online sipariş verme imkanı da sağladı. Saten ve pamuk satenin çok iyi kullanıldığı  koleksiyonda turuncu, mor, istiridye kabuğu pembe, mürekkep mavi, ten rengi, çalı yeşili ve beyaz en göze çarpan renklerdi. Geçen yaz azda olsa varlığını hissettiren şeffaf trendi, 2013 yazında  Burberry çantaları ile, bizlere şeffaf modasının yazın vazgeçilmezleri arasında olacağını gösteriyor.

      Mor bir t-shirt’ün üzerine yaptığı Frankenstein baskısı yanında, şeffaf akrilikten cıvata ve somunlarla tutturulmuş elbiseleri ile Frankenstein’i defilesine taşıyan Christopher Kane,farklılığını bir kez daha herkese gösterdi. Şeker ve kanarya sarisi renklerini kullanan modacının, boncuk, payet ve şeritlerle süslediği, dantel aplikeli elbiseleri ve kapitone motorcu ceketleri de büyük ilgi gördü.

      Moschino Cheap & Chic
       2013 bahar koleksiyonu, son derece eğlenceli, neşeli ve renkli. Her zaman renkli koleksiyonları ile tanıdığımız marka bu sezonda da kendine özgü çizgisinden taviz vermemiş. 70′lerden ilham alan koleksiyon mor ve mavi’nin her tonunun, yaz aylarında gardıroplarımızı süsleyeceğinin sinyallerini veriyor. Bol renkli koleksiyonda, belden bağlamalı gömlekler, renkli pantolonlar  özellikle ananas desenleri dikkat çekici.

      İngiliz tasarım ikilisi Edward Meadham ve Benjamin Kirchhoff  teatral bir yaklaşımla “masal “ tadında bir koleksiyon hazırlamışlar. Meadham Kirchhoff’un  bahar koleksiyonu için  Victorian tarzından esinlenerek hazırladığı giysiler; gerçek üstü ve süslü bir zenginlik içinde. Büyük, kabarık kollu korseli ceketler, kat kat fırfırlı, volanlı, jüponlu etekler,  şapkalar, tüyler ve  kurdelelerle donatılmış eğlenceli bir koleksiyon. Saç süslemesinde kullanılan Shirley Temple lüleleri de gerçekten çok sevimli.

      Mary Katrantzou,
       bahar koleksiyonu içinizi yoluculuk heyecanı ile doldurabilir ve tasarımları izlerken  kendinizi dünya turuna çıkmış gibi hissedebilirsiniz. Finlandiya, Venezuela ve Moğolistan gibi ülkelerin pullarından ve kartpostallarından ilham alınarak hazırlanan baskılı kumaşlarla tasarlanmış koleksiyonda, kesimler çok sade olsa da desenlerin büyüleyiciliği herkesin ortak görüşü.

      Mulberry,
       Moda Haftası’nda dikkatleri üzerine çeken diğer bir isim. Mulberry' nin tasarımcısı Emma Hill’in deriler ve parlak renklerin yanı sıra  toprak tonlarını da kullanarak hazırladığı koleksiyonda, geniş paçalı deri pantolonlar ve erkeksi ceketler,  mavi ve karamel çiçekli kuşaklar, pelerinler, şeffaf payet ve pullarla kaplı fularlar ayrıca motorcu ceketleri en dikkat çekici parçalar. Tasarımcının, son zamanlarda müzikal başarısı kadar stili de oldukça çok konuşulan Amerikalı müzisyen Lana Del Rey den ilham alarak hazırladığı çanta koleksiyonu da gerçekten çok şık .

      Issa 
      defilesi Moda Haftası’nın  gerçekten en renkli olanlarındandı. Tropikal esintili koleksiyonda, saçlarda kullanılan orkidelerden, uçuşan elbiselere, renkli tulumlara, egzotik kuş desenlerinden, kaplan ve fil baskılarına kadar her şey cıvıl cıvıldı. Anlaşılan Daniella Issa, renk seçiminde cesaretini sonuna kadar kullanmış ve yaz için, mor, sarı, turuncu, yeşil ve pembe renkleri seçmiş, ve hayalindeki tanrıca kadınları yaratış.

      Beş gün süren ve birçok tasarımcının ürünlerinin sunulduğu Moda Haftası’nda çok ilginç tasarımlar ve tasarımlar kadar ilgi çeken konuklar da vardı. Ama, Moda Haftası’na damgasını vuran isim kuşkusuz çılgın gelinlik tasarımları ile Pam Hogg olduManken Alice Dellal'ın kalçayı tamamen dışarıda bırakan kıyafeti Londra Moda Haftalarından yeniliklere ve çılgınlıklara alışık olan davetlileri bile şok etti. En çok ilgi çeken şovlardan biride, açılışını ABD’li pop şarkıcısı Lady Gaga’nin başından bileklerine kadar tüm vücudunu saran pembe tülden bir burka ile yaptığı, Treacy defilesi. Şapka ve saç aksesuarı denince, akla gelen ilk isimlerden biri olan  Philip Treacy’nin  hazırladığı iddialı şapka ve aksesuar koleksiyonu tüm gözlerin Treacy defilesine çevrilmesine neden oldu.10 yıldır hiçbir Moda Haftası’na katılmayan modacının ihtişamlı dönüşü Treacy hayranların heyecanlandırdı. Abartılı büyüklükteki şapkalar ve Michael Jackson’dan esinlenerek hazırlanan kıyafetler  gerçekten çok ilginçtir.

      Güneşe hasret Londra’da beş gün boyunca içimizi  “Moda“ ile ısıtıp, üçüncü durağımız  Milano’ya doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. Artık sıra Milano’da  Moda Dünyası’nın en önemli markalarını ve tasarım üstatlarını ağırlamaya hazırlanıyor Milano. Gucci, Giorgio Armani, Versace, Roberto Cavalli, Gianfranco Ferre, Prada daha kimler yok ki. Özelikle  kapanış günü düzenlenecek Dolce & Gabbana defilesi için şimdiden heyecanlandığımı söyleyebilirim. Bakalım moda bayrağını teslim alan Milano Moda Haftası’nda neler yaşanacak. Neler ve kimler öne çikacak.
      Milano Moda Haftasın da görüşebilmek  dileği ile;
      Tuba Edman  / T&E Trend Tracker
            --------------------------------------------------------------

      New York Moda Haftasının Unutulmazları

      ÇARŞAMBA, 19 EYLÜL 2012 11:18 AM
      A A A A
        
      New York’ta esen moda rüzgârı  tüm dünyayı sarsarak ilerlemeye devam ediyor.New York, Londra, Milano ve Paris’te düzenlenecek ve toplam bir ay süreyle devam edecek  olan 2013 İlkbahar/ Yaz koleksiyonlarının  tanıtıldığı moda haftaları; 6 Eylül tarihinde, ilk durağı New York’ta  kapılarını moda severlere açtı. Trendler belirlendi ,gelecek yıl için siparişler alindi, koleksiyonlar ve şovlar tüm gündemi işgal etti  ve bu  muhteşem moda rüzgarı yine  tüm dünyayı sarsarak  hafızalarda unutulmaz anılar ve resim kareleri  bırakarak 13 Eylül’de son buldu.
       Sokaklarında yürürken kendinizi neon ışıkları ile çevrelenmiş  düşsel bir dünyanın içinde gibi hissettiğiniz, filmlere, şarkılara ,koleksiyonlara  ilham olan bu büyülü şehir . Moda haftasıyla birlikte  dünya modasına yön veren usta tasarımcıların koleksiyonlarını sergileme heyecanı yasadıkları, ayni zamanda defileleri izlemeye gelenlerin şıklıkta birbirleri ile yarıştıkları “sokak modası fotoğrafçıları’nın “ karelerine girebilmek ve magazin dergilerinde boy gösterebilmek için çabaladıkları büyük bir şölen alanına dönüştü.

      1943 yılında New York’ta Press Week- Basın Haftası adı altında ilk defa düzenlenen bu büyük moda gösterisi, aslında ; Paris’in hükümdarlığı altındaki moda şovlarına karşı bir alternatif oluşturmak amacıyla başlamıştı. 1993 yılında günümüzde ki halini aldı ve Mercedes-Benz Moda Haftası olarak da anılmaya başlandı. Yıllarca Bryant Park’taki çadırda ziyaretçilerini ağırlayan moda haftası artık Lincoln Center’da kapılarını moda dünyasına açıyor. Bu kısa tarih bilgisi ile hafızalarımızı tazeledikten sonra .
      Bu senenin unutulmaz koleksiyonlarına, şovlarına birlikte göz atalım dilerseniz;

      New York Moda Haftası’nın olmazsa olmaz tasarımcıları arasında yer alan Donna Karan, Calvin Klein, Marc Jacobs, Ralph Lauren ve Oscar de la Renta  gibi isimler  2013 ilkbahar –yaz  koleksiyonları ile  bir kez daha bulundukları yeri hak ettiklerini herkese gösterdiler.
      Ama beni koleksiyonlarına hayran bırakan Alexander Wang , Marc Jacobs ve Zac Pose’nun yanında , Marakeş sokaklarından aldığı ilhamı saten ve ipek gibi  uçuşan kumaşlarla buluşturan, tiril tiril koleksiyonu ile  60’li yılların egzotik havasını podyuma taşırken   ”Palazzo” adını verdiği koleksiyonu ile şık bir 2013 baharın müjdesini veren Diane von Furstenberg’i de unutmamak gerekir. Ayni zamanda Furstenberg, sahne arkasında ve podyumda yaşananların görüntülemesi için rengarenk Google  gözlüklerini kullanarak Moda Haftası’nın en çok konuşulan isimlerden biri olmayı da başardı.

      Ayrıca Michelle Obama'nın da en gözde  tasarımcılarından olan, süper yetenek Jason Wu’nun da harikalar yarattığını söylemeden  geçemeyeceğim. Wu, bahar koleksiyonunda şehvet ve masumiyeti ince bir dengeye oturtmuş. Zaten kendisi de koleksiyonunu hazırlarken kadının içindeki iki farklı duyguyu yansıtmak istediğini vurgulamıştı. Wu’nun bahar koleksiyonunu hazırlarken ''Fotoğrafın şövalyesi'' diye bilinen Helmut Newton'ın Paris sergisinden  etkilendiği de herkesçe konuşuluyor

      Unutulmaması gereken diğer bir isim,  BCBG Max Azria, ünlü modacı  her zamankinden daha  farklı, daha gösterişli muhteşem bir bahar  koleksiyonu ile  Manhattan podyumlarında defileyi izlemeye gelenleri etkilemeyi yine  başarıyor. Koleksiyonda soft siluetler, seksi kumaşlar ve etnik desenler dikkat çekiciydi. Ama   New York Moda haftasına damgasını vuran isim  Spice Girls’in unutulmaz kızı Victoria Beckham olmuş gibi görünüyor. Bütün moda eleştirmenlerinden tam not alan Victoria'nın, bugüne kadar ki en iyi performansını sergilediği herkesin ortak fikri .Özel hayatında abartıyı , şaşayi  , yüksek topukları seven, moda dergilerinde hep bu haliyle görmeye alıştığımız Victoria ‘nin  koleksiyonlarında ki sadelik ve kullandığı dümdüz ayakkabılar herkesi şaşırttı diyebilirim.

      Kalıpların ötesine geçmekte usta olan tasarımcı Alexander Wang, yine New York Moda Haftası’nın en akılda kalan defilelerinden birini sergiledi. Her zaman New York’un   en popüler defilelerini sunan ve son yılların en hızlı yükselen moda tasarımcılarından birisi olan Wang, ilkbahar 2013 koalisyonunda daha hareketli ve çarpıcı parçalara yer verdi.1980 yapımı “Tron “ filminden ilham alarak hazırladığı koleksiyonu kelimenin tek anlamıyla etkileyiciydi. Siyah ve beyazın uyumu beni şahsen büyüledi diyebilirim. Zıtlıkların bir arada yaşandığı koleksiyonda, karanlık ve aydınlığı ,feminen ile maskuleni birlikte ustalıkla kullanan Wang, kullandığı deri parçalı şeritlerin olduğu diz altına kadar uzanan topuklu ayakkabıları ve araya şeffaf şeritlerle daha dikkat çekici hale getirdiği deri elbiseleri ile farkını bir kez daha  gösterdi. Asil  show’unu defilenin  sonunda  ışıkları kapattırıp koleksiyondaki beyaz parçaların ışık saçmasını sağlayarak yapan usta modacı,  çarpıcı ve akıllardan silinmeyecek görsel bir şovla defilesini tamamladı ve bir kez daha farklılığını  herkese ispatladı.

      New York Moda Haftası’na damgasını vuran diğer bir isimse şüphesiz ki  Marc Jacobs. Moda dünyasına hükmedeceğinin sinyallerini daha 1986 da hazırladığı ilk koleksiyonu ile veren  ünlü modacı , ayni sene CFDA tarafından “ modanın yeni dâhisi ” sıfatıyla ödüllendirilmişti.  Sadece İnce  bir zevkin ve zekanın değil ayni zamanda disiplininde en mükemmel örneği olan Marc Jacobs, hem kendi adını verdiği koleksiyonları hem de  Louis Vuitton için hazırladıkları  derken birçok  koleksiyon hazırlamasının gerektiği bir girdapta, her zaman çarpıcı her zaman farklı işler ortaya çıkarabiliyor ve elinin değdiği her şeye mucizevi bir güzellik katıyor. Her zamanki gibi tasarımlarını merakla beklediğimiz Marc Jacobs ,Bu yılda en renkli ve en dikkat çekici koleksiyonlardan  biri olan  Marc by Marc Jacobs 2013 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu New York Moda Haftası’nda  beğeniye sundu. Marc Jacobs’un eşsiz tasarımlarının zaten rengarenk olan kıyafetlere ayrı bir canlılık kattığını söylemeliyim. Adim adim kışa yaklaştığımız şu günlerde, dudak uçuklatacak nitelikte ki geometrik desenli, parlak çizgili  Jacobs tasarımları, tek kelimeyle bahar coşkusu ile içimizi ısıtıyor ve adeta uzaktan uzağa bizlere tüm şirinliği ile gülümsüyor gibi. Rengârenk hazırladığı  elbiseleri  çok yönlü kullandığı desenli şallarla da tamamlayan modacı,  Marc by Marc Jacobs koleksiyonunda ki   aksesuarlarıyla da  yine bu yılda moda tutkunlarının  ilgi odağı olmayı başarıyor.

      Görkemli kabarık elbiseler ve kırmızı halıya layık modellerle Zac Posen, bu yılda  gündeme damgasını vurdu. Defileyi açan Naomi Campbell’ın podyuma adım atmasıyla ve fonda çalmaya başlayan  “Moonlight Serenade” parçası eşliğinde  nostaljik hava tüm izleyenleri etkisi altına aldı. Campbell, 40’s lar dan esinlenilen klasik floral desenli kokteyl elbisesi ve muhteşem kum saatini  andıran  silueti ile seyredenleri adeta büyüledi diyebiliriz. Karolina Kurkova’un da yürüdüğü defilede  kapanışı kırık beyaz straplez bir elbisesi içinde, göz kamaştıran güzelliği ile  Coco Rocha yaptı. Korseler ,tüller ve  kat kat şifonlarla süsenmiş  denizkızı modeli kuyruklu, tafta,  müzeye layık  gece elbiselerini, önümüzdeki dönemin ödül törenlerinde, kırmızı halıda sükse yapmak isteyen ve fiziğine güvenen hangi Hollywood yıldızlarının üzerinde göreceğiz, açıkçası şimdiden merak ediyorum.

      New York Moda Haftası’nın kapanışı 13 Eylül’de gerçekleşti. Finali Amerikan modasının devleşmiş isimleri Calvin Klein ve Ralph Lauren yaptı. Jessica Alba ‘nın da ön sıralarda izlediği Ralp Lauren defilesinde, siyah ve kırmızı ağırlıklı dantel etekleri , işlemeli erkeksi tarzdaki matador ceketleri , beyaz şifon gömlekleri, boyunlardaki saten şeritleri, saçaklı şallarıyla ve  Flamenko koşturmasındaki gibi görünen mankenleriyle seyredenlerin kendilerini ispanya tatilinde  hissetmelerini sağladı. Tabi ki Amerika’nın gururu moda üstadı Calvin Klein. Tüm içtenliğimle söylemeliyim ki Calvin Klein ‘in 2013 bahar  koleksiyonu benim şimdiye kadar gördüğüm  modacının en başarılı  işlerinden  biri . Çoğunlukla düz renkli siyah ,beyaz ,bej ve krem renklerinin kullanıldığı   diz altında biten kalem etekleri ve elbiseleri, dar paça  pantolonları siyah ve beyazla birleşince yine etkileyici  bir koleksiyon çıkmış ortaya .

      İste böyle ; dolu dizgin gecen, moda ile yatıp moda ile kalktığımız muhteşem bir haftanın ardından New York'tan  bizlere veda ederek ayrıldı Moda Haftası, bundan sonraki istikameti Londra. Simdi bu büyük yarışta bayrak Londra’da….
      Londra Moda haftasın da görüşebilmek  dileği ile ;
      Tuba Edman/T&E Trend Tracker

      No comments:

      Post a Comment